Eminönü, gün içinde nüfusunun on katı insan yüklenir

Eminönü Meydanı’yla ilgili bu TimeLapse sunumuna, aynı meydanla ilgili edebi pasajlar eşlik ediyor.

TW İstanbul – Viyana – Gazetemiz Toter Winkel’ın yazarlarından Emine Başa, TimeLapse paylaşımlarına “Kadıköy Vapurları” ile başlamıştı. O ilk çalışmasını, “TimeLapse” tekniğinin ne olduğunu dair özetleyici bir metinle sunmuştu dikkatinize. Burada izlediğiniz çekimi ise, İstanbul-Eminönü’nde yaptı Emine Başa. Bu çekim, 250 fotoğraftan oluşmuştur.

Eminönü Meydanı’yla ilgili yüzlerce fotografla oluşturulmuş bu çalışmayı, ilgili edebi pasajlarla paylaşıyoruz. Gazetemizin yayın yönetmenliğini de yürüten yazar Hüseyin A. Şimşek’in, “Bu Nasıl İstanbul” adlı romanında, Eminönü ilçesi ve Eminönü Meydanı’yla ilgili ilginç tanımlamalar var.

Eminönü Meydanı’nda adımlarını karıştırmak

(Sabah)
Eminönü Meydanı’nı adımlarınızı karıştırmadan, birileriyle çarpışmadan, sendelemeden geride bırakamazdınız artık. O günler, çoktan beri maziye aitti. Sirkeci kaldırımlarında adım atacak yer bulmak da maharet isterdi. İş, usta bir yaya olmanın kıvraklığına kalmıştı çoktan. İskelelerinden ağanla, Sirkeci Garı’ndan çıkan kalabalık, Konyalı’dan sonraki ve Cağaloğlu Yokuşu’nun ucu sayılan ışıklarda darboğaza girecekti birazdan. Postane sokağının ucundaki tarihi saatçı, Remzi Kitapevi, Vali Konağı, Tekin Yayınevi…

(Akşam)
Eminönü Meydanı’nın eski görüntüsünün özlemi içinde Eminönü-Kadıköy İskelesi’ne yürüdü. Müzede ve yolda biraz da kendisinin sebep olduğu iç karartıcı sohbetlerden sonra, vapur yolculuğunun içine az da olsa ferahlık salacağından umutluydu. Eminönü Meydanı’na ilk kez adım atanların birçoğunun yem atıp etrafına topladıktan sonra hatıra fotoğrafı çektirdiği kuşlar, insan kalabalığından konacak yer bulamıyordu şimdilerde. İnsanlar meydanda, caddede, sokakta bile iç içe, yapışık, sanki alt alta, üst üste gibiydi. Gece iki yüz elli bine inen ilçenin nüfusu, gündüz iki milyona dayanıyordu.

Alacakaranlığa gömülmekte olan iskelede, ılık bir akşam rüzgârı karşıladı onu. Turnikelerden kapalı bölüme geçmeden, boş bir yer bulup rıhtımın demirlerine yaslandı. Vapur henüz iskeleye yanaşmamıştı nasılsa. Denize bakası gelmedi fakat, çünkü en çok da iskele önleri bir balçık deryasını andırıyordu…

Bir meydanı izlemek ve ardı sıra o meydana dair pasajlar okumak! İlginç bir deneyim değil mi sizce de?

…………………………………………………………
Fotograflar & TimeLapse: Emine Başa
Alıntı pasajlar: Hüseyin Şimşek, Bu Nasıl İstanbul, Peri Yayınları, İstanbul-2005


Vielleicht gefällt dir auch