Hozan Qamber | Halkların müzik deryasındayım

1987’den beridir Viyana’da yaşıyor. Çemişgezek dağları ve yaylalarının göçebe Şavak çocuğu, Avusturya’daki “göçmen kökenli“ ozanlardan biri artık. 2011-2018 arasında üç albümü çıktı. İlkinin tamamı Kürtçe parçalardan oluşuyor. Sonrakiler, Kürtçe ve Türkçe.

TW Türkçe – Avusturya’da Türkiye kökenli birçok müzisyen var. Bunların bir kesimi albüm de yapmış durumda. İşte o albümü çıkmış müzisyenlerden biri de Hozan Qamber. Bu, sanatçının müzik çalışmalarımda kullandığı mahlas. Asıl adı, Nadir Aykut. İlk albümü, 2011 yılının sobaharında “Te Got Na” (Sen ‘yok’ dedin) adıyla çıktı. Bu ilk albümdeki bütün söz ve müzikler kendisine aitti ve parçaların tamamı Kürtçe (Kurmanci) idi. Sanatçı sonraki iki albümünü, Türkçe ve Kürtçe olmak üzere iki isim altında çıkardı. 2014 yılında çıkardığı ikinci albümün adı, “Tam Zamanıdır/Tekavin Zande Hev“dir. Bunlar, kullanılan dillerdeki iki ayrı parçanın adıydı aynı zamanda. (“Tekavin Zande Hev“, Türkçe’ye “el ele verin“ ya da “omuz omuza verin“ şeklinde çevrilebilir.) Albümdeki parçalar da ismine uygun olarak Türkçe ve Kürtçe. “Yangın Yeri / Rindê Rindê” (güzel güzel) adını taşıyan ve 2018’de çıkan üçüncü albümde de aynı tarz söz konusu. İki dilde iki isim ve iki dilden parçalar. Son iki albümdeki parçaların tamamının da söz ve müzikleri, Hozan Qamber’in kendisine ait.

12 Eylül 1980’den sonra gözaltına alındı. Serbest bırakıldı, ama “kamu haklarından yararlanamaz” kararı vardı hakkında. 1987’de Avusturya’ya geldi, Viyana’ya yerleşti. Hozan Qamber’le kendisini, geldiği toplumu, coğrafyayı, müzik çalışmalarını ilginize sunacak bir görüşme yaptık. Sorularımız ve sanatçının cevapları, aşağıdaki gibi oldu.

Hozan Qamber kimdir?

Hozan Qamber: 1963 yılında Dersim’in Çemişgezek ilçesine bağlı Doğan Köyü’nde dünyaya geldim. Kürtçe’de “Şavaklar” diye anılan aşirete bağlı, hayvancılıkla geçinen, yaylacılık geleneği sıkı bir ailenin çocuğu olarak. İlkokulu doğduğum köyde okudum. Yedi çocuklu yoksul ailesinin ilk “göz ağrısı”ydım, ilkokulu bitirdikten sonta eğitimime devam edecek koşullara sahip olamadım. Erken yaşta çalışma hayatına atıldım. Gençliğimin önemli bir kısmı, çobanlıkla geçti. Al yeşil yaylalarda, göğün mavisine hançer ucu gibi saplanmış dağlarda.

Peki, müzik sizin hayatınıza ne zaman, nasıl girdi?

Çocukluğumdan beri türkü, anadilimle söylemem gerekirse “kılam”lar söylerdim. İki önemli kanal vardı, benim için. Alevi bir ailenin çocuğuydum. Dolayısıyla, Alevi müziğiyle yoğruldum. Halk ozanlarını çok erken yaşlarda tanımaya, dinlemeye başladım. Öte yandan, aile büyükleriyle birlikte fırsat buldukça, Erivan Kürt Radyosu’na kulak verirdim daha o yaşlarda. Orta, lise ya da üniviversiteye değil ama, yazı yabanda ezberlediği “kılam”ları söylemeye devam ederek büyüdüm. Ayak bastığım bütün yaylalar, sesime aşinaydı. Yani, ilk gençlik yıllarında Kürt ve Alevi kimliğim ağır bastı.

Erivan Kürt Radyosu’nun oynadığı rolle ilgili biraz daha ayrıntı verebilir misiniz?

Yaşlılarımız, o program sayesinde Kürtçe müzik dinleme olanağı buluyorlardı. O yaşta tamamını anladığımı söyleyemem, ama çok merak ederdim. O yaşlı amcaların yanına sokulurdum, “kılam”ları dinlerdim onlarla. Kauş Ağa, Mohammed Arif Ciziri ve çok sayıda “dengbej”den daha o günlerde haberdar oldum. 1970’lerin ikinci yarısında, içinde bulunduğum çevrenin etkisiyle sol, sosyalist ozanları da keşfedecektim.

Yani, Alevi ve Kürt müzik kanalına, politik (protest) bir kanal eklendi.

Evet. Aşık Ferhat, Ozan Emekçi, Şiwan, Aşık İhsani… Müzik dünyamda, yeni idollerim oldu bunlar. On beş-on altı yaşlarından sonra, sadece dinlemekle, onların parçalarını ezberleyip söylemekle yetinmemeye başladım. Saz çalmayı da öğreniyordum bu arada. Kendim söz yazmaya başladım. Defterimin önemlice sayıdaki sayfasını doldurmuş sayılırdım. Ama gün geldi, jandarmanın köyümüzde başlattığı sıkı bir arama sırasında, o defter, başıma bir iş getirir diye annem tarafından yakıldı.

Şavaklar, ağırlıkla göçebe bir aşiretti. Onların, müzik dünyalarındaki özgünlükler nelerdi?

Bütün göçebe aşiretlerde olduğu gibi Şavakların da, kendine özgü “kılam”ları vardır. Hozat, Pertek, Çemişgezek yörelerindeki Şavaklara ait “kılamlar”; berivanların, çobanların, genç kızların aşklarının dile getirilmesi üzerinedir. Koyun, yayla ve aşk! Göçeve “kılam”ları, bu üçgenden oluşur bence.

Bunların size etkisi ne oldu?

Yaşlı nenelerimiz dörtlükler okurdu mesela. Ben onları ezberledim, yazdım bir kenara. Sonra, benzer dörtlükleri kendim yazmaya başladım. Yani, o bölgedeki atmosfere göre bir süreçti yaşadığım. Üç albüm çalışmasında yer alan parçalarda, o coğrafyada yaşayan herkes bir şekilde kendini görür. Biri, “Çerçi” parçasında bulur kendini. Özlemi işleyen parçalarda bulur. “Te got na” parçasındaki yetenekte kendini bulur başkaları.

19-01-2019

Vielleicht gefällt dir auch