Azınlığın tanımı ve ilgili başlıca kavramlar

BM İnsan Hakları Komisyonu’nun Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu raportörü Capotorti’nin 1978’de yaptığı tanımı üzerinde tam bir görüş birliği sağlanmış değil.

İstanbul Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Güncel Türkçe Sözlük’te azınlığın tanımı şöyle yapılmaktadır: “Bir toplulukta kendine özgü nitelikler bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, azlık, ekalliyet, çoğunluk karşıtı.” Sosyolojik olarak azınlık, “bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet” demektir.(1) Hukuksal olarak azınlık ise, BM raportörü Capotorti tarafından tanımlanmıştır. Capotorti, bir azınlığın olduğunu kabul edebilmek için gerekli nitelikleri şöyle sıralamaktadır:

a. Çoğunluktan çeşitli bakımlardan farklı olmak. Bu farklar günümüzde “etnik, dinsel, dilsel” olarak ifade edilmektedir.

b. Ülke genelinde sayıca azınlık olmak. Bu azınlığın ülkenin belli bir bölgesinde çoğunluk olması bir şeyi değiştirmez.

c. Başat (dominant) olmamak. Çünkü öyle başat azınlıklar vardır ki, çoğunluğu ezer. Ör. apartheid döneminde Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki Beyazlar.

d. Yurttaş olmak. Çünkü yurttaş değilse, çok farklı bir kategori olan “yabancı”dır. Yurttaş olmayanları örneğin “yeni azınlıklar” diye anılan göçmenleri ve mültecileri azınlık sayma yolunda yeni bir eğilim varsa da bunları “azınlık sayılmadıkları halde korumasız kalmamaları için azınlık haklarından yararlandırılmaları istenen dezavantajlı gruplar”dan saymak daha doğrudur.

e. Yukarıdaki dört unsur azınlık olmanın nesnel koşullarını oluşturur. Bir de öznel koşul vardır: Azınlık bilincinin varlığı. Nasıl ki sınıf bilinci olmadan sınıf olmaz, farklı olduğunun bilincine varmayan ve bu farklılığı kimliğinin vazgeçilmez koşulu saymayan birey veya grup da azınlık oluşturmaz. Bu, azınlık kavramının öznel koşuludur ve çok önemlidir. Örneğin çoğunluğa gönüllü olarak asimile olmak (çoğunluk içinde erimek) isteyen kişi veya grup azınlık sayılmaz.(2)

Son maddede açıklanan ve çok önemli olduğu belirtilen öznel koşul, mesela Alevilerin azınlık olup olmadığı tartışması için önem arz etmektedir. İlerde yeniden ele alınacak bu maddede; özetle, hiçbir kişi veya grubun kendi gönüllü iradeleri ve istekleri hilafına azınlık olarak kabul edilemeyeceği anlatılmaktadır.

Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Komisyonu’nun Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu’nda görev yapan raportör Francesco Capotorti’nin 1978’de yaptığı azınlık tanımı üzerinde ülkeler arasında tam bir görüş birliği sağlanamamıştır. Bunun üzerine azınlık kavramını açıklığa kavuşturmak için, Jules Deschênes’den bir çalışma yapması istenmiştir. Deschênes, 1985’teki raporunda azınlığı şöyle tanımlamıştır:

“Bir ülkenin nüfusu içinde sayısal olarak azınlıkta kalan, idareci olarak görev yapmayan, tarihsel olarak söz konusu devletin topraklarının belirli bir bölümünü işgal eden, devletin vatandaşları olarak kabul edilen bireyleri nüfusun diğer kesiminden farklı etnik, dinsel, dilsel veya kültürel özelliklere sahip ve kendi kültürlerini, geleneklerini, din ve dillerini koruma amaçlı gizli veya açık bir birliktelik sergileyen toplumsal grup.(3)

Görüldüğü gibi Deschênes’in tanımı Capotorti’nin tanımındaki azınlık sayılmak için gerekli olan öznel koşulu (azınlık sayılma isteğini) içermemektedir. Bundan çıkan sonuç, yukarda koşulları taşıyan bir grup kendi istemese bile azınlık olarak kabul edilecektir. Kişi ve grupların iradelerini boşa çıkartan bu yaklaşım, Capotorti’nin tanımıyla karşılaştırıldığında önemli bir eksiklik taşımaktadır.

