Avusturya’da çalışanların hastalık izinlerine dair

Çalışanların haklarını, kulaktan dolma bilgilerle değil, mevcut ilgili yasalardaki haliyle bilmeleri çok önemli. Aksi durumda, ya hakların yanlış kullanımı ya da kaybedilmesi söz konusu olabiliyor.

Viyana – “Sanki gıran girmiş gibi hepsi hastalanmış yatıyor!” Bu cümleyi yıllar önce duyduğumda, “gıran” kelimesini başta anlayamamıştım. “İllet”, “mikrop” anlamında bir şey düşünmüştüm. Yıllar sonra biraz Almanca öğrendiğimde, bu kelimenin ses değişimine uğrayarak Türkçe’ye giren “krank” kelimesi olduğunu fark ettim. Bu kelime, erken dönem göçmenler tarafından, “gırank” şeklinde telaffuz ediliyor.

Gıranka çıktım”, “gırank patlattım”, “gırangı öldürdüm”…

Hasta olma veya hastalık raporu alma durumlarını yansıtan kelimeler olarak kullanılıyor. Göçmen kökenli işçilerin çok kullandığı bu “gırank”la ilgili yasal mevzuatı anlatacağım bu yazıda. Özet olarak tabii.

Söz konusu yasanın orjinal adı ve yürürlüğe giriş tarihi şöyle:

EFZG- Entgeltfortzahlungsgesetz bei Arbeitsverhinderung durch Krankheit (unglücksfall); Arbeitsunfall oder Berufskrankheit. Bundesgesetz vom 26 Juni 1974.

1974 yılında yürürlüğe giren bu yasa, günümüze kadar birçok değişikliğe uğrasa da özü itibariyle işçilerin hastalık, çalışamama, tedavi ve kur süreçleriyle ilgili düzenlemeleri içermektedir.

Bu gördüğümüz tablo, işçilerin çalısmış olduğu zaman itibariyle hastalık (çalışamama) durumunda işveren  ve hastalık sigorta kasası tarafından ödeme yapılacak süreleri belirtmektedir. Bu süreler, tek bir hastalık veya iş kazası durumlarına işaret etmektedir. Farklı hastalık veya farklı iş kazaları durumunda, yeni hak doğar.

Rehabilitasyon ve kur süreleri hastalıktan sayılsa da ödeme ve sorumluluklar açısından farklılık arz eder. Belirli aralıklarla bunlardan yararlanabilirsiniz. Hastalığın aksine rehabilitasyonu veya kurları planlayabilirsiniz.

Bu arada, yukarda sözünü ettiğimiz “gırank patlatma” konusuna ayrıca değinmek isterim. Bu durum yasal değildir. Hiç kimse önceden ve bilerek kendini hasta ve çalısamaz ilan edemez. Hasta olmak her zaman işten azade olmayı getirmez. Çalışırken de atlatılan veya tedavi edilen hastalıklar vardır.  Hastalığı ve “çalışamaz durumu”nu aile hekiminiz tespit eder ve kayıt altına alır, bağlı bulunduğunuz hastalık sigorta kasasına bildirir.

İşyerinize bildirmek ise sizin sorumluluğunuzdadır ve en geç 3 gün içinde yazılı (fax, elekronik posta, sms vs)  ya da sözlü (telefon veya iş arkadaşları aracılıgıyla) bildirimde bulunmalısınız. Bu durum, siz tatildeyken de (3 günden fazla süren hallerde) geçerlidir. Tatil süreniz askıya alınır, onun yerine hastalık-çalışamama durumu geçer. Doktorunuzun, işe elverisli duruma geldiğinizi belirten kararından önce işbaşı yapamazsınız, yani “gırang”ı öldüremezsiniz.

Yanlış bilinen bir şey de şu: Hastalık iznindeyken evden dışarı çıkmanın (gezmenin veya alışveriş yapmanın veya kahvede bulunmanın) yasakmış gibi algılanması. Hastanın ne zaman dışarı çıkacağına veya yatacacağına doktoru karar verir. Hasta izinli olduğu süre içinde dışarı çıkıp ihtiyaçlarını görebilir veya iyileşmesine etki edecek aktivitelerde bulunabilir.

Yine yanlış bilinen bir diğer konu, hastalık iznindeyken iş aktinin fes edilemeyeceğidir. İşveren, siz hastayken çıkışınızı verebilir. Ama bu durum, siz hastayken hakkınız olan ödemeleri veya tedavi sürecini durdurmaz. Siz işsiz görükseniz de aynı maaşı almaya devam edersiniz. Üç aya kadar sigortalılık durumunuz devam eder.

Hastalık durumu kişiye özeldir ve işverene içeriği hakkında bilgi verme mecburiyeti yoktur. Siz paylaşmadıkca, işvereniniz sizin sağlık durumunuz hakkında kişisel verileri koruma yasası gereğince hiçbir yerden bilgi talep edemez.

Son bir tavsiye: Yüzde 50’nin altındaki engelli durumunuzu, rizikosunu görmeden paylaşmayın. Yüzde 50’nin üzerini hemen bildirin, çünkü size iş garantisi ve başka bir takım haklar getirir.

Sağlıklı nice çalışmalara!

…………………………………………………………….
AK Wien’de Temsilci
mesutkimsesiz@gmail.com

Vielleicht gefällt dir auch