Yalnızız

İstanbul – ‘Bir ufka vardık ki artık / Yalnız değiliz sevgilim’ diyeli Ahmed Arif, nerden baksanız 70 yıl olmuş. Bu kadarcık zaman dilimi bile yetti

Unutma beni

Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardıOkyanusları mavi olmayanBenim için hayatKalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı* Didem Madak aramızdan ayrılalı 8 koca yıl geçmiş.

Mevsim bahar

Bazen sorarsınız ya kendinize, tüm bu olup bitenin ortasında ben bu gezegene nasıl düştüm diye? Sanırım çok uzundur aklı başında olan herkes memlekette, bu ruh haliyle aynı soruyu soruyor kendine. Ama hele bir düşünün abiler ablalar: Arnavut kaldırımında sanat fışkıran bir Beyoğlu! Sağlı sollu kitapçılardan yükselen şarkı sesleri sonra! Hepimize iyi gelmez mi? Dayanışalım. Mart’ın sonu bahar!

Siyah beyaz

Siyah beyaz bir fotoğraf. Gözlerindeki korku mu cesaret mi kadının? Hem yerli hem yurtsuz. Kaçıp kurtulan ve sanki son anda yetiştiği bu trenin kirli camından sarkıtıverdiği kollarıyla gözümüzün ta içine bakan bir kadın. Sobeledi mi dersiniz oyunu? Ebe kim?*

Zaman eleğini sallıyor

Azalıyor(uz). Kaç kişi kalır ilk dediğini sonda da diyen bilmiyorum? Bir acayip elek ki hepimiz ordayız ve görüyoruz üstelik. Yoo, ‘aynı suda yüzer bindiğimiz gemiler’ demesine bakmayın Cahit Irgat’ın, ‘ayrıdır bindiğimiz gemiler’ diye vermiştir yıllar öncesinden Cahit Sıtkı Tarancı yanıtı. Çünkü
hepimiz farklı farklı birikiyoruz. Zaman eleği bu, sürekli düşürüyor birilerini.

Zil çalmıyor

‘Zil çalmıyor.’ Zil yerine koyduğumuz kocaman bir sanal dünyamız varken hem de. Cep telefonumuz, bilgisayarımız bozulsa, internet kesilse, o günü yaşanmış saymadığımız bir dönemde hem de!