İkinci Cumhuriyet’te ‘sosyal hıristiyan‘ siyasal hat: ÖVP

1893’ten beri, ülkenin en güçlü iki partisinden biri tarafından temsil edilegelen “sosyal hıristiyan” siyasal hattı/geleneği, 2017’den beridir yeni bir sorgulama ve tanımlamayla karşı karşıya.

Viyana – “Sosyal hırsitiyan hareket”in ya da siyasal hattın, Avusturya’da köklü ve güçlü bir hareket olduğunu; bu hareketin partileşme sürecinin 1893’te CSP (Hıristiyan Sosyal Parti / Christlich Sozialen Partei) ile başladığını, 1918-1934 arasında (Birinci Cumhuriyet boyunca) gâh koalisyon ortağı gâh tek başına hükümet eden parti konumunda olduğunu; 1934’te, partinin genel başkanı olan Engelbert Dollfuß’un cumhuriyet sistemini, kendi partisi de içinde olmak üzere bütün partileri lağvedip, yasaklayıp austro-faşist bir sistem ve devlet inşa etmeye koyulduğunu anlatmıştık. Yani, sosyal hırsitiyan hareketin ilk partili dönemi, 1893-1934 yılları arasını kapsamıştı. Bu partinin üst düzey yöneticileri, ülkede ne kadar irili-ufaklı faşizan fraksiyonlar ve milis güçleri varsa hepsini “Vatan Cephesi” çatısı altına topladılar. Avusturya, artık yasal ve anayasal düzlemde de “ruhani-otoriter-faşist bir devlet” idi. Birinci Cumhuriyet dönemi sona ermişti.

Dollfuß liderliğindeki austro-faşistler, dışarıda önce İngiltere ve Fransa’nın desteğini almayı planladılar. Ancak, kısa sürede onların etkili olamayacağını karar verip faşist İtalya’ya yanaştılar. Mussolini, “Avusturya’nın bu kendine özgü ve bağımsız hareket eden faşizmi“ni 1937’ye kadar destekledi. Ancak İtalya, Etiyopya’nın işgali için Nazi Almanya’dan yardım istemek zorunda kalınca hesap değişti: 1937’de, “Berlin-Roma Mihver İttifakı“ imzalandı ve bu tarihten itibaren Dollfuß Hükümeti, uluslararası alanda hızla yalnızlaştı. Dollfuß, Vatan Cephesi ve bağlaşıkları dışındaki bütün partileri, mesleki ve demokratik kitle kurumlarını yasaklamıştı ama yine de içerde her türlü “tehlike”yi bertaraf etmiş değildi.

1933’ten beri Almanya’da iktidarda olan Hitler’in liderliğinde NSDAP, Avusturya’da da örgütlenmişti. Austro-faşist  hükümet, Avusturya Nazileri’ni de tasfiye etmek arzusundaydı ama bu çok da kolay bir iş değildi. Avusturya Nazileri, avlanmadan avlamak için 25 Temmuz 1934’de harekete geçtiler, Başbakanlık binasını ele geçirip Dollfuss’u öldürdüler. Fakat bu kadarı, Nazilerin Avusturya’da da iktidar koltuğuna oturmalarına yetmedi. Austro-faşist rejim, “Nazi kalkışması”nı bastırdı ve eylemin elebaşlarını asarak cezalandırdı. Nazilerin birçok ileri geleni ise Almanya’ya kaçtı. Austro-faşist hükümetin başına Kurt Schuschnigg geçti. Naziler (NSDAP), darbe girişimlerine 1938’e kadar devam ettiler. Hükümet binalarına karşı çok sayıda saldırı düzenlediler. 1934-38 arasındaki bu saldırılarda yaklaşık 800 kişinin öldürüldüğü belirtilir.

Faşistler arası iktidar kavgası

Austro-faşist hükümetin yeni lideri Schuschnigg, dönemin genelkurmay başkanı ve kurmaylarına, Almanya’nın saldırısına karşı bir savunma planı hazırlatıyordu ama, aynı zaman diliminde Nazi Almanya’nın baskısıyla birçok geri adım da atmak zorunda kalıyordu. Burada, önemli bir noktayı hatırlatmakta fayda var: 1934’ten beri ağır baskı ve yasak altında olmalarına rağmen, Avusturya komünistleri ve sosyal demokratları, Nazi Almanya’ya ve Avusturya’daki NSDAP’ye karşı, hükümete destek vereceklerini açıklamışlardı.

