Cemaatten modern kitleye sosyal hareketler

Yeni sosyal hareketlerin eylem repertuvarı oldukça zengin: Kamp kurma, işgal ve oturma eylemleri, insan zinciri, performans sergileme, eleştiri ve taleplerini şarkılar aracılığıyla ifade etme gibi.

“Sözcüğün modern anlamıyla
kitle kristalleri ve kitleler,
hâlâ aynı olan daha eski
bir birimden türemiştir.
Bu birim sürüdür.”
(Elias Canetti)

Paris – Peşin olarak belirtmek gerekir ki, sürüden cemaate, tebaadan günümüz kitlelerine ulaşan evrensel yolculuk boyunca oluşan sosyal hareketlerin tarihine etraflı bir bakış, bu yazının boyutlarını fazlasıyla aşan genişlik ve derinlikte bir konudur. Kitle(ler) diye tanımlanan ve sayıları milyarları bulan düşürülmüş ya da düşme endişesiyle kâbuslar içinde kıvranan sözkonusu kalabalıkların dalgalar halindeki eylemli kalkışmaları, dünyanın başat gündemi olmaya devam edecek, dolayısıyla da gelen yıllar boyunca çokça konuşulacaktır.

Sosyal hareketler sosyolojisinin ve farklı eleştirel kuramların bu hareketlerin ne zaman ortaya çıktığına dair yanıtları çeşitlidir. Sosyal olguların derin kökleri ve nedenleri aranırken sıklıkla karşılaşılan farklılıklar burada da karşımıza çıkıyor. Toplumların heterojenliğine denk düşen bir kaçınılmazlıktır bu bakış çeşitliliği. Sosyal hareketler ile anlatılmak istenen nedir ve izleri nereye kadar sürülebilir?

Modern zaman kitlelerinden sürüye ya da antik kabile topluluklarından günümüz toplumlarına yapılan gidiş-dönüş yolculuklarının kanıtladığı bir gerçek vardır: Doğa içinde topluluklar halinde yaşamak zorunda olan insan; beslenme, barınma ve güvenlik gibi yaşamsal ihtiyaçlarının dışında, hep daha iyi ve özgür yaşamayı düşlemiş, aramıştır. Bunun için de işbirliği yapmış, gerektiğinde isyan etmiş, savaşmıştır. Sosyal hareketlerden söz edilen her zaman ve mekânda, doğası gereği çıkarları, sosyal konumları çelişen/çatışan taraflar vardır. İnsan topluluk ve toplumlarının sınıfsal katmanlar halindeki ilk parçalanışı, ilk kitle hareketlerinin de embriyon halindeki oluşumuna tanıklık ediyor bir bakıma.

Homo sapiens, Homo Erectus, Homo Neandertal…

Homo sapiens, ilk biyolojik ebeveynlerinden kurtulup yeryüzüne dağıldığı zamanlardan bugüne hep hareket halinde oldu. 2,5 milyon yıl boyunca doğada hazır bulduklarıyla beslendi. Kendinden güçlü ve yırtıcı diğer canlılara tuzaklar kurarak onları avlayıp yedi, köleleştirerek hizmetine koştu. Yetmedi, -tartışmalı kimi teorilere göre- kardeşlerimiz olan Homo Erectus, Homo Neandertal vb’nin soyunu kırdı ve canlılar tarihine “seri soykırımcı” ünvanıyla geçmiş oldu. Bu yolla soyunun varlığını sürdürdü ve zamanla fetih yolculuklarına çıktı.

Türümüzün doğada bulunmasının ilk nedeni, uygarlıklar kurmak değildi elbette. Ama on binlerce yıllık evrimsel yürüyüşü içinde olan oldu ve yeryüzünün her yanını mesken tuttu, türlü uygarlıklar kurdu, dağıttı, yenisini inşaa etti, tekrar yıktı… Sürekli hareket halinde bir geçmişe sahip olan insan türünün, özellikle de son 12 bin yılık tarihi, belirgin sınıfsal ya da buna tekabül eden iktidar ve yayılma kavgalarının da tarihi olmuştur. Ekonomik planda tarım devrimiyle başlayıp modern döneme kadar gelen uzun tarih boyunca yaşanan pek çok değişim, sürüden modern kitleye evrilmenin de koşullarını hazırladı.

