Latin Amerika ülkelerinde farklı pratikler

Kurtuluş Teolojisi’nin Latin Amerika’nın her ülkesinde ayrı ayrı nasıl ortaya çıkıp uygulandığını incelememiz mümkün değil. Nikaragua, Haiti, Brezilya ve Meksika’daki gelişmelere göz atmakla yetineceğiz.

İstanbul – Bu yazının kapsamı içinde Kurtuluş Teolojisi’nin Latin Amerika’nın her ülkesinde ayrı ayrı nasıl ortaya çıkıp uygulandığını incelememiz mümkün değil. Bununla birlikte Kurtuluş Teologlarının daha sonra hükümetlerde yer aldığı Nikaragua, Haiti gibi ülkelerle, Latin Amerika’nın iki büyük ülkesi Brezilya ve Meksika’daki gelişmelere göz atmak faydalı olabilir. 

Nikaragua’da Kurtuluş Teolojisi

Medellin Konferansı’ndan önce Nikaragua Kilisesi, Somaza diktatörlüğünü destekleyen oldukça gelenekçi ve toplumsal olarak da tutucu bir kurumdu. Piskoposlar 1950’de yayınladıkları bir bildiri ile her otoritenin tanrıdan geldiğini ve bundan dolayı da varolan hükümete itaat edilmesi gerektiğini vaaz ediyorlardı. Anastasio Somoza’yı, 1956 yılında öldürüldüğünde, onun diktatör olduğunu görmezlikten gelip, “Kilisenin Prensi” olarak ilan ettiler. Nikaragua Kilisesi’nin diktatör Somaza’yı açıkça desteklediğine ilişkin böylesi birçok örnek verilebilir.(1)

Bu durum çok uzun sürmedi. 1980’de El Salvador’da öldürülecek olan Maryknoll tarikatından rahibe Maura Clark, başka tarikatlardan rahibelerin de yardımıyla San Pablo Papazlığı’nda ilk Dini Taban Cemaati’ni (DTC) kurdu. Kendi aralarında eğitim planları yaparak İncil’i felsefi düzeyde tartışmaya başladılar. Bu çalışmaların ilk ürünü, Misa Popular Nikaraguense (Yoksul Nikaragua Halkı) ilahisidir. İlahi bu taban cemaati tarafından yazılıp bestelenmiştir. 1968’de başka bazı cemaatler de San Pablo örneğini izlemek için onlardan yardım istediler. Medellin Konferansı’ndan sonra, DTC’ler Managua’nın ve kırsal kesimlerin yoksul semtlerinde hızla yaygınlaşıp radikalleştiler. San Pablo Cemaati’nin 1969’da kurduğu Hıristiyan gençlik hareketi üyelerinin çoğu Sandinist Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne (FSLN)’ye katıldı.(2)

Hıristiyanların FSLN’ye katılımı gençlerle sınırlı kalmadı. Birçok papaz cepheye katılarak ulusal muhafızlara karşı savaştı. Bu papazlardan 1978’de bir çatışmada ölen Peder Gaspar Garcia Laviana, ölmeden kısa bir süre önce yazdığı mektupta şöyle diyordu:

“Katolik Kilisesine inancım ve üyeliğim, beni FSLN saflarında devrimci sürece katılmaya yükümlü kılıyor. Çünkü ezilen bir halkın kurtuluşu, İsa aracılığıyla toptan kurtuluşun ayrılmaz bir parçasıdır. Benim bu sürece aktif katılımım, ezilenlerle ve onların kurtuluşu için savaşanlarla hıristiyan dayanışmasının bir ifadesidir.”(3)

Somaza rejiminin baskılarını arttırması, Nikaragua Kilisesi’nin de rejime yönelik eleştirilerini arttırmasına yol açtı. Nikaragua Piskoposlar Konferansı’nın 6 Ocak 1978’de yayınladığı “Tanrı Halkına Mesaj”, kilisenin artık susmayacağını dile getiriyordu:

“Halkımızın büyük çoğunluğu, her açıdan adaletsiz bir mülkiyet dağıtımının sonucu olan insanlık dışı koşullar altında acı çekiyorsa, kırlarda ve kentlerde birçok yurttaşın ölümü ve koybolması hala bir sır olarak duruyorsa, yurttaşların hükümeti şeçme hakkı politik partilerin oyunlarıyla işe yaramaz hale getiriliyorsa, artık daha fazla susamayız.”(4)

