Ölümcül tekrar | Lama, Auer ve Roskelley’e saygıyla

David Lama, kendisi gibi Tirollü olan Hansjörg Auer ve Birleşik Amerikalı Jess Roskelley’le birlikte Kanada’daki Howse Peak’e (3.295 m) tırmanırken can verdiler.

Viyana – Konsoloslukta sıra beklerken aldığım o şok edici habere kadar yazı planlamamda herhangi bir değişiklik yoktu. A. Einstein‚ın „Yaşamımdan Notlar“ isimli eserini tanıtmış(1), bir sonraki çalışmanın hazırlıklarına başlamıştım. Aklımda Alex Honnold‚ın efsanevi El Capitan tırmanışı ve Ueli Steck‚in ölümünün bu tarihi başarıya etkisi vardı.(2) „İsviçre Makinesi“ lakaplı Steck‚in ikinci ölüm yıl dönümü yaklaşırken onu bir kez daha anmayı hedefliyordum ancak Kanada’daki kaza her şeye engel oldu.

Korkunç haberi ileten arkadaşım bir gazeteden fotoğraf göndermiş, şöyle de bir not düşmüştü: „Bizim adam kaza geçirmiş.“ Üstelik yalnız değildi David Lama. Kendisi gibi Tirollü (3) olan Hansjörg Auer ve Birleşik Amerikalı Jess Roskelley de gazete sayfasındaydı. Haberde, Kanada’daki Banff Millî Parkı’nda bulunan Howse Peak’e (3.295 m) M16 isimli rotadan tırmanmayı hedefleyen üç kişilik ekibin çığ altında kaldığı ve 16 Nisan Salı gününden beri iletişimin kesildiği yazılıydı. Henüz resmî açıklama yapılmamasına rağmen umutlar tükenmeye yüz tutmuştu. Cuma günü sabah saatlerinde, bir mucizeden fazlası gerekliydi artık.

Gelişmeleri yakından takip eden dünya basını, kötü hava koşulları ve çığ tehlikesinin arama-kurtarma faaliyetlerini engellediğini bildiriyordu. Çok büyük bir kayıpla karşı karşıyaydık. Reinhold Messner, Peter Habeler, Conrad Anker gibi efsanevi dağcıların yanı sıra Avusturya Cumhurbaşkanı ve Başbakanı da açıklama yapmıştı. Ailelerin paylaşımlarına bakılırsa herkes acı sona hazırdı. Lama (28), Auer (35) ve Roskelley’nin (36) sosyal medya hesaplarına dünyanın dört bir yanından mesaj yağıyordu.

Canavar

Cumartesi sabahı binanın avlusundan çıkıp sokağa döneceğim sırada, rüzgârın savurduğu gazete parçalarından biri dikkatimi çekti. Kazayla alakalı son gelişmelerin bulunduğu sayfayı alıp hızlıca okudum. Kanadalı çığ uzmanı Stephen Holeczi‚ye göre ekibin hayatta kalma şansı yoktu çünkü çığ tahminen 1.000 ton ağırlığında ve 1.000 metre uzunluğundaydı. Böylesi büyüklükte bir çığı canavara benzetiyordu Holeczi.

Kanada’daki Banff Millî Parkı’nda bulunan Howse Peak (3.295 m) ve M16 isimli rota.

Tırmanış esnasında hava durumuyla ilgili danışmanlık yapan uzman Karl Gabl, Auer‚in son bir güncelleme istediğini belirtmişti. Gabl‚a göre hava koşulları kötü değildi. Roskelley de işlerin yolunda gideceğini düşünmüş olmalı ki, aşağı iner inmez ailesine bilgi vereceğini söylemişti.

Zirveden ölüme

Yeni haftanın başlangıcında, maalesef son umut kırıntılarını da yok eden bir haber düştü yayın organlarına. Dağcıların cesetlerine 22 Nisan Pazar günü, bir köpek yardımıyla ulaşıldığı duyuruluyordu. İlerleyen saatlerde, Banff Millî Parkı’nın güvenlikten sorumlu ismi Brian Webster‚in açıklamaları paylaşıldı. Ekibin salı sabahı başlayan tırmanışı başarıyla sonuçlandırdığını fakat iniş sırasında, doğu yüzünde çığa yakalandığını aktarıyordu Webster. Roskelley’nin telefonunda bulunan ve saat 12:43’te çekildiği anlaşılan fotoğraf (4), zirvedeki mutluluğu yansıtmaktaydı.

