CHP Milletvekili Yıldırım Kaya │ Katliamlar sadece Alevileri hedeflemiyor

Kaya: Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Malatya’da, Gazi’de yaşananları, tek başına “Alevilere yönelik bir saldırı” olarak değerlendirmiyorum. Demokrasi, barış, özgürlükten yana kesimlere yönelik bir saldırı…

St. Pölten – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, aynı zamanda bu partinin genel başkan yardımcılarından, eğitim politikalarından ve spor grubundan sorumlu. Kırşehir’de doğumlu olan Kaya, belli bir dönem Eğitim-Sen Genel Başkanlığı da yaptı. Yıldırım Kaya, 22 Aralık günü St. Pölten Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi tarafından düzenlenen, Maraş Katliamı’yla ilgili anma etkinliğine konuk oldu. Etkinlikten sonra sorularımzı yanıtlayan Kaya, “demokrasi mücadelesinde bugüne kadar bedeller ödeyerek bu noktaya geldik. Şimdi de Türkiye’nin yeniden demokrasi ile taçlanması için bir mücadele yürütüyoruz”, dedi.

Aleviler neden yıllardır hep katliamlara maruz kalıyor?

Yıldırım Kaya: Şimdi bir ülkede demokrasi yoksa, demokrasinin olmadığı ülkelerde inançların farklı kültürlerin yaşamasına müsaade edilmez. Bunu sadece Alevilere yönelik bir uygulama olarak görmemek lazım. Esas olarak, demokrasi güçlerinin ağır bedeller ödediği bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu coğrafyada demokrasiyi egemen kılmak için mücadele etmek gerekiyor. Darbelerin hepsi demokrasiye karşı yapılmıştır. Darbelerle farklı kimliklerden, farklı inançlardan, farklı kültürlerden kesimlerin mücadelesinin önüne hep set çekilmiştir. Demokrasiyi uygularsak onların hiçbirini yaşamayacağız.

Alevilerin evleri işaretlenir, sonra da katliam yapılır. Son yıllarda Alevilerin evleri ve iş yerleri yine sıkça işaretleniyor. CHP bu konuda neden sesiz kalıyor ya da neden yeterince dillendirmiyor bu sorunu?

Şimdi öncelikle şunu belirteyim, Alevilerin evlerini ve iş yerlerini tek tek işaretlemek, aptalca bir davranış. Neden? Milyonlarca Alevinin olduğu bir ülkede ve coğrafyada yaşıyoruz. Toplumu birbirine kırdırmak, Alevi-Sünni çatışması çıkarmak için yıllarca uğraşıldı. Ama bir türlü başarılamadı. Şimdi de başarılı olamayacaklar. CHP’nin, yanıtı çok açık ve net. İzmir’de Alevilerin evleri işaretlenince, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de üç günlük bir Alevi-Bektaşi Sempozyumu düzenledi. Uluslararası bir sempozyum. İzmir’in tüm sokaklarında, tüm caddelerinde “Biz Aleviyiz” sözü vardı. Yani bu, “eğer bir işaret koymak istiyorsanız, o zaman 82 milyona işaret koyacaksınız” anlamını taşıyordu. CHP, bu tür yaklaşımlara asla izin vermez. Aleviler, bizim canımızdan bir parça.

Ama bir dizi Alevi katliamı da ne yazık ki CHP’nin iktidar olduğu dönemlerde gerçekleşmiş. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Malatya’da, Gazi’de yaşananları, tek başına “Alevilere yönelik bir saldırı” olarak değerlendirmiyorum. Demokrasi, barış, özgürlükten yana olan kesimlere yönelik bir saldırıyla karşı karşıya kaldığımız bir gerçektir. Sivas’ta yananların hepsinin Alevi olduğunu söylemek mümkün değil. Ama, Alevi bakış açısına yönelik bir saldırının olduğu doğrudur. CHP’nin şu ya da bu boyutuyla iktidar olduğu dönemlerde bu tür oyunlar oynanmıştır, bu tür tezgahlar kurulmuştur. Bunlar, Alevileri CHP’den uzaklaştırmak için yapılmış uygulamalardır. Alevi toplumu ile CHP arasında kurulmuş olan gönül bağına hançer sokmak için yapılan hamlelerdir. Ama buna dün nasıl izin vermediysek, bugün de izin vermeyeceğiz. Kerbela’dan bu yana yaşanan bir süreç var. Kerbela’da CHP yoktu. Pir Sultan idam sehpasına çekildiğinde, CHP yoktu. Ama o dönemde de bu dönemde de birlikte yaşama çabası içinde olanları parçalamak isteyen zalimler hep olmuştur. CHP, her zaman zalimlerin zulmüne karşı durmuştur, durmaya da devam edecektir.

