Sovyetik sinemanın, bu alana kazandırdığı “ilk“ler

1917 Ekim Devrimi’nin hemen ertesi, hayatın hemen her alanı açısından oldukça curcunalı, kaotik, ama yanı zamanda heyecanlı ve coşkulu bir dönem olur. Göz kamaştırıcı gelişmeler, değişimler yaşanır; yaratıcı bir karmaşa halidir bu. İleriye yönelik fikirlerde, tarzlarda çok çeşitlilik vardır.

Viyana – Öncelikle, çok kısaca sinemanın Rusya’ya girişine değinerek başlamakta fayda var. Ülkedeki ilk film gösterimi, 1896 Mayıs ayı içinde St. Petersburg’ta yapılır. Sonra, birer İngiliz ve Amerikalı şirket, film gösterimlerini Rusya’ya da yayar. Derken, birçok başka yabancı şirket büro açar, film gösterimleri gerçekleştirir. Ülkede film üretimiyle ilgili ilk adım ise 1907’de atılır. Bir Fransız şirketin, Alexander Draknov’a yaptırdığı “Don Kazakları” adlı bu belgesel film bitirilemez. Seyirci karşısına çıkan ilk Rus yapımı film, yönetmenliğini Viladimir Romashkov’un yaptığı “Stenka Razin” olur. Bu ilk film, 15 Ekim 1908 günü gösterime girer. Bunu, ülkenin büyük kentlerinde sinema salonları açılması, film stüdyoları kurulması izler. 1909’da yapılan filmlerin sayısı 23’ü bulur. 1916’da, 500’ü aşar. Rus sineması bu tabloyla devrim sürecine girer.(1)

Ekim Devrimi’nin yaşanacağı 1917 yılında, sinema işçileri üç mesleki örgüte sahiptir. “Dağıtımcı, Gösterimci ve Yapımcılar Federasyonu“, “Sinema Sanatı İşçileri Birliği“ ve “Sinema-Tiyatro İşçileri Birliği“ olmak üzere. Devrimden sonra ise 1918’de Moskova ve Petrograd’da “Sinema Komiteleri“ kurulur ve film endüstrisinin bir kısmı ulusallaştırılmaya başlanır. Yukarıda zikredilen üç dernekten son ikisi, bu uygulamaları destekler. Petrograd Komitesi 1918’ün sonuna kadar, kapalı haldeki 64 sinemayı ve 2 sinema stüdyosunu ulusallaştırır. Moskova’daki ulusallaştırma işlemi, Ocak 1920’ye kadar sürer.

Göz kamaştırıcı devrimin yaratıcı karmaşa günleri

1917 Ekim Devrimi’nin hemen ertesi, hayatın hemen her alanı açısından oldukça curcunalı, kaotik, ama yanı zamanda heyecanlı ve coşkulu bir dönem olarak tanımlanır. Göz kamaştırıcı gelişmeler, değişimler yaşanmaktadır; yaratıcı bir karmaşa halidir bu. İleriye yönelik fikirlerde, tarzlarda çok çeşitlilik vardır. Toplumun içine girdiği devrimci dönüşüm ortamında, sanat alanında yeni akımlar boy atmaktadır. Bu durum, kaçınılmaz olarak sinema sanatı için de söz konusudur. Yeni tanımlar, adlandırmalar, kurumlar, örgütlenme ağları… Sanatın her bir alanında, eski anlayışlar ve buna uygun eserler, ürünler hızla devre dışı kalmaktadır.

Lenin, 27 Ağustos 1919’da özel film ve fotoğrafçılık girişimlerini ulusallaştıran (devletleştiren) “Fotografik Ticaret ve Sanayinin Halk Eğitim Komiserliği’ne Devri Hakkında” Halk Komiserleri Konseyi Kararnamesi’ni imzalayarak, Sovyetik sinemanın doğumuna yasal bir zemin sağlar. Sinema işleri, Anatoli Vasilieviç Lunaçarski’nin başında bulunduğu Halk Eğitim Komiserliği’ne bağlı yürütülmektedir artık. Bütün bu alt-üst oluş sürecinde, sinema alanında -hem de dünya çapında- bir dizi “ilk”e imza atılacaktır.

1919’da dünyanın ilk sinema enstitüsü VGIK kuruldu

Ekim Devrimi’nin dünya sinema tarihine kazandırdığı ilk “ilk”, 1 Eylül 1919 günü kurulan “Rusya Devlet Sinematografi Enstitüsü” (Vsesojuzniy Gosudarstvenniy Institut Kinematografi-VGIK) olur.(2) Dünyanın ilk sinema enstitüsü ve sinematografi eğitimi veren en eski kurumu. Genç Sovyet Hükümeti, sinemanın toplumsal dönüşümde oynayabileceği rolün farkındadır. Hükümet adına verilen demeçler, bunu yeterince ortaya serecek çokluktadır. “Bizim için sinema, sanat dallarının en önemlisidir”, türü açıklamalar yapılır sık sık. Vladimir Gardin’in inisiyatifinde, Moskova’da kurulan VGIK, sinema sanatına devrimin hemen ertesinde başlı başına bir kurumsal konum kazandırmıştır. Bir sanat alanına yönelik yaratılmış bu farkındalık, önemli ve büyük adımlar atılmasını sağlamıştır. Sergei Eisenstein, Vsevolod Pudovkin, Aleksey Batalov gibi sinema sanatının yetkin isimleri, bu esntitüde ders verenler arasında yer almıştır.

