Alev Korun, kadınlara seçme-seçilme hakkının 100 yılını anlattı

Avusturya’da kadınların seçme ve seçilme hakkına kavuşmalarının 100. Yıl Dönümü dolayısıyla konuyu kadın bir politikacıyla masaya yatırdık. Alev Korun’la bir görüşme gerçekleştirdik.

HÜSEYİN A. ŞİMŞEK

Viyana – Avusturya’da kadınların seçme ve seçilme hakkına kavuşmalarının 100. Yıl Dönümü dolayısıyla ülkede konuyla ilgili çok sayıda eylem, etkinlik, tartışma yürütülüyor. Biz de Toter Winkel olarak, bu konuyu kadın bir politikacıyla masaya yatıralım istedik ve Yeşiller Partisi eski milletvekillerinden Alev Korun’la bir görüşme gerçekleştirdik. Korun, arka planında Türkiye göçmenliği olan politikacılar arasında Avusturya Ulusal Meclisi’ne milletvekili seçilen ilk kişidir aynı zamanda. Onu, 2013’te Nurten Yılmaz (SPÖ) ve 2017’de Efgani Dönmez (ÖVP’den seçildi ama şimdi bağımsız) takip etmiştir.

Alev Korun, Ankara doğumlu bir Avusturya vatandaşı. 1988’de İstanbul’daki St. Georg Koleji’nden (Avusturya Lisesi) mezun olduktan sonra, yüksek öğrenimini Innsbruck Üniversitesi ve Viyana Üniversitesi’nde tamamladı. Kombineli bir şekilde siyasal bilgiler ve toplumsal cinsiyet araştırmaları bölümlerini okudu. 1993’te Grünen Bildungswerkstatt Innsbruck (Yeşiller Eğitim Atölyesi) çatısı altında çalışmaya başladı. Ağırlıklı alanları, ırkçılığa karşı mücadele ve entegrasyon idi. 1993-99 yılları arasında, Viyana’daki bir göçmenler danışma merkezinde görev yaptı. 1999-2005 yılları arasında, Yeşiller Partisi Parlamento Kulübü’nde azınlıklar, göç ve insan hakları uzmanıydı.

18 Kasım 2005’te yapılan Viyana eyalet seçimlerinde, Yeşiller Partisi’nden eyalet milletvekili seçildi. Yaklaşık dört yıl sonra, 28 Ekim 2008’de gerçekleştirilen Avusturya Ulusal Meclisi (parlamento) seçimlerinde aynı partiden ülke milletvekili oldu. Korun’un parlamentodaki milletvekilliği, Yeşiller Partisi’nin barajın altında kaldığı 8 Kasım 2017 genel seçimlerine kadar devam etti. Partideki aktif faaliyetlerini aralıksız sürdüren Alev Korun’a, kadınların seçme ve seçilme hakkına kavuşmalarının 100. Yıl Dönümü dolayısıyla yönettiğimiz sorular ve aldığımız cevapları dikkatinize sunuyoruz.

Avusturya’da kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması, cumhuriyetle yaşıt sayılır. 1919 yılına kadar dayanıyor. O süreci kısaca anlatır mısınız?

Alev Korun: Avusturya’da kadınların seçme ve seçilme hakkı almak için savaşımı 1848’lere kadar geri gidiyor. Bu yılda “Eşit işe, eşit ücret” talebiyle kadın ve erkek işçiler Viyana’nın Prater Caddesi’ne çıkıp bir yürüyüş yaptılar. Ondan sonraki yıllar Rosa Mayreder, Auguste Fickert, Marianne Hainisch gibi birçok kadın hakları savunucusu ve aktivistinin yoğun çabalarıyla geçti. Uzun yıllar süren girişimlerden sonra, 12 Kasım 1918’de Avusturya 1. Cumhuriyeti’nin devlet ve yönetim şeklini belirleyen kanun yayınlandı. Bu kanunda, “genel, eşit, doğrudan ve gizli oy hakkının cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin bütün vatandaşlara tanındığı” yazıyordu. Böylece uzun yıllar süren savaşım ve çabalardan sonra, 4 Mart 1919’da Avusturya Cumhuriyeti parlamentosuna ilk kadın milletvekilleri adım atmış oldu.