Günden güne köşeye sıkışan Schuschnigg, Şubat 1938’de Bayern’de Hitler’le bir görüşme gerçekleştirdi. Hitler, askeri müdahale tehtidi savurdu ve iktidarın Avusturya Nazilerine devredilmesini istedi. Schuschnigg, Naziler üstündeki yasağı kaldırdı, tutuklu Nazileri serbest bıraktı ve dahası Nazilere hükümette görev verdi. Atadığı Nazi bakanların hükümetin bütününü ele geçirmede kararlı olduğunu görünce, 13 Mart 1938 günü “Avusturya’nın bağımsızlığı için” bir referandum yapılacağını açıkladı. Austro-faşistler, Nazilere karşı “kitle desteği” silahını kullanmayı planlamıştı.

Hitler, referandumun ertelenmesi ve Schuschnigg’in görevden çekilip bütün yetkilerini Nazilere devretmesini istedi. Schuschnigg istifa etti ve yaptığı radyo konuşmasında Nazilerin hükümeti kontrol etmelerine izin verdiğini söyledi. Naziler, eski hükümet ileri gelenlerini tutuklattı. Dönemin Cumhurbaşkanı Wilhelm Miklas, önce ayak diretmesine rağmen Nazi Arthur Seyß-Inquart’ı, 11 Mart günü başbakan atadı. Schuschnigg’in ilan ettiği ama kâğıt üzerinde kalan referandum tarihinden bir gün önce, 12 Mart 1938’de Alman 8. Ordusu Almanya-Avusturya sınırını geçti. Hükümeti, Nazilerin denetimine geçmiş Avusturya‘nın ordusu herhangi bir direniş göstermedi. Engellenen referandum ise, 10 Nisan günü Nazilerin işgali altında yapıldı ve oyların yüzde 99,7’si “Almanya ile birleşme”den yana çıktı. Hitler’i,  Heldenplatz’ta 200 bin Avusturyalı dinledi. Nazi Başbakan Arthur Seyß-Inquart, 13 Mart’ta Cumhurbaşkanı olup bu sıfatla “ilhak kanunu“nu imzaladı ve Avusturya Cumhuriyeti tarihe karışarak Almanya’nın bir eyaleti haline geldi.

Austro-faşist hükümet, dört yıl “direnmiş” ama sonunda ülke iktidarını, “büyük faşist” komşuya kaptırmıştı. Austro-faşistler; komünist, sosyalist, sosyal demokrat vb muhalif parti, sendika ve kitle örgütlerini yasaklamıştı. Naziler, bu yasak kapsamına, austro-faşistleri aldı.

İkinci Cumhuriyet’le eski partiler yeniden ve yeni partiler sahnede

Avusturya, dünya çapında sonuçlar doğuran İkinci Dünya Savaş’nda da yenilen tarafta yer aldı. Kızıl Ordu, 15 Nisan 1945’de Viyana’ya girdi. Hemen ardından ABD, İngiliz, Fransız güçleri de ülkeye yerleşti. Kurulacak olan yeni hükümetin faaliyetleri, Viyana’da kurulan “Müttefik İşgal Komisyonu” tarafından yönlendirilecekti. 1934-1945 arasında yasaklanan, lağvedilen siyasal partiler, yeniden örgütlenme olanaklarına kavuştu. Sosyal demokrat hatta Birinci Cumhuriyet döneminin SDAP’ı, 14 Nisan 1945’te Avusturya Sosyalist Partisi – SPÖ olarak kuruldu. Sosyal hıristiyan hatta, CSP’nin yerini, 17 Nisan 1945’te Avusturya Halk Partisi – ÖVP aldı. 1934-1945 arasında yer altına çekilerek, direniş hareketi örgütleme ve yürütmede başat rol oynayan KPDÖ ise, Avusturya Komunist Partisi – KPÖ adıyla siyaset yapmaya devam edecekti.

