Avusturya’da muhtemel hükümet senaryoları

Erken seçimin sonbaharın ilk ayına denk gelmesi, genel seçim hazırlıklarını ve propaganda çalışmalarını, önümüzdeki iki ay tatil havasında tutacak. Ama muhtemel hükümet senaryoları gündemdeki yerini aldı bile.

TW Güncel Yorum – “İbiza Videosu”, 2017-2022 yılları için işbaşında olan hıristiyan muhafazakar ÖVP ile aşırı sağcı FPÖ koalisyonunu 24 saat içinde tarihe havale edince, Avusturya, önce politik bir türbülansa girmiş; ÖVP ortağını bir kenara bırakıp erken seçim kararı aldığı Eylül ayına kadar yola azınlık hükümeti olarak devam etmek istemiş, ancak mevcut Ulusal Meclis’ten güvenoyu alamamış; bunun üzerine cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesi Başkanı’ndan bir “uzmanlar geçiş hükümeti” kurmasını istemiş; meclisteki bütün partilerin görüşü alınarak oluşturulan bu hükümet, güvenoyu alarak erken seçime kadar ülkeyi yönetmeye başlamıştı.

Erken seçimin sonbaharın ilk ayına denk gelmesi, genel olarak seçim hazırlıklarını, özel olarak propaganda çalışmalarını önümüzdeki iki ay tatil havasında tutacak. Her açıdan yoğunluk Ağustos ayının ikinci yarısı ile Eylül ayında yaşanacak. Öyle de olsa bugünden yapılmaya başlanan bir dizi çalışma var. Seçimde yer alacak partiler, öncelikle 1. Sıra adaylarını belirlemeye çalışıyor. Sosyal demokrat SPÖ, hıristiyan muhafazakar ÖVP, Yeşiller Partisi, Neos gibi partiler bu konudaki kararlarını verdiler ve mevcut genel başkanlarının öncülüğünde yer alacaklar yarışta. SPÖ’de Pamela Rendi-Wagner, ÖVP’de Sebastian Kurz, Yeşiller Partisi’nde Werner Kogler, Neos’ta Beate Meinl-Reisinger, partilerinin 1. Sıra adayları olarak kesinleşmiş durumda. Werner Kogler, AP seçiminde de Yeşiller Partisi’nin 1. Sıra adayıydı ve seçilen iki temsilciden biri olmuştu, fakat ülke genel seçiminde de 1. Sıra adayı olacağı için Brüksel’e gitmiyor. Onun yerine, 3. Sıra adayı devreye girdi.

(Foto: www.parlament.gv.at)

Komünist-sol blok (KPÖ-Plus) henüz resmî bir açıklama paylaşmadı. Blok olarak ne kadar geniş tabanlı seçime girilebileceği arayışları devam ediyor. Mayıs 2017 seçimlerinden önce Yeşiller’den kopan kurucu yöneticilerden milletvekili Peter Pilz’in öncülük ettiği, Yeşiller’i ekarte edip parlamentonun en küçük partisi olmayı başaran Jetzt (Şimdi) Hareketi’nde de durumlar karışık biraz. AP seçimlerinde, Jetzt Hareketi adeta erir ve hiç temsilci çıkaramazken, Yeşiller’in “dönüş” çağrısı karşılık bulmuş, eski oy potansiyeline yaklaşan ve AP’ye iki temsilci gönderecek kadar bir yükseliş gerçekleşmişti. Jetzt Hareketi kendisinin hezimeti, Yeşiller’in ise geri dönüşüyle sonuçlanan AP seçimlerinden hemen sonra, erken genel seçimde birlikte hareket edebilecekleri yönünde bir açıklama yapmıştı. Ancak Yeşiller Partisi böyle bir hesaplarının olmadığını deklere etmiş bulunuyor.

Ortalığın en karışık olduğu, suların çok geç durulacağı (belki de biteviye bir çalkantı halinde kalacağı) parti ise aşırı sağcı FPÖ. “İbiza Videosu”, bu partinin popülist lideri Heinz-Christian Strache’nin bütün görevlerinden istifa etmesine, koalisyon hükümeti olanağından mahrum kalmasına yol açmıştı. Strache’nin yerine, partinin başına geçen Norbert Hofer, her şeyden önce kongrede belirlenmiş, seçilmiş bir kişi değil. Parti, Strache’nin geri çekildiği yerde durmasını isteyenler ile en kısa zamanda onu tekrar başa getirmek isteyenlerin mücadelesine sahne olmakta.

Bu arada, politikanın bir klasiği yine gündemde; skandala kadar politikaya atılmayacağı konusunda çok net konuşan Philippa Strache’nin öne sürülmesi! Ama arka planda bütün inisiyatifin Heinz-Christian Strache’de toplanması planlanıyor bu seçenekte. Burjuva demokrasilerinin yüzyıllar önceki krallıkları aratmayan politika yapma tarzı olageldi bu. Otoriter, popülist bir lider beklenmedik bir şekilde devre dışı kaldığında, yerine karısını ya da çocuklarından birini getirmek. İki temel sebebi var: Devre dışı kalan liderin, süreceği hesaplanan gücü ve etkisini kullanmaya devam etmek, arkasında büyük bir boşluk yaratmasını önlemek; yanı sıra, devrilenin yerine kimin geçeceği kavgasını engellemek, en azından gerekli bir süreliğine ertelemek.

