Kadın derneklerinin kuruluşunu hazırlayan şartlar

Türkiye kökenli göçmenler tarafından kurulan veya kuruluşunda Türkiye kökenli göçmenlerin de etkin rol aldığı ilk kadın çalışmaları, 1980’lerden itibaren başladı. Bunu sağlayan demografik dönüşümler ise 1975-80 arasında yaşandı.

Viyana – Türkiye’den Avusturya’ya resmî olarak 15 Mayıs 1964 günkü ilk kafileyle başlayan “misafir işçi” transferinin ilk on yıldaki en önemli üç özelliği; gelen işçilerin tamamına yakınının erkek olması, tek başına gelmeleri ve başkent Viyana’dan çok ülkenin diğer eyaletlerine gönderilmeleriydi. Ülkenin en batısında kalan Vorarlberg eyaleti, 1964-71 arasında en yoğun işçi göçüne sahne oldu. Çünkü yabancı işgücüne en fazla ihtiyaç duyulan sektörlerin başında metal ve tekstil işkolları geliyordu. Vorarlberg’de, her iki sektör de hem yoğun hem de gelişmeye açıktı. 1971’de, Türkiye kökenli işçilerin sayısı 16,423 kişi iken, bunun sadece 3,823 kişisi başkent Viyana’daydı. Oysa örneğin 2009 verilerine göre, 183.000 kişilik Türkiye kökenli nüfusun 73.205 kişi kadarı, artık Viyana’da yaşıyordu.(1)

Türkiye kökenli işçi sayısı 1965’te 5,986, 1971’de 16,423 çıtasından geçip, 1974’te 29,999 kişiye yükseldi. Bu sayının içinde, daha başından beri gelmiş tek tük kadın işçiler bulmak mümkündü. Ancak kadın işçiler, 1974-75’e kadar istisnayı oluşturuyordu. Verilerle, bu durumu biraz daha somutlayalım: 1971’de Viyana’daki 3.823 kişilik Türkiye kökenli işçinin, 893 kişi kadarı kadın işçiydi. Oysa, 1978’de Türkiye kökenli kadın işçilerin sayısı 31.800’ü bulacaktı. 1981’de, örneğin Viyana’daki Türkiye kökenli göçmenlerin yüzde 41.8’i kadınlardan oluşuyordu artık.(2)

Türkiye kökenli nüfusta demografik dönüşüm yılları

Nasıl ve neden olmuştu bu demografik dönüşüm? Avusturya, 1973’ün sonlarında başlayıp 1974’ün sonlarında dinen “Dünya Petrol Krizi” döneminde yabancı işçi alımını durdurdu. Burada bulunan misafir işçilerin bir kısmı işini kaybettiği için, ülkelerine geri dönmek zorunda kaldı. Kriz, görünürde bir yıl sürmüştü, ancak etkileri daha uzun yıllara yayılarak devam edecekti. Bu dönemde işini kaybedenlerin bir kısmı ülkelerine dönmek yerine, kendi işini kurmaya yöneldi ve Türkiye kökenlilerde “esnaflaşma” süreci başladı. Pazarcı tezgahları, bakkal dükkanları, kahvehaneler, lokantalar, büfeler… O yıllarda henüz “yeterlilik belgesi” istenmediği için, bu geçiş çok da zor olmamıştı.

2008/Viyana: 8 Mart Yürüyüşü (Foto: Hallac Medien Arşivi)

Petrol Krizi döneminde düşmeye başlayan Türkiye kökenli işçi sayısı, 1976’dan sonra tekrar yükselişe geçti. İlgili nüfusu çoğaltan yeni bir kanal da açılmıştı bu arada: Aile birleşimi! Bu, Avusturya’daki Türkiye kökenli nüfusun artışındaki “ana kanal”dı. Eşini ve çocuklarını getirmeye başlayan misafir işçiler, nüfusun demografik yapısında temel değişikliklere neden olmuştu. Türkiye kökenli nüfus artık tekil, “tek tabanca” erkeklerden ibaret değildi. Kelimenin gerçek anlamında “7’den 70’e bir toplum” meydana gelmekteydi. Daha önce de eşini ya da çocuklarını getiren çok az sayıda misafir işçi vardı elbette, ama 1974’ten sonra bu bir dalga halinde yaşanır oldu. Öncelikle, misafir işçilerde bir zihniyet dönüşümü söz konusuydu: Bu “uluslararası göç”, belli bir süreyle sınırlı kalacak bir “gurbet hayatı” değildi, “ikinci vatan” süreciydi. Dolayısıyla, “ailece yerleşim” de “misafir işçi” statüsünü tarihe havale etmiş, “göçmen işçi/aile” dönemini başlatmıştı. Zira, resmî kanalda da oturum ve çalışma izinleri (statüleri) geçici olmaktan çıkmış, kalıcı hale gelmişti.

Avusturya’daki Türkiye kökenli nüfusun yapısındaki değişimin önemli bir aktörü de 1975-80 arasında ciddi sayıları bulan ilticacılar grubuydu. Bu yıllarda fiili olarak bir “iç savaş” sürecine girmiş Türkiye’den, daha önce, 1970’lere kadar Avusturya’ya gelen ilticacı sayısı, sadece üç-beş kişiyle sınırlıydı oysa. 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar gelen ilticacıların sayısı 100’ün üstündeyken, darbeden sonra bu sayı binleri buldu. Bu yeni grup, Avusturya’daki Türkiye kökenli nüfusa “sosyal aktif bir kitle” olarak eklemlendi.

1975-1980 yılları arasında, Avusturya’daki Türkiye kökenlilerin demografik yapısında meydana gelen bütün bu ve benzeri değişiklikler, yenilenmeler bu nüfusun kendi içinden yeni tür örgütlenmeleri hızlandırmasını, çeşitlendirmesini gündeme getirdi. Türkiye kökenli göçmenler tarafından kurulan veya kuruluşunda Türkiye kökenli göçmenlerin de etkin rol aldığı ilk kadın çalışmaları, 1980’lerden itibaren başladı. Türkiye kökenli nüfus artık “7’den 70’e bir toplum” haline gelmiş, “misafir işçi” olmaktan çıkılıp “göçmen aile” olunmuş, iltica akınıyla “sosyal aktif bir kitle” kazanılmış, başkent Viyana en kalabalık olunan eyalet konumu kazanmış…

Türkiye kökenli kadınların, Türkiye kökenli kadınlar için kuracağı ilk kadın dernekleri, bütün bu gelişmelerden ötürü 1980’lerde ve başkent Viyana’da gündeme gelmiştir. Günümüzde de Türkiye kökenli kadınlara ait en çok dernek Viyana’da faaliyettedir.

(Gelecek bölüm: Düzenli hizmet veren ilk kuşak kadın dernekleri)

……………………………………………..
Kaynaklar:
1) Bkz. Nermin Abadan-Unat, Bitmeyen Göç, s. 48 ve 147
Hüseyin Şimşek, Türkiye’den Avusturya’ya Göçün 50 Yılı, s. 148-149
2) Hüseyin Şimşek, Türkiye’den Avusturya’ya Göçün 50 Yılı, s. 151-153

Vielleicht gefällt dir auch