ROHAT MİRAN

Erkekler! Sizin de duygularınız var!

Erkek olmak nedir? Erkek -güçlü ya da zayıf- nasıl ruhsal bir haritaya sahiptir? Erkeğin ruhsal dünyası var mıdır? Varsa eğer, bu ruhsal dünyası ile bağ kurabiliyor mu? Yoksa erkek, ruhsal olgunlaşmasını tamamlamamış ilkel ve eksik bir cins midir hâlâ?

Mevsim soğuk, gri ve çoğunlukla gün boyu akşamüstü renginde. Buna rağmen ben, kış mevsimini, diğer mevsimlerin mutfağı gibi algılıyorum. Önce hummalı, sevimsiz ve kaotik bir hazırlık, sonrasında da tadından yenilmez, ilkbahar, yaz ve sonbahar… Kış mevsimi gibi, ben de zihnimin ve ruhumun mutfağında hazırlanıyorum epeydir, kendi zihinsel ve ruhsal sınırlarımın genişliklerine doğru sessiz hummalı bir yolculuktayım. Almancası ”Entdeckungsreise“ olan bu halin kavramı çok hoşuma gidiyor.

Yazılarını ve yüksek dağların doruklarına doğru yolculuklarını, keşiflerini okuduğum Murat’ın (Naroğlu) tam tersine ben ”immateriell“ bir alanın yolculuğundayım. Elimde ne bir harita, ne gidilecek bir mekân, ne de beni koruyacak aletlerim var. Öylesine ”görünmez“ bir keşif yolculuğu bu; hislerim, zihnim, vicdanım ve bilgilerimle ”yol alıyorum“.

Son dönemlerde, bu keşif yolculuğunun bir bölümünde de erkeklik kavramı var. Erkek olmanın -geleneksel rolleri dışında- ne anlama geldiği, sınırları, sorumluluklarını nasıl öğrendiği, neden kadın değil de erkek olduğu… Bu, hep merak ettiğim, sorularla dolu bir yolculuk. Evet, biyoloji bilimi mikronla ölçülen ve ancak elektron mikroskobuyla görülebilen “xx“ ve “xy“ kromozomları arasındaki farkın, erkek ya da kadın olmamızın ayrıştırıcı niteliği olduğunu keşfetti ve bunu biliyoruz. Ama peki neden erkek “xy“ kromozomu taşıyorken, kadın da “y“ kromozomu taşımıyor ya da erkek neden sadece “yy“ kromozomuna sahip degil? Böyle oluşumuz, erkeklerin duyularını, davranışlarını nasıl etkiliyor?

Kadınlar, erkek merkezli ekonomik ve siyasal iktidarın işleyişine alternatif oldurlar mı hiç?

Bir dönem, anaerkil bir toplumun varolduğundan bahseder araştırmalar veya söylenceler, fakat o toplumun gündelik yaşam kültürünün nasıl olduğuna dair pek de bilgi, belge vs. yoktur, bildiğim kadarıyla. Yoksa bir zamanlar var olan “anaerkil“ denilen sosyal sistem, erkeklerin kadınları pasif kıldıkları bir söylem mi sadece?

Mesela kafamı başka şeyler de kurcalar; niye savaş ve şiddet hep erkeklerle anılır? Niye örgütlenmiş kadın çeteleri yoktur? Niye bebek/çocuk emzirmeden kesildikten sonra, anne sosyal hayata tekrar dönerken, baba da bir o kadar yıl aktif babalık yapmaz? Sonra, bir ara bir danışanımın bana sorduğu ve benim cevap veremediğim bir soru benim de zihnimde dolanıp duruyor: Niye “kadın genelevleri” vardır da “erkek genelevleri” yoktur veya bir elin parmak sayısı kadar bile değildir?

(Bu arada kadın, erkek ya da farklı sosyal cinsiyetler için olsun, “genelevleri” kültürsüzlüğne karşı olduğumu; intim alanların ticaretinin yapılmasının yanı sıra insan ticareti, silah, uyuşturucu, organ ticareti ve engelli insanların kullanımını olumlu bulmadığımı da ifade etmek istiyorum.)

Dönelim tekrar, “erkek olmak nedir gerçekten” sorumuza. Bir ayrıcalık mıdır, bir zorunluluk mudur yoksa bir sorumluluk mudur, ya da hiçbirisi mi dir?

Kadın -çoğunlukla- kendi ruhuna uygun davranışları, alışkanlıkları geliştirebilir; mesela duygularını, zayıflıklarını -en azından yakın çevresine- ifade edebilir, giyimde renk uyumuna özen gösterir, düzen ve bakım konusunda olağanüstü gelişmiştir, erkeğin cinsel gelişiminin polisi değildir vs. Bunun yanında, erkek olmak nedir? Erkek -güçlü ya da zayıf- nasıl ruhsal bir haritaya sahiptir? Erkeğin ruhuna uygun davranışları nelerdir? Yoksa erkek, ruhsal olgunlaşmasını tamamlamamış ilkel ve eksik bir cins midir hâlâ? Kadınlara yönelik, “bir kadını tanımak/anlamak asla mümkün değildir”, denildiğinde, aslında erkek olmaya dair neyin itirafında bulunuyor olabilirler? Her şeyden önce, erkeğin ruhsal dünyası var mıdır? Varsa eğer, bu ruhsal dünyası ile bağ kurabiliyor mu? Bu ruhsal dünyanın görünür veya hissedilir yönleri nelerdir? Erkek kendi ruhsal dünyasından haberdar mıdır, yoksa ruhsal alana ilgi duymanın, “kadınların işi” olduğunu mu sanır?

Sorular… sorular… sorular…

Bu yazı, sadece erkeklere yönelik bir giriş yazısı olsun bu defalık. Soruların bol olduğu bir yazı olarak, belki de erkeklerin kendilerinin de sorularının olacağı bir keşif yolculuğunun girişi babında.

………………………………………………
Psikolojik Danışman
rohatmiran@hotmail.com

Vielleicht gefällt dir auch