Avusturya Kadın Koşusu’nun düşündürdükleri

Avusturya Kadın Koşusu, 32. kez 26 Mayıs Pazar günü yapıldı. Benim katıldığım 4. koşuydu bu. Ekibimle, 5 km kategorisinde yer aldım. Bu organizasyonun bir parçası olmak çok keyifli.

‘Yol güzel, varmak değil!‘

Viyana – Bu yıl 32. kez gerçekleştirilen Avusturya Kadın Koşusu (Österreichischer Frauenlauf) etkinliğine yine 30 binin üzerinde 7’den 70’e kadın katıldı. Viyana eyaletinde Prater’de düzenlenen koşuya kimi grup olarak, kimi yalnız, kimi çoluk çocuğuyla gelmişti. Hatta yürüyüş bölümüne anneler bebek arabalarıyla iştirak ederek, insanın ‚isteyince‘ engel tanımadığını gösterdiler. Herkese yer var bu organizasyonda, erkekler hariç! Bu seferlik onlar destekçi.

Böylesine büyük bir organizasyonun yarattığı enerjinin bir parçası olmak çok keyifli gerçekten. Prater’de iki gün boyunca bir bayram havası eser. Yoğun ilgiye rağmen her şey tıkırında gider, kurulan muhteşem sistem sayesinde. Çünkü her şey ince detayına kadar düşünülmüştür ve ona göre planlanmıştır. Her katıldığımda, büyük karmaşanın içindeki o mükemmel düzene şaşırmışımdır. 

Her renkten, her ülkeden, her kesimden insanın katıldığı bu etkinlikteki ortak ruh, oradaki herkesi sarıp sarmalar ve büyülü bir ortam oluşur. Hiçbir ayrım kalmaz!

Koşu, aslında benlik bir spor çeşidi değildir ama son dört yıldır, ben de katılıyorum düzenlenen kadın koşusuna.

Biraz ekip hatırına, biraz dayanışma adına, biraz da hareket amaçlı katılmıştım ilkine. Edindiğim deneyim, oradaki çeşitlilik ve kendimle başbaşa kalışım bende hoş duygular yarattı. Derken gelenekselleşmeye başladı bu faaliyet. Sadece kadınlara özgü olmasının da beni motive eden bir unsur olduğunu söylemeliyim.

Son alarak, 26 Mayıs Pazar günü 4. koşuma katıldım. Ben 5 km kategorisinde yer aldım ekibimle. Elbette yanyana koşmuyoruz, herkes kendi hızına göre yerini alıyor alanda. Benim durum, kaplumbağadan hallice:)!

Koşuya her zamanki gibi antrenmansız katıldım ve dolayısıyla biraz zorlandım. Ama koşu güzergâhı boyunca yol kenarlarında çeşitli motivasyonlarla karşılaşmak mümkün. Her kilometre başında tempo tutan müzik grupları kilometre taşlarımızdı. Koştuğum, koşacağım mesafeyi fazla düşünmemek için hep başka şeylere odaklanmaya çalıştım. Mesala Prater’in güzelliğine, ağaçların bahar yeşilliğine baktım. Nefesimi kontrol ettim. Osho aklıma geldi, farkındalıkla koşmaya devam etmeye çalıştım. Koşunun kendisi(!) olamasam da işe yaradı. En zorlandığım bölüm sanırım 2 ile 3 km arası oldu. O arada kuantum fiziğine daldım, paralel evrenlerde gezindim ve dağıtılan su ile biraz kendime geldim. Hele fiskiyenin altından döne döne geçmek cennetten bir parçaydı adeta. 

Nefes, farkındalık, kuantum derken son 1 km’ye girmiş oldum neticede. Tekrar koşuya konsantre olmaya başladım ve koşu bitti, bir gül ve madalyayla karşılandık yine. Koşu sonrası ekibimiz tekrar buluştu. Aynı faaliyette yer almanın ve bitirmenin keyfini tattık hep birlikte, birkaç fotoğraf ekledik albümümüze ve hoş duygularla ayrıldık alandan. 

Düşünüyorum da, ya maratona katılsam ne olacak, kimbilir kaç paralel evren dolaşır belki de onlardan birinde kaybolur giderim. Koşarken fizik, felsefe ve spiritüel alanda da mesafe kaydettiğimi düşünmeye başladım!

Yaşadığımız kentte, kadınlara yönelik bu etkinliklerin hakkını teslim etmek lazım. Umarım seneye yine aynı coşku ve motivasyonla bu geleneği sürdürür ve şehrimizdeki zenginliğin bir parçası olurum. 

songul.yarar@hotmail.com

Vielleicht gefällt dir auch