Piskoposlar rejime muhalif olmalarına rağmen FSLN’yi de desteklemiyorlardı. Şiddete başvurmayı red ederek rejimin şiddetine de, buna karşı gelişen devrimci ayaklanmalara da karşı çıkıyorlardı. Ama, gençler başta olmak üzere yoksul Hıristiyanların ayaklanmalara katılmasını engelleyemediler. Sandinistler 19 Haziran 1979’da iktidarı ele geçirdiklerinde birçok papaz ve din adamı Sandinist hükümette yer aldı. Bu papazlardan Ernesto Cardenal, Kültür Bakanı; kardeşi Fernando Cardenal, Eğitim Bakanı; Miguel d’Escote, Dışişleri Bakanı; bir başka papaz olan Edgar Parrales, Sosyal İşler Bakanı oldu. Bunların dışında, Reinaldo Tefel, Emilio Baltodano, Maria del Socorro Gutierrez, Vidaluz Meneses, Fransisco Lacayo gibi birçok tanınmış katolik, devrimci hükümette bakan ya da yüksek dereceli memur olarak görev aldı.(5)

Haiti’de Kurtuluş Teolojisi

Kurtuluş Teolojisi papazlarından Peder Jean-Bertrand Aristede’nin 1990 yılında Haiti Devlet Başkanlığı’na seçilmesi, Kurtuluş Teolojisi’nin Haiti’de kitleler nezdinde Vatikan’ın muhalefetine rağmen nasıl destek bulduğunu gösterir. Haiti piskoposlarının birçoğu, Duvalier ailesinin diktatörlüğünü ve daha sonra da askeri yönetimi desteklerken, Sales tarikatına mensup, 1953 doğumlu genç bir papaz halk direnişini örgütlemeye çalışıyordu. Dini eğitim almak için Jerusalem ve Montreal’e gönderilen Aristede, 1985’de Haiti’ye döndükten sonra, dini taban cemaatlarının en önemli önderlerinden biri oldu. Haiti’nin başkenti Port-au-Prince’deki Saint Jean Bosco Kilisesi’ndeki vaazlerinde, İncil’den alıntılarla, zengin oligarşinin ayrıcalıklarının, onun rüşvet ve iltimaslara dayanan ekonomik sisteminin adaletsizliğinin, Duvalier rejiminin ‘macoute’ diye adlandırılan paramiliter çetelerinin aleyhine konuşmaktan kaçınmıyordu.

Peder Jean-Bertrand Aristede

Aristede, komünist olarak suçlandı; birçok kez ölümden kurtuldu; 1988’de kilisesi yakıldı ama o yine de 1986’da Duvalier’den sonra iktidara gelen askerlere ve ‘macoute’lere karşı vaaz vermeye devam etti. Vatikan onu Kanada’ya göndermek istedi, ama DTC’lerin muhalefeti üzerine vazgeçmek zorunda kaldı. Sonunda, “sınıf mücadelesini yüceltip, kin ve şiddeti kışkırtmak ve cemaatı karıştırmak”la suçlanıp Sales tarikatından atıldı. Aristede bu suçlamaları şöyle yanıtlıyordu:

“Sınıf mücadelesine karışmadım. Marx da karışmadı. Sınıf mücadelesiyle karşılaşmak da istemezdim. Vatikan’ı veya Petionville tepelerini (Haiti’de zenginlerin yaşadığı lüks semtler) terketmemiş biri için bu mümkün olabilir. Ama Port-au-Prince sokaklarında sınıf mücadelesiyle kim karşılaşmadı? O bir tartışma konusu değil, fakat bir olgu, somut bir gerçekliktir.”(6)

Askeri rejim halkın muhalefeti ve uluslararası kamuoyunun baskıları sonucu 16 Aralık 1990’da seçime gittiğinde, köylü birlikleri, DTC’ler, gençlik hareketi ve mahalle komşuluk komitelerinden meydana gelen ‘Lavalas’ (Çığ) isimli bir halk koalisyonu kendi adayı olarak Aristede’yi gösterdi. Aristede, aralarında ABD destekli Hıristiyan Demokrat Marc Bazin’in de bulunduğu 10 adaya karşı yarıştı ve oyların % 64’ünü alarak ilk turda Devlet Başkanı seçildi. Bu seçim sadece Haiti’de değil, aynı zamanda tüm Latin Amerika’da da benzeri görülmemiş bir olaydı. İlk olarak Kurtuluş Teolojisi’yle özdeşleşmiş dinsel bir sima, bir halk hareketi önderi olarak hem de Vatikan’a rağmen ezici bir başarı kazanıyordu.

