Faşizm iktidarda, toplu konut projeleri rafta

Viyana’da 18 yıl içinde 390 toplu konutta 66.402 daire ve müstakil ev inşa edildi. 1934’te, her 10 Viyanalıdan 1’i belediye evinde ikâmet ediyordu. 1934’te ülke iç savaş ortamına sürüklendi. Beş gün içinde, faşist güçler galebe çaldı ve kendileri dışındaki bütün partileri, sendikaları, sivil kurumları yasakladılar. Faşizm iktidarda, toplu konut projeleri raftaydı artık.

Viyana – Viyana’da ilk toplu konutun (Metzleinstalerhof ‘un) temelinin 1. Dünya Savaşı sırasında, 1916’da atıldığını yazmıştık daha önce. Bu sırada belediye başkanlığı, Sosyal Hıristiyan Parti’nin (CS) elindeydi. Savaştan hemen sonra, 1918’de Viyana Belediye Başkanlığı, Avusturya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ne (SDAP) geçti. Sosyal demokratlar, toplu konut üretimini en önemli, en prestijli projeleri haline getirdiler. 1918’de, “işçi konutu“ olarak tanımlanan Schmelz adlı konut kompleksinin temelini attılar ve Metzleinstalerhof ‘tan önce, 1919’ta tamamlayıp hizmete sundular. Metzleinstalerhof ‘un hizmete girişi 1925’te mümkün olacaktı.1923’ten itibaren “5 yıllık program”lar dönemi başlatıldı. Ki Viyana Ekolü’nün kilometre taşı sayılan konutlar bu dönemde inşa edildi. Reumannhof, Sandleiten, Rabenhof, Karl-Marks-Hof…

Viyana’daki toplu konut üretimini zor sokacak, daha sonra da durduracak iki en önemli gelişmeden söz etmemiz gerekiyor kısaca. Birincisi, dünya çapında etkili olan 1929 ekonomik bunalımı; ikincisi, ülkenin içine yuvarlandığı siyasal atmosfer. 1929 Büyük Bunalımı’nın etkileri Avusturya’da ağır bir şekilde yaşandı. Tam da 1. Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından çıkılmak istenirken, böyle ağır bir ekonomik bunalıma yakalanılması, toplu konu planlarını da alr-üst edecekti. Karl-Marks-Hof’la aynı yıl (1927’de), 1.146 dairelik Karl-Seitz-Hof’un temeli de atılmıştı ama ilki 1930, ikincisi 1931’de tamamlanıp hizmete sokulduktan sonra, Viyana’da toplu konut üretimi en düşük seviyeye indi.

100. yılı kutlama afişlerinden biri.

Farklı bir örnek: Werkbundsiedlung Lainz

1930-34 arası için tek bir örnek verebiliyoruz: Almanya’nın Stuttgart kentinde 1927’de inşa edilen Stuttgart Weißenhofsiedlung’un örnek alındığı Werkbundsiedlung Lainz (Werkbund Konutları). Bu konutların yapımında etkili olan Österreichische Werkbund“; sanatçılar, mimarlar, girişimciler ve zanaatkârlardan oluşan ekonomik ve kültürel bir birlikti. Hietzing Belediyesi’nde hâlâ hizmette olan konutların yapımında, yurtiçi ve yurtdışından 31 mimar görev aldı. 1932’de tamamlandı. Açılış töreni, “Avrupa’nın en büyük bina fuarı” olarak adlandırıldı. Özgün bir mimariye sahip iç tasarımcıların desenleriyle kaplı konutlar, 4 Haziran – 7 Ağustos 1932 tarihleri arasında ziyarete açık tutuldu ve bu süre zarfında 100.000 ziyaretçiyi ağırladı.

Werkbundsiedlung Lainz’da, 70 adet bahçeli tek aile evi olarak hizmete sunuldu. Evler, ihtitaç sahiplerine satılmak üzere inşa edilmişti. Sökün eden ekonomik krizin de etkisiyle, ancak 14 adet ev satılabildi, diğerleri kiralandı. Yani proje olarak, geleneksel Viyana Belediye evlerinden farklıydı bu yerleşim kompleksi. Ortak yanı, “toplu konut” kapsamına girmesiydi. Araştırmamıza dahil etmemizin diğer bir sebebi de bu konutların bugün büyük oranda Viyana Şehir İdaresi’ne ait olmasıdır. Werkbundsiedlung Lainz da savaştan zarar gördü ve günümüze kadar 64 tek aile evi ayakta kalabildi.