İlk çıkışı 1999’da Steve House, Barry Blanchard ve Scott Backes tarafından yapılan M16 isimli rotayı bugüne kadar tekrar edebilen olmamıştı. Steve House 27 Şubat 2015’te, Facebook hesabındaki paylaşımında, M16’nın ikinci bir tırmanışı beklediğini belirtmiş, meydan okurcasına sormuştu: „Sıradaki kim olacak?“ Cevap Lama, Auer ve Roskelley‚den geldi gelmesine ancak ölümcül bir tekrar oldu bu.

Denge arayışı

Feci kaza yaşanmadan önce Roskelley ailesi hakkında herhangi bir bilgim yoktu. İlk anda öğrenebildiğim kadarıyla Jess, tanınmış Amerikalı dağcı John Roskelley’nin oğluydu. Babasıyla 2003’te Everest’e çıktığında henüz 20 yaşındaydı ve Everest’in doruk noktasına ulaşan en genç Amerikalı unvanını kazanmıştı. Yaşam, aşk ve dağlar arasında bir dengenin peşindeydi Jess. Lama ve Auer‚e büyük saygı duyuyordu. Onlarla tırmanabildiği için çok mutluydu. Birlikte öleceklerini nereden bilebilirdi ki?

Düşünceler

„Kayadaki Sihirbaz“ lakaplı Hansjörg Auer‚i son zamanlarda yakından takip ediyordum. Hemen her disiplinde, en iyi birkaç isimden biriydi Auer. Serbest solo tırmanışlarıyla tanınıyordu. Güney Tirol eyaletindeki Dolomitlerde yer alan Marmolada’nın güney duvarında, „Weg durch den Fisch“ isimli rotada yaptıkları, ona dünya çapında ün kazandırmıştı. Nisan 2007’de, 7b+ zorluk seviyesine sahip bu rotayı ipsiz, malzemesiz çıkması kesinlikle destansıydı.

Auer, 2008’de öğretmenliği bırakıp hayatını tamamen kayalara, dağlara adamıştı. Kaliforniya’da, aynı yıl içerisinde 20 metre düşünce ölümsüz olmadığını fark ettiğini belirtmişti. Yine de durmayan Auer, Dolomitlerdeki pek çok zorlu rotayı tamamlayıp dünyanın farklı yerlerindeki (Patagonya, Karakurum, Umman) dağlarda ilk tırmanışları gerçekleştirdi. Yıllar sonra, 2015’te, genel hatlarıyla şöyle diyordu: „Özellikle yaralandığımda veya kıl payı kurtulduğumda arkadaşlarımı, geri dönemezsem ya da dağlar için bedel ödemek zorunda kalırsam neler olacağını düşünüyorum.“ Auer zihnindekileri yanına alıp sahneden çekilirken bize ne yazık ki derin bir keder, tarifsiz bir üzüntü bıraktı.

Neşeli ve dikkatli

Tirol’de, Alplerin kucağında büyüyen „harika çocuk“ David Lama, kuşağının tartışmasız bir numarasıydı. Ueli Steck‚in yokluğunda, dağcılık dünyasında beni en çok heyecanlandıran kişiydi diyebilirim. Annesi Avusturyalı, babası Nepalli olan Lama’nın dağlara yönelmesi elbette şaşırtıcı değildi. Henüz üç yaşındayken tırmanmaya başlayan Lama, Peter Habeler gibi bir efsaneden eğitim almıştı. Bu sıra dışı yeteneği fark etmekte gecikmeyen Habeler, Lama‚ya şöyle demişti: „David, bir dünya şampiyonu gibi tırmanıyorsun. Günün birinde dünya şampiyonu olacaksın.“

Soldan sağa: Lama, Roskelley ve Auer.

Kendisine güvenenleri yanıltmadı Lama. İki disiplinde birden salon şampiyonluğu kazandığında on altısındaydı. Daha önce böyle bir başarıyı kimse elde edememişti. Sırada, doğadaki gerçek problemler vardı. Turnuvalardaki kurallı davranışların özgürlüğünü engellediğini düşünen Lama, kapalı alanlardan kayalara ve yüksek irtifa tırmanışlarına yöneldi. Tirollü anne, kıta dışındaki yolculuklarda bile oğlunu yalnız bırakmıyordu. Aile desteği, her geçen gün Lama‚yı bir üst noktaya taşımaktaydı.

