MESUT KİMSESİZ

İşçi temsilcisi olarak bir gazetede yazmak

Siz hiç Moskova’ya gittiniz mi? Moskova deyince, aklınıza hemen “goministler“ mi geliyor? “Komünistler Moskova’ya!” Bu, yıllarca sağcı kesimin dilinde bir nefret ve ayrıştırma sloganıydı. Emeği, özgürlük ve demokrasiyi savunan devrimcilere, sosyalistlere karşı söylenirdi.

Hayatını emeğiyle kazanan bir işçi olarak, aynı zamanda bir emek savunucusu olarak, yılllar sonra, Sovyetler Birliği’nin dağılmasını takip eden yılda, Fransız Büyükelçiliği’nde çalışan ve bir Rusla evli olan Fransız bir kadın arkadaşın davetlisi olarak Moskova’ya üç haftalık bir ziyaret gerçekleştirmiştim. Amacım sadece bir şehri görmek değil, o şehirde neler yaşanmış, bugüne neler kalmış onları da görmekti.

Kremlin Sarayı, Lenin Mozolesi, Stefan Katedrali falan görülecek güzel yerler, ama benim ilgimi esas sosyalist dönemde yapılan işler çekti. Kentleşme ve kent yaşamı, işçi ve emekcilerin hayatlarını kolaylaştırmak ve anlam katmak için tasarlanmış. Evinde kaldığım Oleg (arkadaşımın eşi) bana Moskovo’da evsiz hiç kimsenin olmadığını söylemişti. Herkese ihtiyacına göre barınma hakkı sağlanmış. O kadar gezmeme rağmen, müstakil evler göremedim. Evler toplu konut olarak tasarlanmış ve yapılmış. Küme diyebileceğimiz yerleşim yerlerinde kalanlar için toplu yemek servisi yapan restoranlar, kreşler, çamaşırhaneler düşünülmüş. Ayrıca her küme için spor, tiyatro, sinema salonları yapılmış, gıda mağazaları açılmış. Ulaşım işçi ve çalışanların rahat ve kolay seyahatine uygun tasarlanmış. Her bir metro istasyonu aynı zamanda bir sanat ve estetik harikası gibi. Heykeller, resimler insanın içini acıp, dinlendiren cinsten…

Uzun etmeyeyim, burada size uzun uzun sosyalizm propogandası yapacak değilim. Peki bunları niye yazdım? Bunlar beni iş hayatımda motive eden izlenimlerdi. Bu izlenimler sayesinde, işçi ve emekçilerin günlük ve gelecek talepleri için onların bilmesi gereken şeyleri gösteren, iyi bir hak savunucusu olma kararı aldım. İyi ve güzeli bilmek, bunlar uğruna mücadele etmek erdemli bir iştir. Bundan dolayı işçi ve emekçilerin önüne, temsilcileri olma talebiyle çıktım.

İşçiler, haklarını ve gelecekte onları nelerin beklediğini, ancak kendi içlerinden çıkan; onlar için aydınlatıcı, yönlendirici rol oynamaya çalışan, bilgi ve birikim sahibi insanlar sayesinde öğrenebilirler. Bu durum oluşmazsa, belki ev ve araba sahibi olsalar da işçi ve emekçiler, ücretli köle olmaktan öteye gidemezler.

Bundan sonra, Toter Winkel’deki yazılarımda, mümkün olduğunca, dilim ve bilgim elverdiğince, işçi ve çalışanların sorunların aydınlatmaya, çözümler için öneriler yapmaya çalışacağım. İş yaşamı ve iş
hukuku konularında sorularınız olursa, elverdiğince yanıtlamak isterim. Mevcut durumda kanunlar ne anlama geliyor? Yasalardaki değişiklikler işimizi ve yaşamımızı nasıl etkiliyor? Bunlara, sendikalar ve emek örgütleri ne diyor? İş yaşamında uyulması gereken kurallar nelerdir? Haksızlıklara karşı ne yapmak gerekir?..

Yazacağız, öğreneceğiz. Peki, bütün bunlar niye mi? Yarınlarımızda her şey güzel olsun diye, güzel kardeşim!

…………………………………………………………….
AK Wien’de Temsilci
mesutkimsesiz@gmail.com

Vielleicht gefällt dir auch