Aziz Nesin | Türklerin Kürt gibi, Kürtlerin Türk gibi düşünmesini isterdim

Nesin: “Kemalist değilim. Ama Mustafa Kemal’in yaptığı olağanüstü şeyler var. Ne Kürtler hilafetten geçebilirdi cumhuriyete, ne de Türkler. Eleştirilmez değil, yanlışlarını belgelerle kanıtlamak mümkün.”

Jiyana Nû: Şimdi tabii aydının gelecek kuşaklara taşıyacağı en önemli şeylerden biri de doğru bir tarih bilincidir. TKP’nin bir kongresinde, 1930’larda Kürt meselesinin parti programına girmesi önerilmiş. Hikmet Kıvılcımlı’nın da “bu bir tüzük sorunu değildir” dediği söyleniyor. Bu konuda Kürt aydınlarının size bir eleştirisi var. Kemalizmin Kürt meselesi konusunda izlediği politikayla ilgili düşüncenizi öğrenmek isteriz. Kemalizmi, tam bağımsızlıkçı anlayışla, anti-emperyalist bir biçimde ele alan, çağdaşlaşmayı hedef alan bir hareket olarak görüyorsunuz. Tabii bu sizin düşünceniz. Bugün toplumun demokratikleşmesinde tıkanıp gelen bu süreçte Kemalizmin payı nedir?

Aziz Nesin: Kemalizmde ideoloji yok zaten. Olmadığını, kendime göre kanıtladım. Kemalizmde ne var? Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı devrimler var. Bu devrilere benim çok saygım var. Kemalist değilim, Atatürkçü değilim. Ama Mustafa Kemal’in Türk milletine yaptığı olağanüstü akıl almaz şeyler var. Ne Kürtler hilafetten geçebilirdi cumhuriyete, ne de Türkler. İkinci bir adamı da yok. Çok büyük şeyler yapmış. Atatürk, eleştirilmez değildir. Özel yaşamında yanlışlar da var. Bunu kabul etmek lazım. Bu eleştirilerim saklı kalmak koşuluyla, Atatürkçü değilim, olmadım.

Siyasal yaşamındaki yanlışları belgelerle kanıtlamak mümkün. Nitekim Kaynak Yayınları’nda çıkan kitaplarda bunlar var. Kürtlerin siyasal hakları, neler vaad edildiği, bunlar var. Ortada. Ben şunu söylüyorum: “Bağımsız Kürdistan”dan yana değilim. Nedenlerini de söyledim. Belki o zamanlarda, o koşullarda olurdu. Ama bugün GAP varken, “petrol alanlarına hâkim bir Kürdistan” varken… Emperyalizm bu aşamada, yeni emperyalizm eskisi gibi çizmeli askerlerle girmiyor memlekete. Namussuzca, alçakça, Kürdün haberi olmadan…

Kemalizmin yandaşı olmak, ya da karşıtı olmak, bugün Kürt sorununu çözmez. Onun için, politik olarak anti-Kemalist olmak, Kürtlerin hiçbir işine yaramaz. Ama anti-kemalist olmak haklarıdır. Anti-kemalist olmanın ne ilerici Türklere ne de Kürtlere yararı var. Mustafa Kemal sadece Türk halklarına iyilik etmemiş; yaptığı atılımlarla (Kürdü, Çerkesi, Tatarıyla) bütün Türkiye’ye bütün çok büyük yenilikler yapmış. Türkiye’nin çıkarlarına çok önemli atılımlar yapmış. Harf inkilabı yapmış, kıyafet inkilabı yapmış, saltanatı kaldırmış. Yahu laiklik laiklik, Kürdistan’ın başına gelebilecek en büyük bela, laik olmamak gibi bir beladır. Bunlar, siz bağımsız olsanız da olmasanız da altından kalkamayacağınız belalar.

Tabii yanlışları olmuş. Ben de, benim gibi olan insanlar da Munstafa Kemal’in yanlışlarını görüyoruz. Bu yanlışlar tarihi belge olarak var, yazılıdır kitaplarda. Okuyoruz, görüyoruz bunları. Kürtlerin tarihinde bir sürü liderler var. Siz bunları aklayacak mısınız? Bunlar, hep iyi şeyler mi yapmış? Şimdi dersiniz, bu dönemde denebilir. Ama rahatladığınız zaman bunların yanlışlarını görmeyecek misiniz?

Öldürülmeniz için, bir yobaz tarafından başınıza 20 bin dolar bir ödül konulmuştu. Özel bir tv kanalında, sizi ve onu izledik. Onu, Sivas Katliamı’nda öldürülen aydın ve sanatçılarla beraber size karşı bir komplonun parçası olarak mı görüyordunuz?

Vallahi Karadenizli bir müteahhitti. Sonra biz mahkemeye gittik, yüz yüze geldik o adamla biz. Gördüm onu. Benim anladığıma göre o adam, belli bir grubun, örgütün temsilcisi değil. Bugüne kadar yapılmış gerici yayınların etkisinde kalmış bir bağnaz. Öyle bir dinci adam, benim öldürülmemde kendine göre çok yarar görüyor. Beni öldürsün, cennete gitsin “şap” diye. Eşek cennetine!

