Avusturya’ya özgü bir kurum: İşçi Meclisi

Beş yılda bir yapılan İşçi Meclisi (AK) seçimleri için ilk startlar, 28 Ocak günü Vorarlberg, Tirol ve Salzburg eyaletlerinde verildi. Bir önceki seçim, 2014’te yapılmıştı. Bu vesileyle, kurumu daha yakından tanıtmak için belli aralıklarla araştırma, yorum ve analiz yazıları paylaşacağız.

HÜSEYİN A. ŞİMŞEK

Viyana – Avusturya’da, 2019’un en önemli seçimlerinden biri, İşçi Meclisi seçimleri. Her eyalette farklı tarihlerde ve bir günde değil de belli bir zaman aralığında yapılan seçimler için ilk startlar, 28 Ocak günü Vorarlberg, Tirol ve Salzburg eyaletlerinde verildi. Oy kullanma işlemleri Vorarlberg ve Tirol’de 7 Şubat, Salzburg’da ise 8 Şubat’ta tamamlanmış olacak. Geri kalan eyaletlerdeki seçimler, 4 Mart-10 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bir önceki AK seçimi, 2014 yılı içinde yapılmıştı. Yani kurumun seçim periyodu, “beş yılda bir” şeklindedir. Bu vesileyle, İşçi Meclisi’ni biraz daha yakından tanıtmak için belli aralıklarla araştırma, yorum ve analiz yazıları paylaşacağız.

İşçi Meclisi (Arbeiterkammer-AK), “Avusturya’ya özgü bir kurum” olarak tanımlanır. Tam adı, „İşçi ve Hizmet Sektörü Çalışanları Odası (Die Kammer für Arbeiter und Angestellte) olan bu kurumun, başka ülkelerde -örneğin Almanya’nın kimi eyaletlerinde ve kimi İskandinav ülkelerinde- benzerini bulmak mümkün, ama aynısı yok. Avusturya’daki burjuva demokrasisinin inşa ediliş sürecinde, işçi sınıfı ve hizmet sektörü emekçilerinin mücadelesiyle kazanılmış önemli bir mevzidir bu. Sık sık, “Avusturya’daki sosyal devlet geleneğinin önemli ve kendine has kilometre taşlarından biri” diye de ifade edilir. Kurumun adı Almanca orjinalinden birebir çevrildiğinde, “İşçi Odası” denir sıklıkla.

AK’nın Viyana’da bulunan genel merkez binası.

“Arbeiter”, işçi; “Kammer” ise, bir evin genellikle gerçek yaşam alanının dışında bulunan, küçük ama uyunabilecek donanıma da sahip oda manasında kullanılır. Bir mesleğe, sosyal ve ekonomik tabaka ya da sınıfa yönelik örgütlenme alanında, sembolik (yeni) bir anlam yüklenir. Bu anlamıyla “İşçi Odası”, Türkiye’de de yaygın olan mimar, mühendis, sanayici, işveren, ziraatçılar gibi meslek odalarına tekabül eder. (Tabii, Türkiye’de “işçiler odası” gibi bir kurum yok bildiğim kadarıyla.)

Burada ele aldığımız kurumun adını birebir çevirmeye kalktığımızda, dilbilgisi bazında bir yanlışlık yok. Fakat Avusturya’daki bu özgün kurumun, işlevi ve çalışma tarzı düşünüldüğünde, kimi meslek gruplarında oturmuş “oda” tanımı, çok da yeterli bir ifade değil. Bu yüzden, biz burada “İşçi Meclisi” demeyi tercih ediyoruz. “İşçi Parlamentosu” şeklinde dillendirmelere de rastlanır, ki bu da yanlış değil. Çok uzun yıllardan beridir Viyana’da bu kurumda görev yapan Kadim Ülker, “Türkçesi, ‘İşçi Odası’dır. Ama bu şekilde çevrildiğinde, kurum eksik ifade edilmiş olur aslında”, diyor ve devam ediyordu: “Bu, bütünüyle Avusturya’ya özgü bir kurum. Başka ülkelerde pek benzeri yok. Yani, bu biçimde, bu boyutta, bu çapta yok.” Herkes İçin Renkli Bir Demokrasi (Bunte Demokratie für Alle-BDFA) fraksiyonu çalışanlarından Faryar Nşksat, “ben AK’yı sadece danışmanlık kurumu olarak biliyordum. Bu doğru değildi. AK, aslında küçük bir parlamentodur”, diyordu. Şenol Akkılıç, daha ilginç bir tanımlamayı hatırlatıyordu: “İşçi Odaları, Avusturya’da aynı zamanda ‘gölge hükümet’ olarak da tanımlanmaktadır.”*

Soldan sağa: Kadim Ülker, Şenol Akkılıç ve Gülnaz Yılmaz.