SPÖ’nün tarihsel sürecini aktarmıştık önceki bölümlerde. KPÖ ve İkinci Cumhuriyet döneminde yeni kurulan partileri ise sonraki bölümlerde ele alacağız. Şimdi, Sosyal hıristiyan hattın yeni dönem partisi ÖVP’nin izini sürelim sadece. Yeni dönemin ilk Geçici Koalisyon Hükümeti, SPÖ’den Karl Renner’nin liderliğinde, 27 Nisan 1945’te kuruldu ve “Avusturya Demokratik Cumhuriyeti”ni ilan etti. Bu bir Geçici Koalisyon Hükümeti’ydi; 10 SPÖ’lü, 9 ÖVP’li ve 7 tane de KPÖ’lü bakan görev aldı. İşgal devletlerinden ABD, İngiltere ve Fransa, bu hükümeti sonbahara kadar tanımaya yanaşmadı. Gerekçeleri, koalisyon hükümetinde KPÖ’nin de yer almasıydı. Üç işgalci devlet karşı çıksa da Geçici Koalisyon Hükümeti, eyaletlerden gelen bütün temsilcilerce onaylandı.

Ardından, Kasım 1945’te, İkinci Cumhuriyet döneminin ilk genel seçimi yapıldı. Bu ilk seçimlerde, austro-faşistlere ve Nazilere seçme ve seçilme hakkı tanınmadı. Şu sonuçlar alındı: ÖVP 85, SPÖ 76 ve KPÖ 4 temsilci. SPÖ’den Karl Renner cumhurbaşkanı seçilirken, ÖVP’den Leopold Figl yeni koalisyon hükümetinin başbakanı oldu. Hükümet ilk iş olarak, “Birinci Cumhuriyet”in 1920 Anayasası’nı yeniden yürürlüğe koydu. Avusturya Parlamentosu, ülkenin sürekli “tarafsız” kalacağını deklere eden bir yasa da çıkardı.

İkinci Cumhuriyet’te sosyal demokrat – sosyal hıristiyan koalisyonlar dönemi

Yeni dönemin ikinci genel seçimi, 9 Ekim 1949’da yapıldı. Bu seçimin en belirğin özelliği, eski faşist kadrolara ve sempatizanlarına seçimlere katılma haklarının geri verilmesiydi. ÖVP, SPÖ ve KPÖ’nün yanı sıra, “Bağımsızlar Birliği” (Wahlpartei der Unabhängigen – WdU) da politika sahnesindeydi artık. Ulusal Meclis’e ÖVP 77, SPÖ 67, WdU 16 ve KPÖ 5 temsilci gönderdi. Yeni hükümet, tekrar ÖVP’den Leopold Figl’ın başkanlığında, SPÖ ile birlikte “büyük koalisyon” şeklinde kuruldu.

İşgal döneminin son (üçüncü) seçimi, 28 Ekim 1953’te gerçekleşti. SPÖ, oy ve milletvekili sayısını artırırken; ÖVP, KPÖ ve WdU oy kaybı yaşadı. Fakat oy kaybına rağmen, birinci parti yine ÖVP idi. Milletvekili dağılımı şöyle gerçekleşti: ÖVP 74 (-3), SPÖ 73 (+6), WdU 14 (-2) ve KPÖ 4 (-1). “ÖVP-SPÖ büyük koalisyonu geleneği” sürdü. Başbakan ÖVP’den Julius Raab olurken, yardımcılığını SPÖ’den Adolf Schärf üstlendi.

1954’te yapılan Berlin Konferansı’yla, Avusturya ilk kez eşit koşullarda, işgal güçleri ile masaya oturdu. Dört işgalci devlet, süresiz olarak tarafsız kalması koşuluyla, askerini geri çekmeyi ve Avusturya’nın egemenliğini tanımayı kabul etti. İlgili anlaşma, 15 Mayıs 1955’te Viyana’da imzalanan “Avusturya Devlet Antlaşması” oldu. Antlaşma çerçevesinde dörtlü işgal kuvvetleri, Avusturya’nın 1938 öncesi sınırlarını tanımış oldu. Anlaşma, 26 Ekim 1955’de parlamentoda gündeme alındığında, “tarafsızlık” maddesine sadece “Bağımsızlar Birliği-WdU” karşı çıktı. Bu madde ve anlaşmanın tamamı, KPÖ’nün aktif rolü eşliğinde, ÖVP ve SPÖ tarafından da onaylandı. İşgal kuvvetleri ülkeden çekildi.

