İçinden geçtim o şehrin!

Bir gün, suladığım yerlerden sürgün verecek çiçekler. Aşk sarkacak bu defa pencerelerinden ve dalgalanacak yedi tepesinde, proleter yüzlü, çakmak gözlü adalet.

İstanbul – İçinden geçtim o şehrin, bir ömür içinden. Kırılmış kalemlerin ortasında can vermişti çiçekler, sulayarak geçtim bir ömür sulayarak…

Balkonlarından aşksızlık sarkardı o şehrin. Rengarenk gülümserdi yalnızlık saksılarda; suladıkça açardı, boy atardı akşamlarda.

Paslı demirlerinde incecikti ipler. Ha koptu ha kopacaktı sanki hüzün, öyle kederliydi kadının sesi şarkılarda.

İncinmiş hayatların soluk teni parlardı yedi tepesinde. Zenginlerin görgüsüz sofrasında yoksulluk şarkı söylerdi dönüp arkasını. Ah, gecekonduların duvarları gururundan ağlardı.

Ve Şehir benden geçti, bir ömür içimden. Köşe başlarımda hâlâ karanfil satar Çingeneler,

takılsın diye yakalara 1 Mayıslarda. Hâlâ alanlar afişlenir geceleri. Ah, vapurların ihtiyar sesi denizimde köpürür. Martılar böğrüme dayar ayaklarını, çay yanı sigara tüttürür.

Aşk yiyen ihanet böceklerini sana bıraktım ey şehir. Gittim kaplumbağa yaralarımla.

Acılarımla yapıştırdım yazlık sinemaların kopan filmlerini ve sana bıraktım “yuh” seslerini.

O şehirden geçtim heeyy! Duydun mu?

Bir gün, suladığım yerlerden sürgün verecek çiçekler. Aşk sarkacak bu defa pencerelerinden ve dalgalanacak yedi tepesinde, proleter yüzlü, çakmak gözlü adalet

Ey şehir, ey sevdamın mülteci yalnızlığı, bitmemiş şarkısı…

Nasıl dönerse uçtuğu yere güvercinler, öyle döneceğim bir gün, gagamda bir karanfil ve gözlerimde korkusuz şiirler.

………………………………..
Fotograflar: Emine Başa
eylulguz@gmail.com

Vielleicht gefällt dir auch