Azınlık kavramı üzerinde ülkeler arasında tam bir görüş birliği olduğunu söylemek zordur. Bu nedenle Capotorti’nin yaptığı tanım temel alınmakla birlikte, tüm toplumlar tarafından kabul edilmiş bir tanıma ulaşılamamıştır.(4)

Türkiye’de azınlıklar konusunda en kapsamlı araştırmalar yapan; kitaplar, makaleler, raporlar yayınlayan Baskın Oran da eserlerinde Capotorti’nin tanımını kullanmaktadır.

Soldan sağa: Baskın Oran, Francesco Capotorti ve Jules Deschênes

Negatif ve Pozitif Haklar

Azınlık statüsü ile ilgili tartışmalar konunun siyasi boyutunu oluşturmaktadır. Bundan daha önemlisi, azınlıkların sahip oldukları hakların kapsamı ile ilişkili hukuki boyuttur.

Oran, azınlık haklarını, “bir ülkede yaşayan azınlık bireylerine devlet tarafından tanınan ve topluca (grup olarak) kullanılabilen özel insan hakları” olaraktanımlamakta; bu hakların uluslararası ölçütlerin ilerisinde ya da gerisinde olmasını, ilgili devletin demokratikleşme düzeyi ile açıklamaktadır.(5)

Azınlık hakları, birbirinden farklı olmasına rağmen yakından ilişkili olan iki hukuksal kavram olan negatif ve pozitif haklar ile daha iyi anlaşılabilir. Negatif haklar; “Bunlar, bir ülkenin tüm vatandaşlarına tanınan haklardır. Ör. yasa önünde eşitlik, siyasal hak eşitliği, dinini uygulama özgürlüğü vb. gibi.”(6) Pozitif haklar ise yurttaşların tümüne tanınmaz; yalnızca azınlıklar bu haklardan yararlanır. “Esas azınlık hakları bunlardır. Azınlık bireyi bunları kendi grubuyla birlikte kullanır; yani bunlar grup haklarıdır. Örneğin Türkiye’de Lozan’a göre yalnızca gayrimüslimlerin kendi okullarını kurarak buralarda kendi dillerini okutma hakkı vardır.”(7)

Azınlıklara tanınan pozitif haklar yurttaşlar arasındaki eşitliği azınlıklar lehine bozmaz; tam tersine, çoğunluk ile karşılaştırıldığında dezavantajlı durumda olan azınlığın, çoğunluğun zaten kullandığı haklardan yararlanmasının önünü açar. Örneğin görme engellilerin güvenli bir şekilde yürüyebilmesi için bastonlarını sürebilecekleri sarı renkte oluklu taşların kaldırımlara döşenmesi pozitif bir haktır. Viyana’da başlatılan ve halen devam eden “Kültürlerarası Eğitim Projesi” öncelikle göçmen çocukları için düşünülen, onların Avusturya’daki ilk ve ortaokul eğitimlerine intibak edebilmelerinin ve başarılı olabilmelerinin yolunu açan başka bir örnektir.(8)

(Devam edecek)

…………………………………………
Kaynaklar:
1) Güncel Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.5748d3b4267eb9.49280363, [28 Mayıs 2016].

2) Baskın Oran, Türkiye’de Azınlıklar: Kavramlar, Lozan, İç Mevzuat, İçtihat, Uygulama. İstanbul: İletişim Yayınları, 2015, s.26-27

3) Jennifer Jackson Preece’den aktaran: Ece Özgün, “Avrupa Birliği’nde Azınlıklar: İspanya-Bask Örneği”, 28 Ağustos 2013, http://akademikperspektif.com/2013/08/28/avrupa-birliginde-azinliklar-ispanya-bask-ornegi/, [28 Mayıs 2016]. (Sayfa numaraları yok.)
4) A.g.m.
5) Oran, a.g.e., s. 33.
6) A.e.
7) A.e.
8) Bkz.: Österreichisches Schulportal, “Interkulturelles Lernen”, (tarih yok), https://www.schule.at/portale/deutsch-als-zweitsprache-und-ikl/interkulturelles-lernen.html, [28 Mayıs 2016].

Vielleicht gefällt dir auch