Sürgünün gidişatı hakkında

İster önemli noktalara parmak basalım, istersek günlük basit aksaklıklara takılalım. Söylediklerimiz, eleştirel söylemimiz, her iki ülkede yaşayan “yerliler” tarafından da maalesef “hariçten gazel atma” olarak değerlendiriliyor.

Sadaka ve tekmil

Osmanlı’nın millet sistemiyle başlayıp, İttihat ve Terakki döneminde zirveye ulaşan etnisite mühendisliği, cumhuriyet döneminde de yeri geldikçe asimilasyon, segregasyon ve likidasyon “araçlarının” her biri kullanılarak sürdürülmüş.

Die vorletzten Tage der Menschheit

Aus weihnachtlich-besinnlichen Gründen habe ich mir erlaubt, vom Meister Karl Kraus die beiden bekannten Figuren für ein paar Minuten auszuborgen – mitsamt einigen seiner Sätze, die abgedruckt sind in: Karl Kraus: Die letzten Tage der Menschheit.

Azınlık perspektifi

Eğer ki Osmanlı’dan T. C.’ye uzanan Türkleşme ve Türk ulusal devletini oluşturma sürecini bir de azınlıkların perspektifinden değerlendirecek olabilsek; çok farklı bir söylem, coşku ve heyecanın değil, hüznün ve acının dikte ettiği bir anlatıyla karşı karşıya kalacağız.

Milliyetçilik refleksi

Bahçelerine özen gösteren ama çitin ardındakilerini görmek bile istemeyen milliyetçilerin refleksi, maalesef yalnızca ulusal solcuların, “eski model” milliyetçilerin bedenlerine işlememiş. Türkiye’de büyümüş olan çoğumuzu yoklayan bir dürtü.

Von zivilen Tugenden – II

Wien – Individuell oder strukturell? Zivilcourage oder kollektiver Widerstand? Solche Gegenüberstellungen sind freilich problematisch, zumal sie künstliche Gegensätze konstruieren und alles Dazwischenliegende ausblenden. Außerdem sind

Yetmek ya da yetmemek

Hatırlayacaksınız; pek afili bir tarih olan 12 Eylül 2010 günü, yani 1980 darbesinin 30. yıldönümünde, Türkiye’de bir referandum yapıldı. Konu, 1982 Anayasası’nın 27 maddesinin değiştirilmesiydi.

Eleştirinin halleri

Yıllar önce İstanbul’da bir üniversitede eleştiri kavramının tarihçesi, farklı anlamları ve siyasal açılımları hakkında bir sunum yapmıştım. Pek de meramımı anlatamamış, çoğu zaman olduğu gibi

Eleştiri üstüne

Çocukluğumda çok duyduğum bir cümleydi. Eğer birisi her söze ve duruma amenna demiyorsa, yani salla başını, al maaşını türünden bir zat değilse, hakkında konuşulurken çoğunlukla