Başkan Aristede Eylül 1991’de askeri bir darbeyle görevinden uzaklaştırılıp sürgüne gönderildi ama üç yıl sonra yeniden görevine döndü. Lavalas’ın politik önderliği altında Aristede’nin de desteklediği koalisyon 1995 parlamento ve yerel seçimlerinde kesin bir zafer kazandı.(7)

Brezilya’da Kurtuluş Teolojisi

Perulu rahip Gustavo Gutierrez’in “Kurtuluş Teolojisi, Perspektifler” kitabının yanı sıra Boff kardeşlerden Leonardo Boff’un Rio’da yayınladığı “Kurtarıcı İsa, Hıristiyan Kristolojinin Zamanımız Açısından Öğretisi” kitabı Kurtuluş Teolojis’ini entellektüel düzeye taşıyarak meşrulaştırdı.(8)

Brezilya’dan Leonardo Boff dışında kardeşi Clodovis Boff, Rubem Alves, Hugo Assmann, Carlos Mesters ve Frei Betto gibi teologlar Kurtuluş Teolojisi’nin entellektüel düzeyde tartışılmasından da öte bu öğretinin Dini Taban Cemaatları’nda yayılması için de çaba gösterdiler.

Latin Amerika’nın dört bir yanına yayılan bu örgütler, 1970’lerde Latin Amerika askeri diktatörlüklerle kaplandığında, her çeşit sosyal direnişe destek oldular. İncil üzerine yapılan bir tartışmadan, toprak işgallerine; bir işkence olayı ile ilgili hesap sormadan, bir greve yardıma kadar hemen hemen her olayda yer alan DTC’ler, özellikle Brezilya’da çok güçlüydüler. Brezilya’da 100 binden fazla DTC’de 7-8 milyon Brezilyalının yer aldığı tahmin edilmekteydi.(9)

Bu etkinlik tarihsel bir seyir içinde gerçekleşti. Henüz 1960’lı yılların başlarında Katolik öğrenciler Komünist öğrencilerle dayanışmanın ötesinde Marksizme ilgi duyarlar ve Küba Devrimi’ne de sempatileri vardır. Bu durum kilise ve 1964’de bir darbe ile iktidara gelmiş olan askeri yönetim için o kadar rahatsız edicidir ki 1966’da Katolik Üniversitesi kapatılır. Burada yetişen birçok rahiplik öğrencisi daha sonra Carlos Marighella’nın şehir gerillasına yardım ve yataklık yapacaklar ve sonuçta onlarla aynı kaderi paylaşacaklardır.(10) Daha sonra Vatikan tarafından yargılanıp cezalandırılacak Brezilyalı Kurtuluş Teorisyeni Leonardo Boff, henüz Kurtuluş Teolojisi gündeme gelmeden Brezilya’da ortaya çıkan bu gelişmeleri şöyle yorumlamaktadır:

 “…kurtuluş teolojisi, önceden gerçekleşmiş bir pratiğin yankısı ve manevi kabuludur. ..o, yeni teolojik yazılardan çok önce 60’ların başında ortaya çıkmış geniş bir toplumsal hareketin ifadesi ve haklı gösterilmesidir. Bu hareket, Kilise’nin önemli kesimlerini (papazlar, tarikat cemaatları, başpapazlar), gönüllü hareketlerini (Katolik Eylem, Hıristiyan Üniversite Gençliği, Hıristiyan İşçi Gençlik), papazlığın çeşitli alanlarını (işçi papazlar, köylü papazlar, şehirli papazlar) ve kilisenin taban cemaatlerini kapsıyordu. Kurtuluş için Hıristiyanlık olarak nitelenebilecek bu toplumsal hareketin pratiği olmaksızın, Orta Amerika’da devrimin yükselişi ya da Brezilya’da yeni bir işçi hareketinin ortaya çıkması gibi öylesine önemli toplumsal ve tarihsel olgular anlaşılamaz.”(11)

Bu hareketin içinde yer alanlar, 1980’li yıllarda Metal İşçileri Sendikası önderi Lula’nın başkanlık yaptığı Brezilya İşçi Partisi’nin (PT) kurulup, güçlenmesinde de çok önemli bir rol oynadılar.