Soldan sağa: Rosa Mayreder, Auguste Fickert ve Marianne Hainisch

Katıldıkları ilk seçimden itibaren, seçmenlerin en az yarısı kadınlardan oluşageldi. Ancak seçilme oranlarındaki eşitsizlik azalsa da ortadan kalmış değil. Kadınların parlamentoda temsil edilme oranları nasıl bir süreç izledi günümüze kadar?

1919’da, sadece 8 kadın milletvekili Avusturya Federal Meclisi’ne seçildi. Bu milletvekillerinin yüzde 5,03’ü demekti! Maalesef, 1919’dan ta 1986’ya kadar, kadın milletvekillerinin sayısı yüzde 10’un altında kaldı. 1986’dan itibaren yüzde 10’dan fazla olan kadın milletvekili miktarı, ancak 1994’te yüzde 20’den yukarıya çıktı. Benim milletvekili olduğum 2008’de, Ulusal Meclis’te kadınların oranı yüzde 27,3’tü. Şu anda, 183 Avusturya federal milletvekilinin 67’si kadındır, bu da yüzde 36,61’ya denk gelmektedir. Bu da demektir ki, toplumun yüzde 51’ini oluşturan kadınlar, Ulusal Meclis’te hâlâ yüzde 40 oranında bile temsil edilmemektedirler.*

Mevcut parlamentodaki kadın milletvekili oranı nedir? Partilere göre dağılımı nasıldır?

Yukarıda belirttiğim gibi, şu andaki oran yüzde 36,61. Uzun yıllar boyunca, kadın milletvekili oranının en az yüzde 50 olduğu tek parti, Yesiller Partisi’ydi. Yeşillerin son federal seçimlerde maalesef meclisten düşmesi üzerine, şu anda sadece fraksiyonsuz milletvekilleri ve NEOS yüzde 50 kadın milletvekiline sahiptir. Kadınların en az temsil edilidiği parti, aşırı sağcı ve ırkçı FPÖ’dür: Yüzde 23,53.**

Hayatın hemen hemen her alanına yönelik yasal/teorik eşitlik sağlanmış görünüyor. Ancak pratikteki işleyişte, cinsler arası eşitsizlik sürüyor. Çalışma alanları, kazanç barometresi, mesleki kariyer, yerel ve ulusal bazdaki yönetim organlarında temsil… Gerçek anlamda eşit olunmasına engel olan sistem mi? Yoksa kapitalizm koşullarında mümkün mü eşitlik?

Eşitliğin hayata geçirilmesinde engel, çıkar ve sömürü ilişkileridir. Birçok işveren kadın emeğini sömürmeyi ve kadın emekçilere erkek emekçilerden daha da az ücret ödemeyi kâr biliyor. Kadınların emeği o yüzden başkalarının çıkarları için yüzyıllarca küçük görüldü, hem toplumsal hem de maddi değeri azımsandı, hor görüldü. Bugün bile birçok işyerinde bir kadın emekçi, kendisiyle aynı işi yapan bir erkek emekçiden daha az para alıyor. Bunda, sendikaların kısa zaman öncesine kadar, kadın emekçilerin hakkını erkek emekçilerin hakkını aradıkları gibi aramamasının payı da var. Kapitalizmin başından beri süregelen ve maalesef yerleşmiş bu sisteme bakınca, kapitalizm koşullarında gerçek eşitliğin mümkün olduğunu söylemek kendimizi kandırmak olur.

Alev Korun, Ulusal Meclis kürsününde

Milletvekilliği yapmış bir politikacısınız. Kendinizden örnekleyerek, bir kadının politikada yol alışının zorluklarını somutlar mısınız?

