HÜSEYİN A. ŞİMŞEK

Avusturya Alevilerinden, dünya Alevi tarihine 6 ‘ilk‘

Viyana – Bilindiği gibi, Türkiye’nin Avrupa ülkeleriyle yapmış olduğu ikili iş gücü transferi anlaşmaları, 30 Eylül 1961 tarihinde Batı Almanya ile başladı. Sonra, diğer Avrupa ülkeleriyle yapıldı benzer anlaşmalar: Avusturya’yla 15 Mayıs 1964, Belçika’yla 15 Temmuz 1964, Hollanda’yla, 19 Ağustos 1964, Fransa’yla 8 Nisan 1965, İsveç’le 10 Mart 1967…

Bugün Avrupa’da yaşayan Alevi nüfus, işte bu anlaşmalar çeçevesinde gelen “misafir işçiler”in ürünü oldu esasen. Farklı bir deyimle, Avrupa’daki Alevi nüfusun esasını, “misafir işçiler” oluşturur! Yanı sıra, özellikle de 12 Eylül 1980 cuntasından sonra yaşanan iltica akını ve Avrupa üniversitelerinde okumaya gelen, okullarını bitirdikten sonra ülkelerine dönmeyip kalan öğrenciler besledi bu nüfusu. Önemli bir diğer kanal, esasen 1980’lerden itibaren yoğunlaşan “uluslararası evlilikler”; yani, Türkiye’den gelin ya da damatların gelmesidir.

Türkiye’den Avrupa’nın farklı ülkelerine gelip kalan o “misafir işçiler”den zaman içinde ulusal/etnik ve dinî/inançsal azınlıklar çıktı ortaya. Türkler, Kürtler, Araplar, Asuriler, Ermeniler… Sünni Müslümanlar, Aleviler, Ortodokslar…

Avrupa’da yaşayan Alevi nüfusun ana gövdesini, Türkiye’den (büyük bir ağırlıkla Anadolu’dan) gelen Aleviler meydana getiriyor. Bu nüfusu besleyen diğer iki grup ya da topluluk ise Arap Alevileri ve Balkan Bektaşileri’dir. Türkiye’den gelenlerden yola çıkarak söyleyebiliriz ki geniş aile bazında, bu nüfus dört kuşağı içeriyor şu anda. 1960’larda gelen “misafir işçiler”, 1980’lere doğru çocuklarını da yanlarına aldılar, etti iki kuşak. Getirilen çocuklar, 1990’lara doğru evlendiler ve Avrupa doğumlu ilk kuşak yeşermeye başladı, yani üçüncü bir kuşak eklendi. 2010’lardan sonra evlenmeye başlayan Avrupa doğumlu ilk kuşak, şu anda henüz bebek/çocuk olan dördüncü kuşağı inşa ediyor. İlk İki kuşak göçmen, Avusturya dışında (Türkiye, Suriye, Balkan ülkelerinden birinde) doğdu. Son iki kuşak Avrupa doğumlu; “göçmen” değil, “göçmen kökenli”.

Bugün Avrupa’da toplam ne kadar bir Alevi nüfusu olduğuyla ilgili elimizde resmî, sayıma dayalı veriler yok. Sadece tahmini rakamlar zikredebiliyorum şimdilik. Bu çerçevede durum şöyle: Almanya‘da 700 bin, İngiltere‘de 300 bin, Fransa‘da 200 bin, Avusturya’da 70 bin, İsviçre’de 30 bin, Danimarka’da 7 bin, İsveç‘te 7 bin kadar.

İlk 25 yıl kurumsal olarak “gizli” kaldılar

Avrupa’nın farklı ülkelerine dağılmış Alevilerin, 1960’lardan sonraki 25 yıl içinde, özellikle de kurumsal temelde “gizli” kaldıklarını söylemek yanlış olmaz. Bu süre içinde, çok etkin olarak sosyal demokrat, sosyalist, Kürt derneklerinde yer aldılar. Avusturya’yı örnek vererek somutlama yapmak gerekirse, Türkiye kökenli öğrencilerin, işçilerin kurumlaşma kronolojisi şöyle: 1964’te Avusturya-Türk Öğrenciler Derneği, 1968’de (1971) Türk İşçi ve Gençlik Derneği, 1978’de Vorarlberg Türk Halkevi, 1980’de Kürt İşçiler Derneği, 1981’de Kürt Kültür Derneği, 1982’de Halk Kültür Derneği ve Avusturya-Türkiye Dostluk Derneği kuruldu. İlkinde çok daha az belki, ama geri kalanların hepsinde de Aleviler hem yönetici hem de üye olarak ziyadesiyle yer aldılar.

Avrupa Alevileri, ayrı derneklerde örgütlenme dönemlerini, “Alevi” kimliğine açıktan vurgu yapmadan, 1970’lerin ikinci yarısından itibaren Almanya’da başlattılar. Hamburg, Hannover, Batı Berlin, Münih, Köln gibi kentler başta olmak üzere orada kurulanlar, Türkiye’deki Birlik Partisi’ne (BP) bir nevi paralel derneklerdi. Bu dönemin dernekleri için yaygın bir temelde kullanılan isimler; Amele Birliği, Türk İşçileri Barış Birliği vb idi. Aynı kurumlaşma sürecinin, ilk ayrı çatı kurumu ise 1979’da oluşturulan Yurtseverler Birliği Federasyonu-YBF’dir. Fakat çok geçmeden 12 Eylül cuntası iktidarı eline aldı ve birçok parti gibi, BP’yi de kapattı. Bu gelişme, çatı kurumu YBF’de ve üye derneklerinde bir gerilemeye yol açtı önce. 1989’dan itibaren ise, bu ilk örgütler bir bir kapandı. Aynı kurumlaşma kanalının medya ayağını oluşturan Yurtsever Birlik adlı dergi de çıkarılamaz oldu.

