Şiir } Nehir çocuğuydum, büyüdüm deniz gördüm

Yıllar önce İstanbul’a ayak basışımı, orda hapsedilişimi, yıllar sonra serbest kalışımı ama eski semtimizi ve kenti bulamayışımın hikâyesini dile getiren, 2002’den beri beklettiğim, yayınlamadığım bir şiirimi paylaşıyorum.

Viyana – Tuzla, benim İstanbul’a katıldığım ilçeydi. İlk ordan, banliyö trenlerine bindim. İlk orada (“Mezarlık” mevkiinde) denize girdim. Ayvayı, narı, inciri, üzümü, keçiboynuzunu, muşmulayı ilk Tuzla’nın bağlarında dalından koparıp yedim. Tuzla’da siyasete başladım; devrimci fikirler edindim, okul boykotlarına katıldım, duvar yazılamaya çıktım, kahvehanelerinde bildiriler dağıttım. Tuzla Lisesi’nde, liseli bir gençtim bütün bunlar olurken.

Tam lise bitmişti ki askerî darbe oldu. 19 yaşımda, binlerce devrimci gibi kendimi hapisanede buldum. Beş yıl sonra, Metris Cezaevi’nden çıkıp tekrar Tuzla’ya döndüğümde, o eski semti bulamadım. 1986’da Cağaloğlu’da gazeteciliğe başlamam, Tuzla’dan adım adım kopmamı da beraberinde getirdi.

Yukarıda zikrettiğim dönemi dile getiren ve 20 Haziran 2002 günü tamamladığım, son halini verdiğime inandığım ama henüz hiçbir kitabımda yer vermediğim bir şiirim var. Aşağıda, tamamını paylaşıyorum o şiirin.

NEHİR ÇOCUĞUYDUM BEN

yıllar önce iştahla dadandım İstanbul sokaklarına
nehir çocuğuydum ben, büyüdüm de deniz gördüm
tuna kıyılarında dilsiz kalarak yaşlanırken
yine ama başka bir çocuğum şimdi

yıllar sonra viyana’da
bir ağacın dallarını suda gördüm bugün

bilir misiniz, dünyanın bütün nehir çocukları
sudaki ağaç dallarından cesaret alır
akıntıya karşı öğrenir ilk kulaçları
büyüyüp deniz görseler de bir gün
düşlerinde hep denizaşırı köpürürler
belki bu yüzden her kumsalda çektikleri en derin özlem
dalını suda görmektir bir ağacın

inanasım gelmiyor ya
bugün bir ağacın dallarını suda gördüm

bir gece yarısı, istanbul’un bahçeli bir evinden alındım
balıkçılar ağlarını salmazdan az önceydi
tam beş yıl martısız kaldı kıyılarım
bahçelere beton dikilip asfalt döküldü gübreliğine
hapisten bir apartmana çıktım beş yıl sonra

apartmanlara çıkalıberi ilk kez
bugün suda gördüm bir ağacın dallarını

her bir yaramın etrafını çizdikleri çok oldu
dualarla okuyup üfledikleri de
sınır boylarımı belirlemek içindi hepsi
hiçbir yarama tükürtmedim fakat
ağrısı bana kaldı, kaygısı anneme

sınırsız kaldığım içindir belki
suda, bir ağacın dallarını gördüm bugün

öyle boşuna kuşkuyla bakmayın ellerimdeki lekelere
gözbebeğiniz kadar temiz bir mazisi var onların
açmamış çok gelincik yedim çocukken
sakınmadım tomurcukların sütüne belenmekten
hepsi bu

iyi ki sakınmamışım
suda bugün, bir ağacın dallarını gördüm

elbette dünyanın bütün nehir çocukları
aynı iştahla yeniden dadanabiliriz
istanbul, viyana, paris, leipzig, kuala lumpur
bütün bu kentlerin en olmadık sokaklarını
birer coşkun nehre çevirmek, hâlâ mümkün
ve bütün deniz kıyılarını martılara boğabiliriz hâlâ
bağışlatabiliriz eski sınır boylarımızı
ellerimizin o mazisi temiz lekelerine

biliyorum varsınız elbet
bugün, dallarını suda gördüm bir ağacın

Vielleicht gefällt dir auch