1916-1934 döneminin toplu fotografı

İlk toplu konutun temelinin atıldığı 1916’dan, Birinci Cumhuriyet’in yerini Austro-faşist bir yönetime, sisteme ve devlet yapısına bırakacağı 1934’e kadar, Viyana’nın toplu konut dünyasında olup bitenleri özetleyelim. Faşist darbenin galebe çaldığı Şubat 1934’ kadar oluşan tablo şöyleydi.

  • 348 toplu konut parkında 61.175 daire inşa edildi ve ihtiyaç sahiplerine kiralandı.
  • 42 toplu konut sitesinde 5.227 adet müstakil, bahçeli ev inşa edildi ve hem kiralama hem de satma usulüyle hizmete sunuldu.
  • Devasa büyüklükteki Sandleiten, Karl-Marx-Hof, Rabenhof, Reumannhof, Karl-Seitz-Hof gibi belediye evleri bu dönemde yapıldı.
  • Bütün bu toplu konut projelerinde 400 kadar mimarlık bürosu görev aldı.
  • 1934 yılına gelindiğinde, her 10 Viyana sakininden 1’i belediye evinde ikâmet ediyordu.

Karl-Marks Konutları’nın hizmete girdiği 1930 yılında yapılan genel seçimler olağanüstü bir önem kazanmıştı. Bu seçimle gündeme gelen gelişmeler, Viyana’daki toplu konut sürecini sekteye uğratacak bir temelde yaşanacaktı.

Toplu konutun yolunu önce Austro-faşistler, sonra da Naziler kesti

Uzun bir aradan sonra, sosyal demokrat SDAP birinci parti olarak çıktı 1930 seçiminden. Ancak bu birincilik, tek başına hükümet kuracak bir başarıya tekabül etmedi. O seçimlerin önemli bir özelliği de şuydu: İtalyan modeli faşist partiye dönüşmüş olan “Vatan Savunması” (Heimwehr) ilk kez 8 milletvekiliyle meclise girdi. Sosyal demokratlar birinci parti olmalarına rağmen bir hükümet kuramadılar. Hıristiyan muhafazakar CS ile aralarındaki birçok “köprü” uçurmuştu ve “Cumhuriyetin kurucu koalisyon partileri” havalarında değillerdi artık. Hükümeti, ikinci parti konumuna gerilemesine rağmen, yine CS kurdu. Bu kez, sadece Alman milliyetçi GDVP’a değil, açık faşist parti Vatan Savunması’na güvenerek. Sosyal demokratlardan ayrılan “Yeni Sol Grup”un katılmasına rağmen, KPÖ parlamentoya girmeyi başaramamıştı.

Bu siyasal atmosfer altında, 1932’de yerel seçimlere gidildi. Avusturya Nazileri, siyaset sahnesinin yeni etkili aktörleri arasına katıldı. Muhafazakar oyların bir bölümünü alınca, hemen genel seçime gidilmesini talep ettiler. Sosyal demokratlar da bu talebi dillendirmeye başladı. Parlamentoda çoğunluğu elde edebilecekleri umudunu taşıyorlardı. Fakat seçimler ne Avusturya Nazileri’ne ne de sosyal demokrat SDAP’a yaradı. 1933 erken genel seçimlerden sonra, yeni hükümeti yine CS kurdu. Engelbert Dollfuß başkanlığındaki hükümet, sadece “tek oy”luk bir çoğunluğa sahipti. Dollfuß bu “güvence”den yoksunluğunu, ülkedeki sağcı, milliyetçi paramiliter grupları etrafında toplamayarak gidermeye yöneldi.

