Klişeler |’Uzar gider kamış, vermez yemiş’

Bilmem ne familyasından, sulak yerlerde; göl ya da nehir kenarında yetişen ince, uzun ve “içi boş” bir bitki türü. Bilin bakalım nedir? “Kamııış! Uzar gider ama vermez yemiş…”

HÜSEYİN A. ŞİMŞEK

Viyana – Geleneksel ezgilerde, türkülerde sık sık sırf kafiye uydurmak için çokça “doldurma dize”ye rastlanır. Geçişi sağlamak, boşluğu doldurmak, kafiye oluşturmak… Bu tür dizelerin başta gelen işlevleri ya da varlık sebebi. İçlerinden bazıları var ki hem sık sık tekrarlanışlarından hem de bir “toptancı çarpıtma”ya neden oluşlarından dolayı, birer değme klişe olur çıkarlar. Sadece ezgilerde değil elbette, atasözlerinde de bol bol rastlanır onlara.

Önce, ezgilerden bir örnek. Anlamlı bir türküdür, mesajı önemli ve can yakıcıdır:

Tarlalarda uzar kamış / Uzar gider vermez yemiş / Çöl Yemen’de can verenler / Biri Mehmet biri Memiş…

Aslına bakılırsa, ilk iki dizenin son iki dizeyle gerçek anlamda bir ilgisi yok. Onlar da yüzlerce benzerleri gibi geçişi sağlamak, boşluğu doldurmak, kafiye oluşturmak için gerekli görülmüş. Kime ya da neye ne zararı var? Onlarca muhtemel cevaptan sadece başlığımızla ilgili olanı çekip alalım: Garibanım kamış bitkisine zararı var mesela. Kamışın değersizleştirilmesi üzerine kurulmuş klişe değirmenine su taşıyan debisi yüksek bir hark işevi görmekte bu dizeler. “Ata”, “sav”, “özlü” sözler dünyasında da durum farklı değil.

“Kamışta da boy var ama…”, “kamış kadar boyu var ama aklı…”

Kamışın, “horbitki” sayılmasının ilk ağızda sıralanan dayanağı nedir peki? Ya da ne olarak ifade edilir? El cevap: “… vermez yemiş!” Peki, yemiş vermeyen bütün bitkiler aynı muameleye maruz kalıyor mu? Envaitürlü çiçek mesela; insanların düğünlerinden de cenaze törenlerinden de eksik etmediği o çiçeklerin hangi biri ve ne tür bir “yemiş” veriyor! İlaç, çay, türlütevür koku yapımında kullanılıyor olmaları mı onları hor görülmekten kurtarıyor?.

Peki, kamış bitkisi, insanlar tarafından hiçbir şeyin yapımında kullanılmıyor mu? Tabii ki kullanılıyor. Kamış bitkisinden üretilen bir dizi şey var ve insanların önemli ihtiyaçlarını karşılarlar. Bilmem ne familyasından, sulak yerlerde; göl ya da nehir kenarında yetişen uzunca ve “içi boş” bir bitki türü. Bilin bakalım nedir? “Kamııış!”

… ama vermez yemiş

Doğru, kamış bitkisi yemiş vermez insanlara. Diğer canlılara verdikleri, insan katında bir değer olarak görülmediği için geçiyoruz bu “ayrıntı”yı. “Yemiş vermez” ama o çiçeğinin güzelliği bile yeter onca hor görülmesindeki yersizliği, haksızlığı teslim etmeye. İnsanların öve öve bir hal oldukları ve üstelik yemiş vermeyen çiçeklerin hası, kamış bitkisinde de var. Ama kamış bitkisini, onu hor gören insanlara kazandırdıklarının dahası var: Balıkçılar olta yapımında, çulcular hasır ve kilim yapımında kullanır onu. Oturma takımına, “sepet minder” dediğiniz şey kamış bitkisinin hediyesidir. Budanır, kurutulur süs eşyası haline getirilir.

Bir özelliği daha var ki kamış bitkisine gösterilen horgörüye adeta tüy diker, pes dedirtir. Hani kamış, göl ya da nehir kenarında yetişen uzunca ve “içi boş” bir bitkiydi ya, işte o “boş”luk, insana fayda sağlamakta en benzersiz boşluklardan biridir aslında. Kamışın içi oyulur, üzerinde belirli ölçülerle biri arkaya altısı öne olmak üzere yedi delik açılır ve tam üç oktava kadar ses yelpazesi bulunan bir saz, ney yapılmaz mı? Türkiye’de sanat ve tasavvuf ve daha bir dizi diyarda tasavvuf müziğinin temel; günümüzde birçok müzik türünün zenginleştiren sazı değil mi ney?

Aynayı kendine tutamayan insan türünün herzeleri

Kamış bitkisine yakıştırılan klişe söylemler ve horgörüyle ilgili ne kalıyor söylenecek? Olta, hasır, kilim, sepet, sandalye, koltuk, sayısız süs eşyası; bütün bunları kamıştan yaparken nasıl inanılmaz bir hüner, maharet gösteregelmişse insan, dönüp, yine o kadar büyük bir beceriyle horgöregelmiştir kamışı. Kamış bitkisinin güzelliği ve yararlılığı, kör/ölü açılarımızdan biri olagelmiştir. “Şekerin kamışı”ndan söz etmedik bile, ama o da “cabası olarak” dursun akıllarda.

İnsan; eksiğini gediğini, yanlışını, çirkinliğini, kötülüğünü kendine ayna tutarak, kendinden yola çıkarak, kendine dair tanımlama ve senbolleştirmelerle göstermeyi tercih etmeyen, beceremeyen bir varlık. Kendisinde memnun olmadığı, doğru bulmadığı ne varsa, kendi türü dışındaki canlılara havale ederek dillendirir. Ki o canlılara yönelik yaptığı vasıflandırmaların ezici çoğunluğu da insanın kendi uydurmalarıdır.

info@toterwinkel.at

Vielleicht gefällt dir auch