Kısa bir süre önce gerçekleştirilen “düşünceye özgürlük toplantısı”nda Yaşar Kemal, “gelecekte bir insan hakları komisyonu kurulursa ilk yargılanması gerekenlerden birisi ya da başlarında ben olmalıyım” dedi. Diğer yandan, solcu olduğunu fakat “Kürt devleti”ni talep eden ya da isteyenlere karşı da en önde savaş açmak istediğini de söyleyen Avcıoğlu. Burada farklı iki görüş var.

Beni, Yaşar Kemal’in aleyhinde konuşturmayın. O kadar çok konuştum ki bu adamın aleyhinde. Hapishaneye girmedim diye üzülüyorsa, girseydi. Onu kim tuttu? Şimdiye kadar günah çıkarıyor. Doğan Avcıoğlu, Kemalist olduğu için Kemalist akımın doğrultusunda bir düşünce söylemiş bulunuyor. Ama Avcıoğlu, doğruları görmeye eğilimli namuslu bir insandı. Yaşar’ın ne söylediği beni ilgilendirmiyor. Çünkü sonradan Müslüman olurken, kelimeye şahadet getiren Müslümanlar gibi, keşke hapishaneye girseydim, girmedim… Yahu bunlar laf değil, güzel laflar değil. Bunlar insanları kandırmak için laflar. Bugün insan hakları komisyonu kurulsaymış, en önde olacakmış! İnsan hakları dernekleri var, birçok mücadeleler var. Niçin önde olacakmış, arkada olacakmış? Orda kalsın, onun da katılması gerekir. Olay bu yani. 

Kürt sorunu, Kürtlerden çok Türklerin sorunu gibi oldu. Asıl olan da bu sorunun bir kambur olarak devam etmesidir. Egemen sınıflar emekçilerin büyük bir kesimini dincileştiriyor ve Türk şovenizmi körüklenerek bir düşman çıkarılıyor. Buna ne diyorsunuz?

Ben Türklerin Kürt gibi, Kürtlerin de Türk gibi düşünmesini isterdim. Ben bir Kürt olsaydım ayrılmayı düşünmezdim. Bağımsız bir devlet istemezdim. Ama tüm haklarımı da isterdim. Bu haklar tarih boyunca Kürtlere verilmemiş. İnsan haklarını bir yana bırakalım, Türkler bile bu haklardan yararlanamıyor. 

Bir özel tv programında “Şimdi en büyük aptalın kendim olduğunu anladım, şimdiye kadar Türk mahkemelerinde birazcık da olsa adalet olduğunu düşünüyordum. Böyle olmadığını anladığım için, en büyük aptal olduğumu söylüyorum” şeklindeki açıklamanızdan kastınız neydi?

Söylemişsem de bunu taktik olarak da söylemiş olabilirim. Biliyorsunuz her söz her yerde yeni koşullarda söylenebilir. Biz, 6  Eylül’de 60 kişi tutuklandık. Eylül suçlusu olarak tutuklandık. Bir arkadaş bizi ziyarete geldi. Sizi “idam edecekler” dedi. İnanmadık, çünkü bizim 6-7 Eylül olaylarıyla hiçbir ilgimiz yoktu. Bu kadar da namussuzluk olmaz! Hadi kıyısından köşesinden bir ilgimiz olsa, “haklılar” diyeceğiz. Sonra yasal yollardan davalar geldi. Bir hekim albayı olan Sıkıyönetim Komutanı Muhittin Akyüz emir verdi: “Bunları, Eminönü Meydanı’nda salkım gibi asacaksınız”, dedi. Eğer asılmış olsaydık, Türkiye’de yaşayan insanların hepsi, “bunlar mutlaka bir şeyler yaptı, asıldı, bir şey yapmasalardı asılmazlardı”, diyeceklerdi. Kürt de böyle söyleyecekti, Türk de. Neyse ki kurtulduk. Dünya geliştiği için şimdi, Türkiye de gelişti. Bugün adam asmak, artık öyle kolay değil.

Kirli savaşın ve akan kanın durdurulması için farklı yerlerde duran Türk ve Kürt aydınlarının, mutlaka bir şeyler yapması gerekir. Sizin, uluslararası üne sahip bir Türk aydını olarak, neler yapılması gerektiği konusundaki açık düşünceniz nedir?

Şimdi uluslararası bir toplantı olmaz. Ben diyorum ki, yine eski girişimimizi ilerletmemiz gerekir. Diyelim ki dışarıda bir toplantı yapsak, “hain” ilan ederler. Yeniden bir girişimde bulunmak gerekir. Ama sonuç ne olur, bilinmez. Ben yoruldum. Fiziki olarak yoruldum, gözüm görmüyor, yaşlandım. Birileri öncülük ederse ben katılırım. “Kürt-Türk aydınları eski arkadaşlar bir girişimde daha bulunalım, bir toplantı daha yapalım”, diyorum. (Bitti)

……………………………………..
ertanildan@hotmail.com

Vielleicht gefällt dir auch