Aleviler, yine Almanya merkezli olmak üzere, yeni dergiler etrafında toplandıkları bir geçiş dönemi yaşadılar. 1987’de Hamburg’da aylık Ehlibeyt dergisi, Ahlen’de ise Gerçek İlim dergisi yayınlanmaya başladı. Bu geçiş dönemini, tamamı, en kalabalık Alevi nüfusu barındıran Avrupa ülkesi Batı Almanya’da olmak üzere, isimlerinde “Alevi sembol”lerin kullanıldığı derneklerin kurulması izledi. Hacı Bektaşı Veli, Abdal Musa, Pir Sultan Abdal gibi.

Adında, “Alevi“ tanımı yer alan dünyanın ilk derneği Avusturya’dan

Avrupa’da doğrudan “Alevi” adıyla kurumlaşmaya yönelik ilk hazırlık çalışması, 30 Aralık 1988’de Hamburg kentinde başlatıldı. 12 kişiden oluşan “Hamburg Alevi-Bektaşi Kültür Grubu” (HABKG), katılımcılarının sayısı 40’a dayanınca, 1989’da bir “Alevi Bildirgesi” yayımlandı. Bu bildirgeyi, 2-7 Ekim 1989 tarihleri arasında organize edilen, “Alevi Kültür Haftası” takip etti. Bütün bunlar, yeni tür bir Alevi dernekleşmesinin ön hazırlıklarıydı.

Almanya’daki o çalışmalar henüz dernekleşmeden, Avusturya Alevileri önemli bir çıkış yaptı: Niederösterreich’te 1988’de başlatılan “Alevi-Bektaşi” adlı girişim, 19 Haziran 1989 günü Alevi-Bektaşi Anadolu Kültür Derneği adıyla, Dernekler Masası’na resmen bir başvuru yaptı. Derneğin kuruluşunun onanma kararı, 26 Eylül 1989 günü çıktı. Böylece St. Pölten Alevi-Bektaşi Anadolu Kültür Derneği, sadece Avusturya’da değil, Avrupa ve dünya çapında, adında “Alevi” tanımlamasını taşıyarak yasal (resmȋ) temelde kurulan ilk dernek olarak tarihe geçti. Bu dernek kurulduğunda, Almanya’nın birkaç kentinde kurulmuş ve Alevilere hizmet sunan birkaç dernek vardı. Fakat, onların adında henüz ‘Alevi’ terimi yer almıyordu. Hamburg’daki “Alevi-Bektaşi Kültür Grubu”nun resmen bir dernek haline gelmesi ise, 9 Haziran 1990’da gerçekleşti. Bu grup, Hamburg Alevi Kültür Merkezi-HAKM adıyla resmîleşti.

Avrupa’da “Alevi” tanımının dernek adlarında görülmeye başlandığı bu yıllarda, Türkiye’de, bu tanımın kullanılması üzerindeki yasak devam ediyordu. Örneğin Türkiye’de, kuruluş amacı içinde “Alevi kültürünü tanıtmak ve yaşatmak” ibaresi kullanan ilk oluşum olan Semah Kültür Vakfı, 1991’de faaliyete geçmişti.

Avusturya, hem yüzölçüm hem de nüfus açısından Avrupa’nın küçük ülkeleri arasında yer alır. Almanya’da 5 milyonun üzerinde Türkiye kökenli yaşarken, 8 Milyon nüfusa sahip Avusturya’daki Türkiye kökenlilerin sayısı resmî verilere göre 275 bin küsur. Ülkedeki Alevi nüfus miktarı, 65-70 bin kişi arasında tahmin ediliyor. Fakat hem Avusturya Alevileri, hem de Avusturya’nın Alevilerle ilgili icraatlarında altı tane “ilk” var. Bunlar da Avusturya Alevilerini, Avrupa Alevilerinin “özgün bir halkası” yapıyor. Maddeler halinde anımsatayım:

  1. Dünyada, adında “Alevi” tanımlamasına yer verilen ilk resmî (yasal) statülü dernek: St. Pölten AKM
  2. Mekânını, temelden istediği gibi planlayıp inşa eden ilk Alevi kurumu: St. Pölten AKM.
  3. Özgün bir mimariyle ilk cemevi: St. Pölten AKM Cemevi.
  4. Tapu ve proje bazında “ibadet yeri” kaydı düşülerek yasal imar onayı alınan ilk cemevi: Viyana Cemevi.
  5. Avrupa’da, faaliyet mekânını 25 Şubat 1997’de satın alan ilk Alevi derneği: Berndorf PSAKD. (Köln’deki bina 17 Ekim 1999’da alındı.)
  6. Avusturya, Alevi vatandaşlarına “dinî azınlık” olarak resmî statü tanıyan “ilk ülke”.

Bunlara, başka “ilk“ler eklemek de mümkün aslında. Mesela, “1. Avrupa Alevi Kurultayı”, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ve üye dernekleri tarafından üstlenilen bir organizasyonla 8-9 Şubat 2020 tarihleri arasında Viyana’da yapılacak.

Avusturya da içerdiği Alevi topluluğu da nüfusça küçük ama, hani denir ya „marifetin tamamı sadece kalabalık ya da büyük olmakta değil“, diye, buna farklı bir örnek var ortada.

……………………………………………
www.huseyin-simsek.com
huseyin.şimsek@gmx.at

Vielleicht gefällt dir auch