Meksika’da Kurtuluş Teolojisi

Meksika’da Kurtuluş Teolojisi’nin en önemli temsilcisi, Medellin Konferansı’na katıldıktan sonra uzun yıllar CELAM’ın (Latin Amerika Piskoposlar Konseyi) Misyonlar Bölümü Başkanı olarak görev yapan Monsignor Samuel Ruiz’dir. Roma’daki Gregorian Üniversite’sinde öğrenim gören Ruiz, 1965’de Chiapas’a gelir. Kurtuluş Teolojisi’nden etkilenerek 1975’te “Teologia Biblica de la Liberacion” adlı kitabını yayınlar. Entellektüel özelliklerinin yanı sıra çok iyi bir örgütçüdür. Farklı Hıristiyan tarikatların da desteğini alarak yürüttüğü eğitim çalışmaları sonucu, 7800 yerli ilmihalci ve 2600 taban cemaatını birleştiren çok geniş bir örgüt yaratır.

Piskoposluğun temsilcileri topraklarını kaybeden Chiapas yerlilerinin mücadelesini destekler. Yerlilerin mücadelesine önderlik eden Marksist bir örgüt de vardır. Basın ve hükümet, Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN) adındaki bu örgütün Kurtuluş Teolojisi’nin etkisi altında kaldığını, hatta Cizvitler tarafından yönetildiğini söylerken; Monsignor Samuel Ruiz de “tanrının gerilla savaşçısı” olmakla suçlanır. Ruiz gerilla değildir ama yoksulların ve ezilenlerin yanında olmaktan geri durmaz. Chiapas yerlilerinin sürü sahiplerine karşı mücadelelerini desteklidiği gibi, kendi ülkelerindeki askeri baskının zulmünden Meksika’nın güneyine kaçan sayısız Guetamalalı sığınmacıyı da koruması altına alır.

Monsignor Samuel Ruiz’in faaliyetleri başta hükümet ve zengin sürü sahipleri olmak üzere birçok kişiyi rahatsız eder. Papa 1993’de Meksika’yı ziyarete geldiğinde görevden alınması için güçlü bir kampanya yürütülür. Ruiz de kendi piskoposluk bölgesinde yerli halkın şikayet ve taleplerini içeren bir mektubu II. John Paul’e elden verir. Papa’nın desteğini kazanma yerine, iki ay sonra Meksika’daki Papalık temsilcisi tarafından istifası istenir. Roma’ya başvurup bu kararı geri aldırmaya çalışırken Zapatista ayaklanması patlak verir. Hükümet ayaklanmayı bastıramaz, Monsignor Ruiz’e başvurarak arabulucu olmasını ister. Kilisenin ve kendisinin ayaklanma ile ilişkilerinin olmadığını, bazı kilise üyeleri bu ayaklanmaya katılmışlarsa tamamen kendi tutumları olduğunu açıklar ama yerlilerin mücadelesini açıkca destelemekten de sakınmaz:

“Yerlilerin hükümetin vaadlerinden artık bıktığı ve silaha sarılmaktan başka bir yolları kalmadığına inandıkları bir gerçektir. Sabırlarının çok ötesinde zorlandılar.”(12)

(Devam edecek)

………………………………………………………………
Bölümün Kaynakları:
1) Löwy, Marksizm…, s. 75
2) A.g.e. s. 76
3) A.g.e. s. 79
4) A.g.e. s. 79
5) A.g.e. s. 83
6) A.g.e. s. 13
7) A.g.e. s. 14-15
8) Özbudun, a.g.m.
9) Aydınoğlu, a.g.e., s. 99
10) Aydınoğlu, a.g.e., s. 97
11) Löwy, Marksizm…, s. 41
12) Löwy, Marksizm…, s. 16-18

Vielleicht gefällt dir auch