Prof. Dr. Aysıt Tansel, babası sanatçı ve eğitimci Oğuz Tansel’i anlatıyor

Öğretmenlik, halk kültürü araştırmacılığı ve ozanlık, Oğuz Tansel’in kişiliğinde ayrılmaz öğeler olarak yer alır.

İstanbul – Oğuz Tansel 1915’te Toros yamaçlarının Meyre köyünde doğdu. Bozkır İlkokulu’nu, İstanbul’da Davutpaşa Ortaokulu’nu ve Pertevniyal Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’inde okurken başladığı öğretmenliği, 1969’da emekliye ayrılıncaya dek sürdürdü. İlk şiirlerini 1937’de Servet-i Fünun ve Varlık dergilerinde yayımladı. Öğretmenlik, halk kültürü araştırmacılığı ve ozanlık, kişiliğinde birbirinden ayrılmaz öğeler olarak yer aldı. 1942-48 yılları arasında Amasya’da derlediği masallarla, Pertev Naili Boratav ve Wolfram Eberhard’ın hazırladığı Türk Masal Tipleri Kataloğu’na katkıda bulundu. Yapıtları İngilizce, Fransızca, Almanca, Danca ve Korece’ye çevrildi. Ardından yüzlerce makale bırakan Oğuz Tansel, 30 Ekim 1994’te Ankara’da öldü. Ölümünden sonra, dostlarının yazılarından oluşan ve Metin Turan tarafından basıma hazırlanan bir kitap yayımlandı: Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel.

Şiirleriyle olduğu kadar masallarıyla da tanınan, “Masalcı Dede” diye anılan Oğuz Tansel nasıl bir babaydı? Masallarını yazarken nasıl bir ruh halinde olur, evin içinde nasıl davranırdı?

Prof. Dr. Aysıt Tasnel: Kitaplar arasında büyüdük. Kocaman bir kitaplıkta istediğimiz kitabı karıştırmamıza izin vardı. Henüz okula gitmezken kitapların büyük harfli bölüm başlıklarını okuyabilir; kargacık burgacık yakıştırarak bitişiğine yazmamıza bile ses çıkarılmazdı. Babamızın dolma kalemiyle “yazıp çizmeyi” çok severdik. Okumayı öğrenmeden önce bile bize zaman zaman kitap alınırdı; özellikle, doğum günlerinde ve yılbaşlarında armağanlar hep kitap olurdu. Verilen kitapları sevmeyip okumamışsak kabahat bizde değil, kitaptaydı. Babamız böyle söylerdi. Masal anlattığını anımsamıyorum; fakat kitaptan, örneğin Grimm kardeşlerden bize masallar okurdu. Ben daha ilkokula gitmiyorken, “Açıl Susam Açıl” adlı bir kitabı “Çocuklarıma” diyerek imzalamıştı. Daha başka birçok kitaplarımız da vardı. Abim Ülkün Tansel’e ithaf ettiği, Pearl S. Buck’tan “Mandali Çocuklar”, “Yiğitlik Buna Derler” adlı kitaplar ve diğerleri… Oğuz Tansel dost bir babaydı. Bu dostluğun değerini bilir, onu düş kırıklığına uğratmamaya çalışırdık. Çocuklarına sevgisi şu iki şiirine yansımıştır: “UğurlamaÇiğdem’le Aysıt’a”  (Dağı Öpmeler, s. 99) ve “Hastanede” (Mutluluk Peşinde, s. 102). Oğuz Tansel çalışırken biz çevresinde olmazdık. Sessizliği severdi.

Yaşamında karşılaştığı zorluklar var mıydı? Bunlar aileye, siz çocuklara nasıl yansıyordu?

Toplumcu dünya görüşüne sahip bir insandı. Bunu hiçbir gün inkâr etmedi. O zamanların şartlarında, toplumcu bir görüşe sahip olmanın zorluklarını, bugün düşünebilmek ve anlamak hiç de kolay değildir. Bu nedenle, Konya’daki tutucu ortamla ve okullarda müfettişlerle cebelleşmek zorunda kaldı. Dünya görüşünden dolayı düşmanlar edindi. Çocuklarını, kendisine düşman öğretmenlerin eline bırakmamak için -ilkokuldan sonra- (beni de ortaokuldan sonra) Konya dışında, yatılı okullarda okuttu. İşini çok iyi yapan bir öğretmendi. Bu nedenle, müfettiş soruşturmalarından alnının akıyla çıkmıştır. Konya’da sevmeyenler arasında kendisine selam vermemek için kaldırım değiştirenler olmuştur. Buna rağmen tutarlı bir insan olduğu için sevenleri de çoktu. Öğrencileri onu her zaman çok sevdiler. Ölümünden sonra kendilerine katkılarını anlatan çok önemli yazılar yazan öğrencileri oldu. Bunlardan üç tanesini, “Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel” adlı kitabın genişletilmiş ikinci baskısında bulabilirsiniz.

 Fakir Baykurt ile Oğuz Tansel’in adı Konya’da birlikte geçer. İlişkileri, ortak noktaları neydi?

Bu sorunuzun yanıtı, “Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel” adlı kitapta Fakir Baykurt’un yazdığı “Çile Eri Oğuz Tansel” adlı yazıda var. Bu yazıya, www.oguztansel.org/tr sitesinden de ulaşabilirsiniz.Baykurt’un Konya’dan ayrılmasından sonraki yıllarda Burhaniye-Ören’deki Öğretmenler Mahallesi Sunar Sitesi’nde daireleri olması nedeniyle yazları buluşup görüştüler. Oğuz Tansel’e “ağabey,” derdi. “Yılanların Öcü” romanını taslak halindeyken ilk okuyanlardan biri Oğuz Tansel’di. Hatta dinleyen diyebiliriz. Baykurt bu romanını Nadir Nadi Roman Ödülü Yarışması’na yollamadan önce Oğuz Tansel’e okudu. Bunun için akşamları Oğuz Tansel’in evinde buluştular. 15 gece kadar ve gece yarılarına kadar bu romanı baştan sona okudular, görüş alışverişinde bulundular. Roman, ödülü aldığı zaman, dostlarıyla birlikte bir kutlama yemeğini de Oğuz Tansel’in evinde yaptılar.