Dollfuß, aradığı fırsatlardan birini, “4 Mart 1933 darbesi” olarak tarihe geçen kriz üzerinden yakalayacaktı. Mart 1933’deki bir meclis tartışması, Ulusal Meclis başkanı ve iki başkan yardımcısının istifa etmesine neden olmuştu. Dollfuß bu gelişmeleri öne sürererek, “parlamento çalışamaz hale gelmiştir” dedi ve Ulusal Meclis’i devre dışı bırakıp, ülkeyi “olağanüstü hal kararnameleri”yle yönetmeye başladı. Kendisine yakın olmayan demokratik kitle örgütlenmelerini, sendikalarını yasaklamaya koyuldu. KPÖ, bu dönemde tamamen yerlatına çekilmek zorunda kaldı. Dollfuß, kendinden olmayan bütün kurumları yasaklar, kapatırken aynı süreçte, “Anavatan Cephesi”ni inşa etmişti. Bu cephenin dışındaki hiçbir kuruma hayat hakkı tanınmayacaktı.

12 Şubat 1934’te ülke fiilen bir iç savaş ortamına girdi. Viyana, St. Pölten, Steyr, Wörgl, Weiz, Eggenberg bei Graz, Kapfenberg ve Buruk an der Mur gibi kentlerde etkili olan genel grev çağrısı yapmış ve silahlı direniş başlatmıştı muhalefetteki sosyal demokratlar ve komünistler. Viyana’da toplu konutun sembol ve ikanu konumunda olan Sandleiten, Karl-Marks-Hof gibi devasa toplu konut alanlarında çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalar, Favoriten’deki Reumannhof’a, Meidling, Matzleinsdorfer, Hietzing, Simmering’e sıçradı. Dollfuß, polis gücünü Viyana Belediye Sarayı’na saldırtarak SDAP’lı Belediye Başkanı Karl Seitz’ı görevinden uzaklaştırdı ve partiyi, bağlı dernekleri, sendikayı, işçi bankasını yasakladı. Hükümet, radyodan sıkıyönetim ilan ettiğini açıkladı.

Beş gün içinde, bütün muhalif güçler dağıtıldı ya da yeraltına itildi. Ayaklanmanın sonucunda 300 kişi öldü ve binlerce kişi yaralandı. Başta Karl Renner ve Karl Seitz olmak üzere çok sayıda sosyal demokrat yönetici tutuklandı. Otto Bauer ve Julius Deutsch, Çekoslovakya’ya sığındı. 1.200’den fazla üyesi ve taraftarı tutuklanan Cumhuriyetçi Savunma Birlikleri’nin lider kadrolarından 9’u idam edildi. KPÖ, 1920’den beri bir şekilde yeraltı örgütlenmesi ve mücadelesine belli ölçülerde hazırlıklı olduğu için, direniş hattı oluşturmada sosyal demokratlardan daha etkili bir konum kazanacaktı. Bu yasak döneminde, KPÖ’nün üye sayısı 4 binden 16 bine yükselecekti.

İç savaştan, “ruhani-otoriter-faşist devlet” çıkmıştı. Dollfuß, 1 Mayıs 1934’de anayasayı temelinden değiştirdi. Devletin adından “cumhuriyet” tanımı kaldırıldı. “Avusturya Federal Devleti” vardı artık. Yürütme organına, yasama organının üstünde yetkiler tanındı. “Demokratik seçimler”, “insan haklarına anayasal güvence” gibi birçok madde askıya alındı. Avusturya artık, hem “yasal” hem “anayasal” düzlemde ‘‘ruhani-otoriter-faşist bir devlet’’ idi. 1938’de ise, ülke Almanya’nın işgali altına girdi ve 2. Dünya Savaşı’nın bitimine (1945) kadar Naziler tarafından kanlı bir diktatörlükle yönetildi.

Viyana’da toplu konut geleneğinin ikinci aşamasını, yani 1945’ten sonrasını gelecek bölümde ele alacağız.

(Devam edecek)

…………………………………………………………
Bölümün Kaynakları:
– www.geschichtewiki.wien.gv.at
– www.wienerwohnen.at
– Hüseyin A. Şimşek, Türkiye’den Avusturya’ya Göçün 50 Yılı, Belge Yay. – İstanbul, 2014
, s. 5-50

Vielleicht gefällt dir auch