Tepesinde aristokrasinin ve ruhban sınıfının bulunduğu bu uzunca dönem, cemaat yapılarının, politik sahada din temelli feodal toplulukların, düşünsel planda ise ilahiyat/metafizik eksenli ideolojilerin

hüküm sürdüğü bir döneme tanıklık ediyor. Bu dönem, özellikle de Avrupa Ortaçağı’nın tiranlarına karşı -cemaat eksenli de olsa- modern zamanlara esin kaynağı olan kitle hareketlerinin doğmaya başladığı bir dönem olmuştur.

Sosyal hareketlerin tanımlanması

Yaygın kabulle sosyal hareketler, “[e]litlere, otoritelere, başka gruplara ya da kültürel kodlara karşı, elitler, diğer gruplar ve unsurlarla kalıcı bir etkileşim içinde, ortak hedeflere sahip ve dayanışma içinde olan bireyler tarafından geliştirilen kolektif eylemler” olarak tanımlanmaktadır.

Sözü şöyle sürdürmek yanlış olmaz: Ortak amaçlar için bir araya gelen, farklı çap ve derecelerde politik, sosyo-kültürel dönüşümleri hedefleyen insanların kollektif eylemi demek olan sosyal hareketler, modern anlamına Fransız Devrimi, daha öncesinde ise İngiltere’de radikal politikacı John Wilkes ile dayanışma eylemlerinde oluşan hareketlerle kavuşmuş oldu. İngiltere, Güney ve Kuzey Amerika’da gelişen kölelik karşıtı mücadeleler de bu kapsamda ele alınabilecek hareketlerdir.

18. Yüzyıl’a gelinceye kadarki sömürgecilik ve imparatorluk karşıtı (Osmanlı’daki Celali ayaklanmaları gibi) köylü/halk hareketleri dünyanın neredeyse her coğrafi parçasında yaşanmıştır. Engizisyonun 600 yıllık karanlığına karşı farklı form ve motiflerde gelişen kollektif eylemler, klasik tanıma uygun devrim ve iktidarı alma gibi radikal sosyo-politik ve kültürel dönüşüm perspektiflerine sahip olmasalar bile, özleri itibariyle sosyal hareketlerdir.

18. Yüzyıl’dan itibaren gelişen sosyal hareketler ise görece bütünlüklü talep ve proğramatik yönelimlere sahip etkileşimli, sosyal kurtuluş ufuklu kitle eylemleridir. Yeni sosyal hareketleri tanımlayanlar, modernitenin ilk dönemlerine tekabül eden ekonomik talep eksenli, siyasal erki etkilemek, giderek ele geçirmek üzere ortaya çıkan işçi hareketlerini ise “eski” sosyal hareketler olarak adlandırıyorlar. “Eski” ve “yeni” sosyal hareketler ayrımına dair tezler ileri sürenler aynı zamanda, değişen siyasal paradigmalar ve sosyo-kültürel temalara ağırlıklı bir vurgu yaparlar.

Yeni sosyal hareketler

Kasım 2018’de Fransa’nın düzinelerce kentinde eşzamanlı olarak başlatılan “Sarı Yelekliler” hareketi vesilesiyle A. Touraine, J. Habermas, Z. Bauman, E. Laclau, C. Mouffe, M. Castells, M. Hardt, G. Ritzer ve A. Negri gibi ‘Yeni Sosyal Hareketler’ (YSH) teorisyenlerine yeniden atıfta bulunuldu.

En genel çerçeveyle, “Yayılan ve derinleşen modernitenin farklı unsurlarının neden olduğu sorun ve bunalımlar karşısında çeşitli amaç ve aktörlerle ortaya çıkan” hareketler olarak tanımlanmaktadır YSH.

Bu hareketlerin “eski” ile olan farkları, devamlılıkları, toplumsal/sınıfsal dayanakları, talep çeşitlilikleri, kullandıkları araçlar, güçlü ve zayıf yanları bir kez daha küresel sosyal hareketler gündemine dahil oldu. Son birkaç yıl boyunca daha çok Batı dünyasında yeniden ivme kazanan çevre, kadın, gençlik, LGBTİ ve ZAD hareketi (Zone A Defendre / Savunma Bölgesi) gibi karma komünal kitlesel eylemler vesilesiyle YTH üzerine geliştirilen tez ve kavramlar, bir bakıma sosyal pratiğin testinden de geçmiş oldu.

“Ben Nesli” olarak da adlandırılan ve iyi bir eğitim/kültür düzeyine sahip yeni kuşağın mozaik bileşimiyle kamp kurma, işgal ve oturma eylemleri, insan zinciri, performans sergileme, eleştiri ve taleplerini şarkılar aracılığıyla ifade etme gibi zengin eylem repertuvarı, sosyal iletişim ağlarında sansasyonel yankılar uyandırmaktadır. Eylemlerde kullandıkları müzik, dans, karikatür, kızıl bere, sarı yelek, kırmızı kalem, mor bayraklar, ironi, sokak tiyatrosu vb sanatsal araç ve etkinlikler, “ben nesli”ni dönemsel aralıklarla da olsa dikkatlerin odağında tutmaya devam ediyor.

