Eisenstadt’da her taşın altından ‘Esterházy’ çıkar

Esterházy Ailesi, Habsburg hanedanlığı ve Avusturya İmparatorluğu döneminde en büyük toprak sahiplerindendi. Öyle ki ailenin gelirleri, kralların ve imparatorların gelirini dahi aşmıştı.

Viyana – Burgenland, Avusturya’nın doğusunda, yüzyıllar boyu Batı ve Doğu’nun kavga alanı olmuş sınır bölgesi. Günümüzde de çok sayıda azınlığın birarada yaşadığı bu bölgenin en eski azınlıkları arasında Almanlar, Hırvatlar, Macarlar, Romanlar, Yahudiler ve Slovenler bulunuyor. Biraz da bu nedenle, Avusturya’nın azınlıklar konusunda en zorlu sınavını verdiği bölgelerden biri. Cumhuriyetin kuruluş yıllarından beri ülkeyi oluşturan dokuz eyaletten biri olan Burgenland, daha önce Batı Macaristan’ın bir parçasıyken, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun 1918 yılında dağılmasıyla Avusturya sınırları içinde kalır.

1921 yılında yapılan referandum sonrasında, Burgenland sınırları içinde bulunan önemli ekonomik ve ticari merkezlerden Sopron (Ödenburg) Macaristan’a; ayrılıktan sonra Slovakya’nın başkenti yapılan Bratislava (Pressburg) ise o zamanki Çekoslovakya’ya verilir. Bu kentler komşu devletlerde kalınca, küçük bir kasaba olan Eisenstadt, Burgenland’ın başkenti olur. Yaklaşık 14.637 bin nüfusu, 42,92 km alana sahip olan Eisenstadt aynı zamanda “Haydn Şehri” olarakda bilinir.

Burgenland eyaletinin başkenti Eisenstadt, Avusturya tarihinde adından sıkca söz ettiren önemli yerlerden biri olup, birçok ulus, din ve mezhepler savaşına tanıklık etmiş küçük ve fakir bir şehir. Uzak geçmişte Macaristan Krallığı’nın batı bölgesinde yer alan bir yerleşim yeriydi. 1373 yılında, Macar soylu ailelerinden Kanizsai’nin mülkiyetine geçer. Aile tarafından, buranın elde tutulması amacıyla güçlü kale ve hendekler inşa edilir. İsmiyle ilgili tezlerden biri de buna dayandırılır; sağlam, iyi korunan yer anlamında, “Eisenstadt” = “Demir Şehir”.

Kentin ünlü tarihi mekanlarının başında Dom St. Martin (katedral), Yahudi Mahallesi, Esterházy Kalesi ve Sarayı, Haydn Müzesi ve Yahudi Müzesi yer alır. Katedral ve kale-saray, bölgenin hanedanlarından Esterházy Ailesi tarafından inşa edilmiş. Bu aile, Macar asıllı olup bugün bile dünyanın sayılı zengin ailelerden biridir. Sahneye çıkışı, 13. Yüzyıl’a dayanan aile, mülkünü üç ana yoldan elde etmiştir: Katolik Kilisesi’ne bağlı olan ailenin, bölgedeki Protestanlara ait arazileri ele geçirmesi, belli bir dönem Osmanlı’nın elinde kalan ama daha sonra geri alınan arazileri kapatma ve “isabetli evlilikler”.

Dom St. Martin

Bu üç ana yolun yanı sıra başka etkenler de var. Roma Katolik Kilisesi’ne ve Habsburg monarşisine hep sadık kalmak gibi. Her iki otoriteye de özellikle de kriz zamanlarında “hayati hizmetler” vermişler. Örneğin, 1683’te Osmanlı’nın İkinci Viyana Kuşatması ve 1809’da Napolyon’un Viyana’yı işgali sırasında, Habsburgların yanında yer almış, desdeklemiştir. Yine, Macar asıllı olmalarına rağmen, 1848 Devrimi esnasında, Macarista‘nın bağımsızlık ayaklanmalarına karşı çıkmış, Habsburgların tarafında yer almışlardır. Buna karşılık olarak, kraldan bağımsız hareket etme hakkı almıştır. Mesela, 1671’de Viyana’dan çıkarılan Yahudilere ve Osmanlı baskısından kaçanlara, Esterházy Kalesi dışındaki toprakları kiralama işi bu çerçevede gerçekleşmiştir. Bu şekilde, Habsburg hanedanlığı ve aynı hanedanların Avusturya İmparatorluğu döneminde en büyük toprak sahiplerinden olan ailenin gelirleri, kralların ve imparatorların gelirini dahi aşmıştır.

İkinci Dünya Savaşı, Esterházy Ailesi için dönüm noktası olur. Savaş sonrası, aile üyelerinden bazıları başka ülkelere kaçarlar, kalanlar ise çeşitli cezalara çarptırılırlar. Macarista’daki mal varlıkları kamulaştırılır. Ama bu, mal varlıklarının büyük bir bölümünü kaybettikleri anlamına gelmez. Bugün bu toprakların çoğu Avusturya, Slovakya ve Macaristan’da bulunuyor.

Haydn’ı himaye eden aile

Esterházy Ailesi’nin yaptıkları arasındaki “iyi bir şey”, Joseph Haydn gibi iyi bir müzisyeni 1761’de himayelerine alıp para sıkıntısı çekmeden yaşamasını sağlamak olmuştur. Haydn hayatının 30 yıldan fazlasını bu soylu aileye hizmet ederek geçirir. İşi, onların istekleri ve ihtiyaçlarına uygun müzik bestelemek olur. Esterházy Sarayı içinde Haydn’a ait bir ev, bir de konser salonu vardı. Söz konusu sarayın mülkiyeti bugün de Esterházy Ailesi’ndedir.  

Sonuç olarak, Eisenstadt’da hangi taşı kaldırsanız altından Esterházy Ailesi çıkar. “Zenginin malı fakirin cenesini yorar!” Benim gibi çenelerini yormak isteyenler varsa, “gidip görsünler”, derim. Bu yörelere demiryolu inşa edildiğinde, Eisenstadt henüz Macaristan sınırları içinde olduğundan, eski demiryolu ağı doğu yönünde yapılmış. 1945’te doğu sınırları kapatılınca da bazı bağlantılar kesilmiş. Ama bugün trenle ulaşım elbette mümkün. Viyana Haupbahnhof’dan kalkan Wulkaprodersdorf treni Eisenstadt’dan geçiyor. Yine, Viyana Haupbahnhof’dan Eisenstadt Domplatz’a direk otobüsler de var. Bu tarihî yolculuğu yapmak isteyenlere şimdiden iyi yolculuklar!

………………………………………….……
Fotoğraflar: Resmiye Aslan
resmiye.aslan1511@gmail.com

Vielleicht gefällt dir auch