İşçi Meclisi, Avusturya çapında merkezi bir yapıya sahiptir. Dokuz eyaletin her birinin kendi İşçi Meclisi var. Her bir eyaletteki meclisler (AK’lar), Viyana’da bulunan genel merkeze (Federal İşçi Meclisi – Bundesarbeitskammer-BAK) bağlıdır. Bütün eyaletlerde seçimler tamamlandıktan sonra, belirlenen BAK genel başkanı bu merkezde görev yapar. Eyalet bazında en büyük İşçi Meclisi, Viyana’dakidir. Kurumun ülke çapındaki üye sayısı, 2,7 Milyon kadar. Kurumun genel başkanları, bütün eyaletlerde “en güçlü fraksiyon” meclislerdeki en güçlü fraksiyon komununda olan sosyaldemokrat FSG’den çıkar. Şu andaki Genel Başkan Renate Anderl’dir.

İşçi Meclisi ne zaman ve nasıl kuruldu?

Avusturya’daki burjuva federal cumhuriyet, benzer sistemler arasında kendine has kimi özellikler taşıyageldi. 26 Şubat 1920’de kurulan İşçi Meclisi, “Sosyal Ortaklık Sistemi” (Sozialpartnerschaft) bu kendine haslığın sac ayaklarından ikisidir. Bu kuruluş süreciyle ilgili, Kadim Ülker’e kulak verelim tekrar: “İşverenler kendi meslek kurumlarını, odalarını oluşturmaya başlayınca, o dönemdeki sosyaldemokrat sendikacılar onların karşısına alternatif bir örgütlenme koymak için bir tartışma başlatıyorlar. ‘İşverenler odalarını kurdu, çalışanlar neden kurmasın’, diyorlar. Sendikalar, Avusturya Cumhuriyeti’nin kuruluşunda güçlü bir konuydaydılar. İşte İşçi Odası da öyle bir ortamda kurulmuştur.”

Nazi Almanya, Avusturya’yı işgal ettiğinde faaliyetlerine son verilen kurumların başında bu meclisler vardı. İşçi meclisleri, bütün eyaletlerde 1938’de lağvedildi. Bu faaliyetsizlik dönemi, faşizmin topyekün yenilgisine kadar devam etti. İkinci Dünya Savaşı sona erer ermez, yokolup gitmesine izin verilmeyen ve yeniden ayağa kaldırılan kurumların başında yer aldı işçi meclisleri. Federal cumhuriyetin (sık sık İkinci Cumhuriyet şeklinde anıldığı üzere) yeniden kurulduğu süreçte, Ağustos 1945’te İşçi Meclisi de yeniden oluşturuldu.

Sendikalardan farklı nasıl bir işleve sahip?

Peki,ülkedeki bütün işkollarında cumhuriyetin kuruluş sürecinden beri irili ufaklı birçok sendika faaliyetteyken, İşçi Meclisi (AK) gibi bir ikinci kuruma neden gerek duyuldu? (Ülkedeki sendikalar, 15 Nisan 1945 günü Avusturya Sendikalar Birliği (ÖGB) çatısı altında birleşti.) İşçi Meclisi ile sendikalar (1945’ten sonra ÖGB), kelimenin gerçek anlamında iki paralel kurum olarak çalışageldi. Bu kurumlar, alan bölüşümüne gitmişlerdi. Böylece, daha etkili işlev görmeyi hedefliyorlardı. Nasıl? Sendikalar, işçi ve diğer çalışanların pratik işlerinde yoğunlaşıyor; işletmelerdeki işçileri örgütlüyor, toplu sözleşme görüşmeleri yapıyor, grevler organize ediyordu. İşçi Meclisi ise, işçiler ve hizmet sektörü çalışanları için yasama, yargı, sosyal politika, eğitim, iletişim, danışmanlık alanına yönelik çalışmalar içine girmişti. Bu yüzden, akademisyenlerden oluşmuş kurumlardır bu meclisler.

İşçi Meclisi tarafından çalışanlara sunulan hizmetler, dört alanda toplanır. Birinci alan, çalışanlar adına ve yararına yürütülen “lobi çalışmaları”dır. Kadim Ülker’in deyimiyle, “politik bir lobi çalışmasıdır bu”. İşçi Meclisi içinde temsil edilen çeşitli fraksiyonlararası ilişkileri düzenlemek, yapılacak lobi çalışmaları için her bir fraksiyonun taraftarı olduğu parti ya da siyasi hareketi desteğini sağlamaya çalışmak, sonuç açısından oldukça önemli. Bu lobi çalışmalarıyla, çalışanlar yararına kanun çıkartırma, onların yaşam standartlarını iyileştirme uygulamalarına yönlendirme ya da çalışanların zararına yasal düzenlemeleri engelleme. Varolan yasaları, çalışanlar lehine kontrol etme. Şenol Akkılıç, “AK’nın en önemli işlevlerinden biri de hükümetin öne sürdüğü yasalar hakkında fikir belirtmek, danışma görevi yapmak ve bu kararlar uygulamaya geçmeden önce gerekli gördüğü düzenlemelerin yapılmasında zorlayıcı olmak. Örneğin, iş saatleri kısaltılacak. AK bu konuda fikir üretir. İşsizlik arttığında, işsizliğe karşı ne tür tedbirler alınabileceği konusunda yasal düzenlemeler önerir”, diye anlatıyordu bu alana yönelik hizmetleri.