Bir kere, sadece sayısal açıdan baktığınızda bile siyasette kadın olarak “azınlık” ve “egzotik”siniz. Çünkü sistem, erkek siyasetçilere göre yapılmış ve bunu, günlük çalışmanızda meclisteki koltukların kocamanlığından, klimanın takım ceket giymiş erkeklere göre ayarlanmasına kadar her yerde hissediyorsunuz, daha doğrusu hissettiriliyor size. Aslında içeriksel olması gereken meclis toplantılarında, kadınların yaptığı konuşmalara diğer milletvekilleri (genellikle erkek) tarafından yapılan eleştiri ve saldırılar sıklıkla maalesef daha seviyesiz. Bu durumlarda ya kadınların giysileri ve konfeksiyon bedenleri konu ediliyor „eleştiri“ olarak ya da söylediklerinin saçma sapan olduğu, konuya hiç hakim olmadıkları ve dolaylı yoldan da olsa mecliste ne işleri olduğu soruluyor. Örneğin, ben 9 yıl insan hakları komisyonu başkanlığı yaptım ve başkan olarak yönettiğim bir toplantıda bazı erkek milletvekilleri, kendilerini çok yüksek sesle konuştukları için uyarmadığım ve toplantıyı dinlemelerini rica ettiğim için, “Siz ne biçim başkansınız, bir toplantıyı bile yönetemiyorsunuz” diye tepki verdiler. Yani kadın olarak bir şey söylediğinizde bir erkek milletvekiline göre çok daha az tolerans var genellikle ve çok daha çabuk “Sen bu işi yapamazsın” önyargısı beliriyor.

En elzem çözüm bekleyen eşitsizlikler listesini nasıl yaparsınız?

Seçim listelerinden başlayarak kadınlar ayrımcılık yaşıyor. Birçok partide, seçilebilecek konumlara genellikle erkekler konuyor. Bunu aşmak için biz Yeşiller olarak, şunu talep ediyoruz: Devletten yardım alan (Parteienförderung) partilerin seçim listelerinde, toplumun yüzde 51’ini oluşturan kadınların, en azından yüzde 50 oranında temsil edilmesi lazım. Yoksa, hepimizin ödediğimiz vergilerden devlet yardımı almaları mümkün olmamalı. Kadın milletvekillerinin cinsiyet eşitliği konularında, partilerüstü ve beraber çalışabilmesi için, meclisin, kadın çalışmalarını desteklemesi gerekli.

Cinsler arasında tam eşitlik için öneri veya tasarılarınız nelerdir?

İş hayatındaki en bariz haksızlık olan “eşit işe eşit olmayan ücret” durumunu değiştirmek için, cinsiyetten bağımsız olarak bir asgari ücret talep ediyoruz. Bir işi bir kadının mı bir erkeğin mi yaptığı, ücret ve haklarda fark yaratmamalı. Ayrıca, maaş saydamlığı uygulaması getirilmesi gerekiyor. Böylece her çalışanın, kendisiyle aynı işi yapan iş arkadaşlarının aldığı maaştan haberi olabilir ve kadınlara daha az maaş verme uygulaması sonlandırılabilir. Devlet işletmelerinde yönetim kurullarının yüzde 50 erkekler, yüzde 50 kadınlardan oluşması gerekir.

…………………………………………………………..
*) Yıllar içinde kadın milletvekillerinin değişen oranları için, isteyenler meclisin internet sayfasına bakabilirler: https://www.parlament.gv.at/SERV/STAT/PERSSTAT/FRAUENANTEIL/entwicklung_frauenanteil_NR.shtml

**) Daha detaylı bilgi için:
https://www.parlament.gv.at/SERV/STAT/PERSSTAT/FRAUENANTEIL/frauenanteil_NR.shtml

Vielleicht gefällt dir auch