Çok yönlü bir kişiliğe sahip; şiir ve masal yazarlığı, halk bilimciliği, örgütçülüğü, eğitimciliği. Kendisini en iyi hangisinde ifade ettiğini söyler miydi?

Bu saydıklarınızın tümü bir bütünün değişik yüzleridir; Oğuz Tansel bunların hepsi ile uğraşmayı sevmiş ve bundan mutlu olmuştur; ancak, Oğuz Tansel için en önemlisi ozanlığıydı. Yazmayı bir kişisel mutluluk aracı olarak görmedi; şiirlerini toplumun mutluluğuna giden yolda bir araç olarak gördü ve kullandı. Ayrıca Oğuz Tansel resim ve muzik ile de ilgilendi ve birçok ressam dostunun (Abdullah Çizgen, İbrahim Balaban, Metin Eloğlu, Seniye Fenmen ve diğerleri gibi) resim sergilerini organize etti, bu sergiler için tanıtım yazıları yazdı.

1994’ten beridir her yıl Oğuz Tansel anma etkinlikleri yapılıyor. Oğuz Tansel Edebiyat Ödülleri,  düzenleniyor aynı zamanda. Oğuz Tansel’in kızı olmanın ayrı bir sorumluluğu olmalı. Ne dersiniz?

Oğuz Tansel yazın ödülü şiir, halkbilim ve çocuk yazını dallarında -dönüşümlü olarak- her yıl veriliyor. Onu asıl yaşatacak, kendi yazıp bıraktıklarıdır. Benim yaptığım, onun yaratılarını, yazdıklarını yeni kuşaklarla buluşturmaya çabalamaktır. Tek kişiye bile olsa.

Oğuz Tansel doğaya, müziğe de âşık biri. Bu konularda neler söyleyebilirsiniz?

Oğuz Tansel’de doğa sevgisi, şiirlerine nasıl yansımışsa öyledir. “Çiçekleri sevmeyen insanları sevemez” derdi. Doğa sevgisi en çok açıkça şiirlerinde görülür. Eray Canberk’in dedigi gibi: “… Mitoloğya ile harmanlanmış bu şiirlerde yalnızca doğa betimlemeleri yoktur; doğayı seven, doğayla barış içinde yaşamayı isteyen, doğaya insanmış gibi davranan bireyin doğa anlayışı, bir doğa felsefesi vardır.” Güllere t-aşısı yapmayı babamız öğretti. Söğüt ağacının dallarından düdük yapmayı babamız öğretti. Ateş yakıp buğday başaklarını kavurup tanelerini yemeyi…

İyi avcıydı, yalnız uçara atardı. Savunmasız duran canlıları avlamazdı. Av tüfeği kullanmayı ağabeyimize babam öğretti. Türkü söylediğini duymadık ama has müzikten anlardı. En sevdiği türkü Isparta Zeybeği, diğer adıyla “Evlerinin önü mersin”di. Türkülere düşkünlüğü dolayısıyla abimin saz çalmasını, öğrenmesini istemiş ve onu küçük yaşta saz ustalarından ders almaya yöneltmişti. Bizler de türküleri çok sevdik.  Ayrıca, üçümüz de çeşitli yörelerin halk oyunlarını öğrendik ve oynadık. Hatta ben halk oyunlarıyla milli oyuncu bile oldum. Oğuz Tansel ayrıca klasik batı müziğini de çok sever ve dinlerdi. Klasik Türk müziğini ise sevmez, dinlemezdi.

Anneniz Kalbiye Tansel de bir edebiyatçı. Babanızın çalışmalarına etkisi oldu mu?

Annemiz Kalbiye Tansel’in çok çalışkan bir öğrenci olduğunu biliyoruz. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nü bitirmişti 1938’de. Fakülte bitirme çalışmasının, Fatih’in divanının istinsahı olduğunu biliyoruz. Ayrıca bizim çocukluğumuzda evde aruzla yazılmış şiirlerin vezinleri üzerine tartıştıklarını anımsarız. Annemizin Fransızcası da çok iyi idi. Amasya’da, Türkçe öğretmenliğinin yanı sıra Fransızca öğretmenliği de yapmıştı. Ankara’da Çankaya Lisesi’nden emekli olmuştu. Emekli olduktan sonra oturduğumuz Karakusunlar semtinde çevredeki çocuklara, parasız olarak, edebiyat, Türkçe ve Fransızca dersler vermiştir. Zaten annem de babam da bütün yaşamları boyunca hiçbir zaman paralı ders vermediler ama parasız ders verdikleri çok olmuştur.

Anneniz, Oğuz Tansel’in eserlerinde görünüyor mu? 

Annemiz Kalbiye Tansel, babamız Oğuz Tansel’in sanatçı “deliliklerine” katlanmıştır. Oğuz Tansel de onun değerini bilmiş, onu başından yüksekte bir yere koymuştur. Ölümünden sonra yayınlanan son şiir kitabını, “Altın Yürekli Karım Kalbiye Tansel’e” diyerek annemize ithaf etmiştir.

………………………………
ayseesimsek@hotmail.com

Vielleicht gefällt dir auch