13 Mayıs 1956’da yapılan seçimlerde, WdU’nun yerini FPÖ almıştı. FPÖ, WdU’nun oy oranında ve milletvekili sayısında büyük bir kayba neden oldu. İşte sonuçlar: ÖVP 82, SPÖ 74, FPÖ 6 ve KPÖ 3. ÖVP ve SPÖ’nün koalisyonu devam etti. 10 Mayıs 1959 seçimlerinde, parlamentodaki parti sayısı (ÖVP, SPÖ ve FPÖ olmak üzere) üçe düştü. KPÖ, 14 yıl sonra parlamento dışında kaldı. Genellikle, ÖVP ile SPÖ koalisyon hükümetleri kuruyor, FPÖ ise parlamentodaki tek muhalefet partisi rolünü oynuyordu. Değişim, 1960’ların ortasında yaşanacaktı.

ÖVP, SPÖ’yü bir dönem; SPÖ, ÖVP’yi altı dönem muhalefette tutuyor

ÖVP, 1966-70 arasında SPÖ’yü ana muhalefet partisi konumunda tuttu. Koalisyon ortağı değillerdi artık. Bu süreç, 1970’e kadar sürdü. 1967’de, SPÖ’de önemli bir gelişme yaşandı, Bruno Kreisky genel başkan oldu. Kreisky’nin liderliğindeki SPÖ, 1970 seçimlerinde birinci parti olarak çıktı ve yeniden hükümet kuran parti konumuna geri döndü. Kreisky’nin kurduğu, ÖVP için muhalefet dönemini başlatan, FPÖ destekli bir azınlık hükümetiydi. 1975 ve 1979 seçimlerinde, Kreiskyli SPÖ birinci parti olmaya, tek başına hükümet etmeye devam etti. Kreiskyli dört dönem, koalisyonlarla 1983 yılına kadar devam etti.

Foto: profil.at

Bruno Kreisky, hem partideki görevlerinden hem de iç politikadan geri çekildi. SPÖ, 1983 seçimlerinden itibaren bir kırılma yaşamaya başladı. Ama birinci parti olma hali, 1997’ye kadar devam etti. Tek başına hükümet kurma günleri ise geride kaldı. ÖVP, 1990’ların sonuna kadar ana muhalefet rolü üstlendi. 1983-86 arasında Fred Sinowatz, 1986’da Franz Vranitzky liderliğinde süren SPÖ-FPÖ koalisyonlarına noktayı koyan gelişme, Eylül 1986’da hükümetin küçük ortağı FPÖ’nün genel başkanlığına Jörg Haider’nın seçilmesi oldu. Vranitzky, hemen ortaklığı bozma kararı aldı ve ÖVP’yle “büyük koalisyon”a gitti. SPÖ’de Vranitzky dönemi, 1997 yılına kadar sürdü. Bu beş dönem boyunca, SPÖ-ÖVP koalisyon hükümetleri işbaşındaydı. SPÖ-ÖVP koalisyonu, 1997-2000 yılları arasında Viktor Klima liderliğinde sürdü ve sona erdi.

Böylece, 1966-1986 yılları arasında ÖVP, SPÖ’yü bir dönem; SPÖ ise, ÖVP’yi altı dönem muhalefette tuttu. Sonra, yeni dönem SPÖ-ÖVP koalisyonları başladı ve 2000’e kadar sürdü. Wolfgang Schüssel başkanlığındaki ÖVP, Haider’nın başına geçtiği FPÖ ile koalisyon kurarak yeni bir dönem başlattı.