Hükümet opsiyonlarına dair fikir yürütmeler

Büyük bir olasılıkla, sonbaharda oluşacak yeni Ulusal Meclis’te beş parti yer alacak: ÖVP, SPÖ, FPÖ, Yeşiller ve Neos. Jetzt Listesi de mecliste yer alma ihtimali bulunan partilerden. Bir başka ihtimal, Yeşiller ve Jetzt Listesi’nin potansiyeli bölüşürken birlikte meclis dışında kalabilecek olmalarıdır. Yeni hükümeti kurmaya talip havada seçime hazırlanan ilk iki partiden ilki, Mayıs 2017’de birinci parti olan, 26 Mayıs 2019 AP seçiminde ise oy oranını 8 puanlık bir sıçramayla %38’lere dayandıran ÖVP. SPÖ, anılan her iki seçimde de ikinci parti oldu. En aktüeli olan AP seçiminde, 17 aylık ana muhalefet geçmişine rağmen az da olsa oy kaybı yaşadı. Erken genel seçimlerde SPÖ’nün birinci parti olması sürpriz olur. Ama az bir oy kaybı daha yaşasa bile ikinci parti olacağı kesin. “İbiza Videosu”yla sarsılan FPÖ, erken genel seçimde bir sürpriz sıçrama yapmazsa eğer.

Bu tabloda, her halükarda yeni hükümeti kurmaya talip ilk iki partinin ÖVP ve SPÖ olacağı görüntüsü ağır basıyor gibi. FPÖ, büyüklük açısından ve koalisyon ortaklığı anlamında, “kilit parti” olma konumunu koruyacağa benziyor. Fakat sadece sosyal demokrat SPÖ değil, dağılan koalisyonun kurucu partisi ÖVP de eski ortağı FPÖ’yle yeniden denemekte pek gönüllü değil, ama mecbur kalabilir. ÖVP ve eski Başbakan Sebastian Kurz için ideal olan, elbette bir sıçrama daha gerçekleştirip tek başına hükümet edebilmektir. Bir kere daha ve yeni bir koalisyonun kurucu partisi olacaksa da gerekli sayıda milletvekili çıkarmaları durumunda, ortaklarının Yeşiller ve Neos olmasını yeğleyen bir havada hıristiyan muhafazakar kanat. Yeşiller Partisi Ülke Sözcüsü ve 1. Sıra adayı Werner Kogler’nın günlük Österreich gazetesinde yer alan görüşmede söylediklerine bakılırsa, ÖVP’nin bu koalisyon beklentisi çok da kolay olmayacak.

Aynı üçlü koalisyon hükümeti opsiyonu, yeni hükümeti kurmaya talip olabileceğini hesaplayan SPÖ’nün de gündeminde. Neden iki küçük partiyle? Çünkü birincisi; 1945’ten beri, İkinci Cumhuriyet tarihi boyunca sık sık ülkeyi koalisyonlar şeklinde birlikte yönetmiş ÖVP-SPÖ’de, “koalisyon etme yorgunluğu, bıkkınlığı ve yıpranmışlığı” var. İkincisi, özellikle de ÖVP’de bir çizgi değişikliği var. Geleneksel “sosyal hıristiyan” çizgiden neo-liberal, popülist bir hata kayış söz konusu. Sebastian Kurz ekibiyle birlikte değişen sadece partinin sembol rengi olmadı. Parti bayrakları, flamaları, logoları siyahtan turkuaza dönmedi sadece. Ki bu yeni gidişata karşı Vorarlberg, Tirol ve Salzburg eyaletlerindeki parti örgütleri tarafından gösterilen bir direnç olduğu da biliniyor. O eyaletlerin kimi, sembol renklerini değiştirmiş değil. Eski çizgide ısrar edenler, “sosyal demokrasi”nin alternatifi olarak “sosyal hıristiyan” bir hattı görüyor. Özellikle Katolik Kilisesi, Katolik sivil toplum ve yardım kuruluşlarının ağırlıklı eğilimi de bu yönde.

“İbiza Videosu”yla sarsılan, dengesi bozulan FPÖ ise, skandaldan önceki günlerine dönmek istiyor. Yani, tekrar ÖVP-FPÖ koalisyon hükümetinin kurulmasını! Partinin, skandal sayesinde başına geçen Norbert Hofer, medyada yer alan açıklamalarında bunu açık ve net bir şekilde ifade ediyor. Bu, şunu da göstermiş oluyor: Küçük ortak olmasına rağmen, ÖVP-FPÖ koalisyon hükümetinin en memnun, hoşnut tarafı FPÖ imiş. Elinde bulundurduğu beş önemli bakanlığın olanaklarını sonuna kadar kullanarak, devlet kademelerinde kadrolaşarak iktidar olabileceğine aklını yatırmıştı anlaşılan.

Bu manzara içinde kesine yakın bir tahmin olarak şunun altını çizmek mümkün: Eylül’de yapılacak olan erken seçimden sonra da Avusturya’yı bir koalisyon hükümeti bekliyor. Bu koalisyon hükümetinin üç partili olma ihtimali de yok değil. Ki bu, Avusturya için uzun yıllardan sonra yeni (anımsanan) bir deneyim olacaktır.

info@toterwinkel.at

Vielleicht gefällt dir auch