CHP, HDP’yle biraraya gelme konusunda neden ürkek davranıyor? Bu ürkeklik nereye kadar?

Demokrasi ve barış mücadelesi konusunda, sadece HDP değil, bu eksende düşünen; barıştan, demokrasiden, özgürlükten yana olan her kesimden derneklerden tutun da tüm siyasi partilerle yan yana durmaktan hiçbir zaman tereddüt etmedik. Ama HDP ayrı bir parti, CHP ayrı bir Parti. İstanbul’da biraraya geldik, birlikte olduk ve İstanbul seçimlerini birlikte kazandık. Türkiye’deki 31 Mart seçimleri, birlikteliğimiz oldu. Genel seçimlerde HDP’nin baraj altında kalma riski ortaya çıktığında, genel başkanımızın açıklama yaptı, barajın aşılması için CHP’ye gönül vermiş insanların HDP’ye destek verdiğini dünya alem bilir. Dolayısıyla biz yan yana ayrı partiler olduğumuz ayrı programlarımız olduğu herkes tarafından bilinir. Kim demokrasiden, barıştan, özgürlükten yana ise biz CHP olarak onlarla birlikte ortak zeminde her zaman buluşabiliriz, bunda hiçbir sakınca yok.

CHP, AKP’nin güvenlikçi politikalarına, Suriye teskeresine neden destek verdi?

AKP’nin, niyeti çok açık ortada. Orta Doğu’yu bir savaş bataklığına sürüklemiştir. Orta Doğu’da barışın egemen kılınması gerekir. Orta Doğu halklarının birarada, eşit koşullarda yaşaması gerekir. CHP, Suriye politikalarında, AKP’nin politikasının yanlışlığını hep anlatmıştır, hep bunun karşısında varlığını göstermiştir. CHP, ülkenin birliğini ve bütünlüğünü, sınır güvenliğini her zaman savunmuştur. Türkiye’ye karşı olası terör saldırıları karşısında, her zaman birlikte duruşu savunuruz. Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü, CHP’nin olmazsa olmazıdır. CHP, Türkiye’nin birligini savundugu kadar, Suriye’nin birliğini de savunuyor. Suriye’de yaşayan insanların, kendi yönetim biçimlerini kendilerinin belirleyeceği bir sistemi de savunuyor. Orada yaşanan savaş politikalarını doğru bulmadığını defalarca söyledi. Eğer kastınız, en son teskereye “evet” demesi ise, bu tamamen sınır güvenliğiyle sınırlı. Bu yaklaşımla sorunun çözülemeyeceğini o zaman da söylemiştik. Nitekim sorun da çözülemedi. Savaş oldu da ne oldu? Şimdi nereye gittik? Hiçbir sonuç alınmadı. CHP, “yurtta sulh cihanda sulh” öğretisini dün savunuyordu, bugün de savunuyor, yarın da savunacak.

Buradaki etkinlikte yaptığınız konuşmada, “Kürt sorununu biz çözeceğiz” dediniz. Çözüm öneriniz nedir?

Türkiye’de Kürt sorunu demokrasi ile çözülür. Parlamento, Kürt sorununu çözmek zorunda. Eğer bir ülkede cumhuriyet yaşayacaksa, demokrasi ile mümkün. Demokrasi ve cumhuriyet yaşayacaksa, barışla mümkün. Dolayısıyla, tüm kesimlerin birarada, eşit koşullarda olmasını sağlamanın temel koşulu, önce demokrasi ve barış. Demokrasi ile barışı egemen kıldığınızda, bu sorun köklü olarak çözülür. Bir kere, sorunun varlığını kabul edeceksiniz. Varlığını kabul ettikten sonra da oturup onlarla birlikte, ülkede demokrasiyi geliştireceksiniz. Demokrasi yerleştikten sonra, zaten sorun kendiliğinden ortadan kalkacak. Yani, varlığını kabul edersen; dilini konuşabiliyorsa, kendi kültürünü ve geleneklerini yaşatabiliyorsa, sorun olmaktan çıkar, birlikte yaşama yolu açılmış olur.

info@toterwinkel.at

Vielleicht gefällt dir auch