Kökleri 1960’lara uzanan YSH, başlıca şu olgu, karakteristik özellik ve iddialara dayandırılıyor:

  • Ara sınıfsal katmanları tehdit eden endüstriyel büyümenin, taşra aleyhine gelişen kentleşmenin, ekosistemdeki tahribat ve otomasyonun yarattığı yeni sorunlara tepki
  • “Sanayi sonrası toplum kuramı”na göre yeni teknolojilerin gelişmesine paralel olarak çalışmanın entelektüel boyut kazanmasının, “beyaz yakalı bilgi işçileri”nin ortaya çıkmasıyla proletaryanın devrimci rolünün değişmesi
  • Merkezi devrimci önemini kaybeden işçi hareketi söylemi yerine; “kadınlar, siyahlar, çevreciler, göçmenler ve tüketiciler gibi çok çeşitli mülksüzlerin seslerinden kaynaklanan birçok farklı söylem”i içine alan bir perspektifin dikkate alınması
  • Yeni toplumsal çatışmaları tetikleyen ekonomi, devlet ve toplum ilişkilerinin aldığı yeni biçimlerin batılı kapitalist toplumlardaki dışavurumu
  • Paradigma değişimlerine bağlı olarak, “ ‘materyalist’ öncelikler tarafından desteklenen ‘eski siyaset’ ile ‘postmateryalist’ referanslara dayalı ‘yeni siyaset’ arasındaki çatışmanın” görünür hale gelişi
  • Tırmanma umudunu kaybeden, hatta düşme korkusu yaşayan “eğitimli, yeni orta sınıf”ın bir reaksiyonu
  • Modern toplumun artan çelişki ve yabancılaştırıcı etkilerine karşı gelişen, modernlik karşıtı dalga
  • Sosyal medya ile toplumsal hareketler arasındaki etkileşim…

Açıktır ki, YSH’yi tarihsel bütünlüğü içinde kavramak ve rotasının doğrultusunu kestirebilmek, bu izahlardan fazlasını gerektiriyor. Her “yeni”nin kendini -iddiasından bağımsız olarak- “eski” ve geleneksel olanla karşılaştırma içinde tanımlaması anlaşılır bir durumdur. Bununla birlikte, “eski” ve “yeni” sosyal hareketler ayrımı tartışmalarının dayanağı olan toplumsal değişim ve dönüşümlerin kavramsallaştırılması girişimlerinin bir çeşit “kavram kaosu”na neden olduğu da bir gerçek.

Özellikle de 20. Yüzyıl’ın ikinci yarısından itibaren ekonomik, politik, kültürel ve ideolojik alandaki değişimlerin tanım ve adlandırmaları daha da çoğaldı. Mevcut kavram ve tanımlamalara birer “post” sıfatı giydirilmesinin bir çeşit entelektüel şaşkınlık hali ve ideolojik rota kaybına neden olduğu da aşikâr. “Post-endüstriyel toplum”, “post-fordist toplum”, “post-kapitalist toplum”, “post-burjuva toplum”, “post-modernite”, “post-yapısalcılık” “post-materyaliz”, “post-marksizm”… Adına (“sanayi ötesi toplum”, “bilgi toplumu”, “geç kapitalizm” ya da “risk toplumu”) ne denilirse denilsin, vahim bir gerçekle karşı karşıyayız: Sermayenin küresel tahakkümü insanlık toplumunun tamamını olduğu kadar, canlı alemi var eden tüm bir ekosistemi de çözülmenin eşiğine sürüklemektedir.

(Devam edecek)

………………………………………………

Yararlanılan Kaynaklar

  • Kitle ve İktidar, Elias Canetti, Ayrıntı Yayınları, 2014-İstanbul
  • https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1169
  • https://www.academia.edu/27125171/Yeni_Toplumsal_Hareketlere_Yeni_Niteliği_Kazandıran_Özellikler_Üzerine_Bir_Değerlendirmeacikerisimarsiv. selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/ 123456789/14257/501081.pdf?sequence=1&isAllowed=y
  • https://atauni.edu.tr/yuklemeler/669ab9e9ff32c2ca0f9a3c70aa28a6a8.pdf

erdalemre@hotmail.fr

Vielleicht gefällt dir auch