Korona günlüğü

Virüs, bütün insanlığa diz çöktürdü. Önlemlerden biri evden çıkmamak. Bir haftadır evdeyim. Koruma mı, korku mu, sorumluluk mu? Hepsi birden mi?

Viyana – Günlük yazma alışkanlığı olan biri değildim. Kovid-19 salgını yüzünden mecburen hepimiz evlerimize hapsedildik. Günlük yazmak geldi içimden. Bu salgının da benim günlük yazmamın da ne kadar süreceğini bilemiyorum. Bakalım!

Takriben üç aydan beridir korona virüsü tüm dünyayı meşkul ediyor. Virüs, bireylerden başlayarak -deyim yerindeyse- bütün insanlığa diz çöktürdü. Alınan önlemlerden biri de zarurî ihtiyaç olmadıkça evden çıkmamak. Bir haftadan beridir evden dışarıya çıkmadım. Koruma mı, korku mu, sorumluluk mu? Hepsi birden mi? Yorma açık.

İlk defa, evimde ve eşimle bu kadar zaman geçiriyorum. İnsan anlıyor ki evdeki didişmeler boşuna değilmiş. Eğer ev hapsinde uğraşacağın başka bir şeyler yoksa, yarı kapalı cezaevi gibi. Bu arada, haksızca cezaevlerine konulan, işkencelere tabi tutulan insanlarla empati kurarken kendini de “cennet”te hissediyorsun. Özgürlükler, insanca ve eşit yaşam için bedel ödeyenlere karşı sevgi ve saygı hissi gelişiyor insanın içinde. Aşk olsun onlara!

Korona virüsü hakkında, televizyon kanalları ve yazılı basın organlarının haberlerinde, tartışmalarında çok şey dinliyor ve okuyoruz. Komplo teorileri, yanısıra din, ırk, ideoloji içerikli saçmalıklar bir tarafta, öbür tarafta her alanda uzmanlıklarını dile getiren, önerilerde bulunan “sosyal medya aslanları”ndan, umursamazlardan ve fırsatçılardan geçilmiyor.

Kimden, nereden, nasıl geldiğine bakılmaksızın, karşı karşıya olunan gerçek durum iyi anlaşılmalı: Bu, çok ciddi bir salgın. Gerekli tedbirler alınmazsa, insanlık (bizler) çok vahim sonuçlara katlanmak zorunda kalacağız.

Hiçbir şey eskisi gibi olacağa benzemiyor. Tek tek insanların bencilliklerinden tutalım da global sermayenin dizginsiz icraatlarına kadar (ekonomik, politik, kültürel, huksal, sosyal ve iletimsel) sayısızca ilişkinin yeniden düzenlemesi, dizayn edilmesi gerekecektir.

Baharın güzelliği, tabiatın canlanması, hayatın yenilenmesi, umutların filiz vermesinden gelir. Bu vesileyle Newrozunuz da kutlu olsun!

Yeniden yapılanma fırsatı, insan ve doğanın bütün dengelerini, uyumunu baz almak zorundadır. İnsanlarda önyargılar, ayrımcılıklar, hesapsız tüketim alışkanlıklarından kurtulmadıkça, koronanın beteri kaçınılmaz olacaktır. Kimsenin, eskisi gibi at koşturamaması şart. Bu salgının gelmesiyle yerel sosyal pazar ekonomisi, toplum ve çevrenin korunması daha da önem kazanmış durumda.

Tek istikamette, tek şeritli bir yolda, arkasına bakmadan dört nala giden insanlık, şu an duvara toslamış vaziyette. Gelecek kuşaklara kirletilmiş çevre, hoyratça kullanılan yeraltı ve yerüstü kaynakları, o kaynaklar için çıkartılan ve yönlendilen şavaşların yanısıra kin, nefret, ayrımcılık, ırçılık, bireycilik bırakılmaktadır.

Korona salgını, bu halden çıkmamıza çare olur mu? İnsanlık bundan gerçekten dersler çıkarabilir mi? Bizler, tek tek bireyler olarak mecbur edildiğimiz bu yarı hapislikten ders alabilecek miyiz? Kendimizi sorgulayıp davranışlarımızı gözden geçirebilecek miyiz? Bütün bunları zaman gösterecek.

Kendi adıma bu noktada söyleyeceklerim şunlardır: Bu salgın ve yarı hapislik halini, kendimi gözden geçirme, yeni davranış ve alışkanlıkları edinme fırsatı olarak kullanmak istiyorum. Kendini dinleme ve sorgulama zamanı doğduğu kanısındayım. “Her şerde bir hayır vardır”, derler, doğrudur.

Başkalarına akıl vermek gibi bir çabam yok, bu bana bana pek akılcı da gelmiyor. Herkes ne yapacağını pekâlâ biliyordur aslında. Sorun, bildiğini uygulamadadır. Yine de temennimi de iletmek isterim: Kendinize ve çevrenize dikkat ederseniz, fena olmaz.

Baharın güzelliği, tabiatın canlanması, hayatın yenilenmesi, umutların filiz vermesinden gelir. Bu vesileyle Newrozunuz da kutlu olsun!

metin.can@gmx.at

Vielleicht gefällt dir auch