ÖVP-FPÖ ile SPÖ-ÖVP kombinasyonları yer değiştirip duruyor

2000’den Mayıs 2019’a kadar, ÖVP-FPÖ ile SPÖ-ÖVP koalisyon kombinasyonları yer değiştirip durdu. 2000-2007 yılları arasını kapsayan Schüssel’in iki başbakanlık döneminde, ÖVP-FPÖ hümümet etti. Sonra, Alfred Gusenbauer (SPÖ) başbakanlığına SPÖ-ÖVP koalisyonu kuruldu, ancak uzun ömürlü olamadı. SPÖ’nin başına 2008’de Werner Fermann geçti. Fermannlı SPÖ-ÖVP koalisyonları üç dönem devam ederek, 2016’da son buldu. Christian Kern SPÖ’nün genel başkanlığına getirildi. SPÖ-ÖVP koalisyonu, 2017’ye kadar iş başında kaldı.

2007’den sonraki SPÖ-ÖVP koalisyon hükümetleri sürecinde, ÖVP’nin başında bulunan liderler listesi şöyleydi: Wilhelm Molterer, Josef Pröll, Michael Spindelegger, Reinhold Mitterlehner ve Wolfgang Brandstetter.

Bir önceki dönemin (SPÖ-ÖVP koalisyonunun) Dış İşleri Bakanı Sebastian Kurz’un başına geçtiği ÖVP, 2017 seçimlerinde birinci parti konumuna geldi ve yeni ortağı olarak FPÖ’yü tercih etti. Kurz, Avusturya’nın en genç başbakanı olarak göreve başladı. Fakat bu ÖVP-FPÖ koalisyonu, önceki Mayıs ayı sonlarında, “İbiza Skandalı“ ile dağıldı. ÖVP, Mayıs ayı sonunda yapılan AP seçimlerinde, açık ara birinci partiydi. 29 Eylül’de yapılacak Ulusal Meclis seçimlerinde bu arayı daha da açarak tek başına hükümet etmek istiyor.

Kurz, yeni bir ÖVP öneriyor ama…

İki bölümdür anlattığımız üzere, sosyal hıristiyan siyasal gelenek, partili dönemini 1893-1934 arasında CSP (Hıristiyan Sosyal Parti / Christlich Sozialen Partei); 1945-2017 dönemini ise ÖVP (Halk Partisi / Volkspartei) adıyla yaşadı. Bu parti, ismindeki en yeni tanımlamayı 2017’de, şimdiki genel başkan Sebastian Kurz liderliğe geldiğinde taşımaya başladı: Şu anda, “Yeni Halk Partisi” (Die neue Volkspartei) adı kullanılıyor. Yanı sıra, partinin geleneksel rengi olan “siyah“ın yerini de “turkuaz“ almış durumda.

Ne varki bu son değişiklikler, bütün eyaletlerdeki parti teşkilatları tarafından benimsenmiş değil. Batıda kalan Salzburg, Tirol ve Vorarlberg parti örgütleri, ÖVP adını ve “siyah“ rengi kullanmakta ısrar ediyor. Aynı zamanda, parti hattını tanımlamada kullanıla gelen “sosyal hırisitiyan“ vurgusundan da vazgeçmiş değil. Bu yılın ilk yarısında gerçekleştirilen İşçi Parlamentosu (Arbeiterkammer-AK) seçimlerinde ÖVP’nin sendikal fraksiyonu olarak yarışan ÖAAB ve bağlaşıkları, Vorarlberg ve Tirol eyaletlerinde en güçlü grup olma pozisyonlarını korudular. Özellikle de sendikal alanda, “sosyal hırisitiyan“ hat tanımı ve “siyah“ renk kullanımı daha keskin ya da yoğundu.

Sonraki bölümde, Avusturya’da komünist haretetin gelişimini ve tarihsel macerasını (29 Eylül genel seçiminde yarışacak olan KPÖ’yü merkezde tutacak şekilde) irdeleyeceğiz.

(Devam edecek)

………………………………………………………
Bu bölümde yararlanılan kaynaklar:
– Hüseyin Şimşek, Türkiye’den Avusturya’ya Göçün 50 Yılı, Belge Yayınları, İstanbul-2014
– de.wikipedia.org
– wien.gv.at
– oevp.at

Vielleicht gefällt dir auch