İkinci alan, ekonominin gidişatına yönelik çalışmaları kapsar. “Mesela, toplu sözleşme görüşmeleri yapılacağını kabul edelim. AK, sendikalar için iş dünyasında, sanayi alanındaki gelişmeleri araştırır ortaya koyar. Ekonomik durumu tespit edip buna göre sendikalara malzeme sunar. Toplu sözleşmlerde sendikaların gündeme getireceği talepler açısından çok önemli bir destektir bu”, diye anlatıyordu Kadim Ülker. Kira fiyatlarından tutun da ekmek ve süte varana kadar, her türlü tüketim ürünlerinin fiyat ve kalitelerini, hatta banka kredilerini kontrol etmek de bu çerçevede önemli bir işlev ya da görev.

Üçüncü temel hizmet alanı, eğitim alanıdır. Bu alan, çalışanların mesleki, kültürel, tarihe, geçmişe yönelik eğitim hizmetlerini kapsar. Bunun için, çeşitli eğitim kurumları vardır. İşçi Meclisi, bu kurumlarla hem ortak çalışmalar yapar, hem de onların yaptığı çalışmaları destekler. Geçmişte, Yeşiller’in fraksiyonu olan “Alternatif, Yeşil ve Bağımsız Sendikacılar“ (Alternativen, Grünen und Unabhängigen GewerkschafterInnen – AUGE/UG) adına çalışmalarda yer almışŞenol Akkılıç, “özellikle çıraklık eğitimi olanağı bulamayan gençlere çözümler sunar, önlerinin açık olması için çaba sarf eder”, diyordu.

AK’nın şu andaki Genel Başkanı Renate Anderl.

Dördüncü temel hizmet alanı olan danışmanlık, 1990’ların ikinci yarısında etkili bir hale geldi. Bu dönemde İşçi Meclisi’nin etki alanı konusunda, önemli bir değişikliğe gidildi, danışmanlık faaliyetlerinin kapsamı, çalışanlar yararına genişletildi. Kurumun elemanları, bürolardaki danışmanlık hizmetinin yanı sıra, ilgili mahkemelerde işçilerin temsilcisi olarak da yer alır oldu. Danışma; iş hukuku alanında, tüketici koruma konularında, emeklilik hizmetlerinde, işsizlik sigortasıyla ilgili verilir. Birebir, direk bir danışmanlıktır bu. En önemlisi, iş hulukuyla ilgili danışmanlıktır. Bir işletmede hakkı yenilenlere sahip çıkılması, işletmelerde yasalara aykırı davranışların olup olmadığının kontrol edilmesi, ücreti ödenmeyenler için ne yapılması gerektiği, iş ilişkisi bitirildiğinde bir haksızlık yaşanıp yaşanmadığı… Çalışan adına karşılanması gereken talepler işletmeye bildirilir, eğer bu yolla sonuç alınmazsa, AK, üyesi adına mahkemeye gider, dava açar. Davaları, kendi avukatları aracılığıyla sürdürür.

Bu kuruma kimler üyedir?

Uzun yıllar Viyana’dan sosyaldemokrat FSG’de temsilcilik yapmış Gülnaz Yılmaz, üyelik konusunda şu bilgileri aktarıyordu: “İşçiler, özel ve kamu hizmet sektörlerinde çalışanlar; bunlardan daha önce çalışmış ama mevcut durumda işsiz ya da doğum izninde olanlar AK’nın üyesidir.” Şenol Akkılıç, “üyelik bir zorunluluktur. Her çalışan, AK’ya belirli bir aidat öder. Bu çok cüzi bir miktardır”, diyordu. Kadim Ülker, aynı konuda şu açıklamaları yapıyordu: “Avusturya’da çalışanlarda üç temel kesim var: İşçi (Arbeiter), hizmetli (Angestellte), devlet memuru (Beamte) olarak. Bu üçünden devlet memurları, AK’nın üyesi değildir. Geriye kalan, yani işçiler ve hizmet sektörü çalışanları, bu kurumun üyesidir. Bunlardan, maaşlarının yüzde yarım (0,5) oranında AK aidatı kesilmektedir. AK’nın giderleri karşılanmakta, çalışmaları bu parayla yapılmaktadır.”

……………………………………………………………………..
*Bu yazıda yer alan, bütün “kaynak kişi” alıntıları, Hallac Medien tarafından hazırlanan ve Ağustos 2009’da Yol Tv’de yayımlanan “Avusturya’da Özgün Bir İşçi Kurumu” adlı belgeselden aktarılmıştır.

Vielleicht gefällt dir auch