Peter Ortner ile birlikte 2012’de, Patagonya’daki Cerro Torre‚ye Kompressorroute’den serbest stilde ilk çıkışı gerçekleştirdi David Lama. Bir takım hatalar nedeniyle tepki toplayan „harika çocuk“ hızla olgunlaşıyordu. Sakin, şakacı ve neşeliydi. Katıldığı bir televizyon programının (5) sonunda, sunucu Lama‚ya uzun ömürler diliyor; üstüne basa basa, „Dikkatli ol!“ diye uyarıyordu. Nitekim öyleydi de Lama. Tırmanış partnerleri tarafından fazlasıyla ihtiyatlı, titiz, planlı biri olarak tanımlanıyordu. Bütün büyük dağcılar gibi o da dağlara karşı saygılıydı. Örneğin Annapurna III güneydoğu sırtının ilk çıkışı için Auer ve Alex Blümel ile ana kampta bekleyen Lama, hazırlıkları bittiğinde bir de dağın hazır olup olmadığını soruyordu. Nihayetinde Annapurna III ekibe izin vermemiş, grup geri dönmek zorunda kalmıştı.

Keşfetmekten vazgeçmeyen, ailesinin ifadesiyle daima kendi yolunu takip edip hayallerini yaşayan Lama’nın son büyük başarısı, Ekim 2018’deki solo Lunag Ri tırmanışıydı. Yaklaşık 7.000 metrelik yüksekliğe sahip dağa hem Conrad Anker‚le hem de bir başına çıkmayı daha önce de denemiş fakat sonuç alamamıştı Lama. „Ölümden korkan hayattan da korkar“ diyordu bir belgeselde. Ne istediğini biliyordu. Geri döndü, bir kez daha denedi. Lunag Ri’ye çıkan ilk ve tek insan olmayı başarmıştı işte.

Yalnızca bir an

Kaza haberi duyulur duyulmaz görüşüne başvurulan kişilerden olan Reinhold Messner, en üst seviyedeki dağcıların yarısının hayatını kaybettiğini belirtiyordu. Yaşayanların daha iyi oldukları için değil, daha şanslı oldukları için hayatta kaldıklarını öne sürüyordu Messner. Aynı şekilde Peter Habeler, Tirol’deki Zillertal bölgesinde, Großer Möseler isimli dağda çığdan kurtulmasını şansa bağlıyordu. Baba Roskelley’nin de dile getirdiği gibi, M16 tarzı rotalarda tüm koşullar uygun değilse iş kâbusa dönüşmekteydi. Bir anlık şanssızlık her şeyi mahvedebilirdi.

Howse Peak’te, 16 Nisan Salı günü öğle saatlerinde neler olduğunu maalesef tam anlamıyla öğrenemeyeceğiz. Zirvede çekilen o fotoğrafın ardından nasıl bir felaketin yaşandığı hayal gücümüze kalacak. Kariyerlerinin en önemli tırmanışlarından birini gerçekleştiren Lama, Auer ve Roskelley ise ne yazık ki bir daha aramızda olmayacak.

………………………………………………………………………………….
1) http://www.toterwinkel.at/einstein-ginko-bilim-ve-bekarliga-veda/
2) Ueli Steck 30 Nisan 2017’de, Everest’in komşusu Nuptse’deki (7.861 m) antrenman sırasında düşerek hayatını kaybetti. Honnold’ın 3 Haziran 2017’deki El Capitan tırmanışını konu alan ve 2019’da en iyi belgesel dalında Oscar kazanan „Free Solo“ isimli yapımda, Steck’in ölümünün Honnold’a ve tırmanışa etkisi de değerlendirilmektedir.
3) Başkenti Innsbruck olan Tirol, Avusturya’daki 9 eyaletten biridir. Hermann Buhl ve Peter Habeler başta olmak üzere dünya dağcılık tarihinde yer edinmiş pek çok dağcı bu eyalette yetişmiştir.
4) Willkommen Österreich, 2014
5) David Lama’s Life of Climbing | Cerro Torre – A Snowball’s Chance in Hell

Vielleicht gefällt dir auch