Mutluluğun resmi

Dünya’nın damı deliniyor! Dünya’nın fayı çatırdıyor! Dünya’nın altı ve üstü birbirine
karışıyor. Her ülkede toz duman bir haksızlık, eşitsizlik, adaletsizlik!… Utancından kendi damlarımızın deliği de büyüyor ve o büyüyen yerde küçücük bir karanfil kökünü arıyor.

Geçmiş zaman | Mutluyduk!

Kırmızı damlardan akan yağmur suyunun yatakları ıslattığı zamanlardı. Kırmızı panjurlu düşler kurmanın nemli yorgan altında olanaksız olduğuna inanılan zamanlar… Bu yüzden karanfil yetiştirirdik pencerelerimizde. Daracıktı belki saksılarımızdaki toprak, ama yüreklerimizdeki orman öylesine genişti ki yaprak yaprak, bilmediğimiz ve düşlemediğimiz evlerdeki panjurlar kıskanır, sokağa girildiğinde hayat kıpkırmızı akardı.

Henüz dünyanın damı eskimemişti. Bu, yoksul evlerimizin damından yağmurun akmadığı anlamına gelmiyordu. Yine de omuz omuza verirsek yağmurun savuşturulacağına inanılan zamanlardı. “Ne olacak bu memleketin hali?” sorusuna örgütlü yanıtların verildiği zamanlar… Akşamları komşu oturmasına gidildiğinde içilen çayın deminde okkalıydı belki yoksulluk; kapıdan geçen yoğurtçunun zilinde pahalı ve tüten sobanın dumanında sıcaktı, ama yüreklerimizdeki nehir öylesine mavi çağlardı ki ışıldayarak, kara gözlü, kara gönüllü insanların gözlerinden kıskançlık ve gönüllerinden kötülük irini akardı.

Hele aşk hele aşk!.. Aşkı savunmanın, yaşamı savunmak olduğuna inanılan, şiir yazılan, şiir okunan zamanlardı… „Seni seviyorum. Eğer seni incitirsem bu bıçakla sen de beni incitebilirsin“ diyen o çok bildik imge ‘Gül ve Bıçak’la severdi insanlar birbirlerini. Erkeklerin ve kadınların utangaç olduğu zamanlar… Bakılamazdı doğrudan gözlere, dokunulamazdı ellere, diller lal olurdu heyecandan, mektuplar gelir giderdi mahalle çocuklarıyla, parkların en kuytu köşelerinde buluşulur, en sahisinden sokulurdu yürekler birbirine yanarak. Aşk damarlarda devrimci bir eylem olur akardı da Dünya’ya bulaşırdı o düş. Ah ne zamanlardı!

Gelecek zaman | Mutlu olacağız!

Evrenin kara deliklerince emilemeyen, emilemediği için boşlukta öylece asılan, asıldıkça sıkışan, sıkıştıkça genişleyen bilinç yağacak bir gün üstümüze. O gün geldiğinde Dünya varını yoğunu sınamış olacak; tüketmiş olacak çoktan bombasını-silahını, yalanını-talanını, sınırını-toprağını…

O bilinç yağdığında onarılacak dünyanın damı. Bütün nehirler yeniden akacak yatağında mavi, bütün ormanlar yeniden fışkıracak toprağında yeşil, bütün hayvanlar yeniden doğacak gemisinde beyaz, ah bütün insanlar buluşacak penceresinde kırmızı.

Uzun ve adaletli sofralarda yeniden buram buram aşk kokacak. Gül, baş köşede bıçağına göz kırpıp saçlarını tarayacak dalında mağrur. Bıçak çoktan körelmiş olacak, incitmelere-incinmelere dükkân kapatmıştı tarihteki bileyci. Ve karanfilin gülü kıskanması için hiçbir neden kalmayacak. Çünkü gül güllüğünü, karanfil karanfilliğini, insan insanlığını bilecek o bilinç yağdığında.

Şimdiki zaman | Mutluyuz!

(Hayır! “Mutluyduk“ ile “Mutlu olacağız“ arasında bir yer!)

Çürüme, çözülme ve kopuşun kokusu kırıyor pencerelerimizi. Açtırdığımız yerde düşsüz soluyor karanfiller. Yollarda, parklarda, haritalarda ve pankartlarda kan-a kan-a büyüyor kırmızı. Her taraf kırmızı! Karanfilin değil, kanın kırmızısı. Kaaan! Yani savaş!

Ah, dişi eksilmiş ağızlarda yoksulluk çürük çürük sırıtıyor. Kimse kimsenin ağzına bir diş koymuyor kuytularda, varsa kalanını çekmeye meyilli. Her yerde ama her yerde “vatansever” insansevmez gölgeler dolaşıyor. Vurmaktan yorulmamış, uykusunda bile cana kıyan katiller! Ah, kalleş öldürücüler!

Dünya’nın damı deliniyor! Dünya’nın fayı çatırdıyor! Dünya’nın altı ve üstü birbirine karışıyor. Her ülkede toz duman bir haksızlık, eşitsizlik, adaletsizlik!.. Ah, insanlığım ağlıyor! Utancından kendi damlarımızın deliği de büyüyor büyüyor ve o büyüyen yerde küçücük bir karanfil kökünü arıyor. Şimdiki zaman geçmiş zamanı hatırladığında, gelecek zaman şimdiki zamanı unutturduğunda…

Yok yok böyle değildi! Gelecek zamanın da bir şimdisi adı geçmiş zaman olan… Öf! Yeter!

Sıkıldım mutluluktan!

…………………………………………
Fotoğraflar: Emine Başa
eylulguz@gmail.com

Vielleicht gefällt dir auch