Sonraki on yıl içinde, yani 1920’li yıllar boyunca Sovyetik sinema sanatı, önemli ve büyük başka gelişmeler de gösterir. Bu gelişmelerin yaşanmasında, VGIK’ten mezun olan yönetmenler ve film yıldızlarının önemi bir rolü vardır. Ki SB’de tam metrajlı ilk sanat filmi VGIK’te yapılmıştır. Aynı dönemde, yeni bir kurumlaşma adımı olarak, Moskova Film Komitesi inisiyatifinde, “Yeniden Kurgulama Bölümü” kurulur. Sovyet sinemasının ilk montaj teorisyenlerinden biri olan Vladimir Gardin, bu bölümde konferanslar vermeye başlar. Konferansların katılımcılarından Lev Kuleshov, ileride Gardin’in düşüncelerini geliştiren kişi olacaktır.

Onlarca yıl boyunca VGIK’te, sayısızca sinemacılık ve televizyon uzmanı yetiştirilegeldi. Sadece Rusya, sadece SB’yle de sınırlı kalmadı bu eğitim. Birçok ilgili kaynakta, 70’ten fazla ülkenin vatandaşlarının VGIK’te eğitim yaptığı ifade edilir. VGIK’te eğitim Rusça yapıldığı için, bu esntitüye başlayan yabancılar ilk yıl hazırlık kurslarına devam ederler. Rus dili, edebiyatı, plastik sanatlarını öğrenirler. Hem Sovyetik sinema, hem dünya sinemasında yaşanmış aşamalarla, çığırlarla ilgili bilgi sahibi olurlar. Başarılı olmuş yönetmenleri ve eserlerini tanırlar. Bu enstitüde yetişenler ülkelerine dönmüş, ülkelerinde sinemacılar yetiştirmiş, benzer eğitim merkezlerinin oralarda da kurulmasına öncülük etmişlerdir.

1922: Sinemaya bakanlık düzeyinde bir kurum sahnede

1921’de Petrograd’ta Grigori Kosintzev, Leonid Treuberg ve arkadaşları, “Egzantirik Oyuncu Fabrikası”nı (FEKS) kurarlar. 1922’de, o güne kadar dağınık olan sinema komiteleri, tek bir sinema kurumunun çatısı altında birleştirilir. Bakanlık düzeyinde bir kurumlaşmadır bu ve “Goskino“ (devlet sineması) adı verilir. 1925’ten sonra “Sovkino“ adını alır. Sinema alanındaki yapım, dağıtım, her türlü kiralama işini yurtiçinde ve dışında yürüten tek merkezdir. Ülkedeki tüm sinema stüdyoları bu yeni kuruma bağlandı. Her stüdyo, kendi “sanat birliği”ni oluşturdu. Birliklerin yönetim kadrosunu, sinema çalışanları seçmekteydi.

Yine yaklaşık yıllarda (1925’ten başlayarak) Ukrayna, Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan, Özbekistan gibi SSCB cumhuriyetlerinde de farklı yerel isimlerle bölgesel “Sovkino“lar kurulur, stüdyolar inşa edilir. Ukrayna’da VUFKU, Azerbaycan’da AFKU, Orta Asya’da Bukhkino, Gürcistan’da Goskinprom… Bu kurumlar da, “Sovkino“ gibi zamanla yapımcılık işini de üstlenirler.

Sovkino’ya bağlı birliklerin film üretim tarzına gelince: Yönetmen, senaryosunu bağlı bulunduğu birliğe verir, birlik onu Sovkino’ya ulaştırır. Senaryo, burada ilgili komisyonlarca değerlendirmeye tabi tutulur. Çekim için uygun görülmüşse senaryo, bu kararla, birliğe geri gönderilir. Birlik, onay almış o senaryoyu çalışma planında sıraya koyar. Film çekildikten sonra, bir kere daha Sovkino’nun yolunu tutar. Senaryonun çekilmiş halinin de onaylanması için. Onay alınmışsa, kategorisi belirlenir filmin; çok iyi, iyi, vasat gibi derecelendirmelerle. Sovkino’dan gelecek finansal karşılığın miktarı, bu derecelendirmeye yakından bağlıydı. Onay alınmışsa, yönetmen için çektiği film kâr mı eder, zarar mı, bu dert edilmezdi. Bu madalyonun bir yüzüydü. Öteki yüzde, çekim onayı olmayan çokca senaryo vardı ve hatta çekimi yarıda bırakılan, tamamı çekilip gösterime sokulmayan, sadece sinema okullarında gösterilen filmler de.

Bunun yanı sıra yönetmenlerin kurduğu daha lokal kurumlarda söz konusudur. Örneğin, 1923’te Sergei Eisenstein, “sine-kolektifi”i kurar. 1924’te, yine Eisenstein ve Kuleshov’un öncülüğünde,“Devrimci Sinematografi Derneği” oluşturulur vs.

İkinci ve üçüncü “ilk”ler

İkinci “ilk”, 1926 yılında yaşandı. Bir “filmotek” kuruldu ve bu oluşum zamanla “Gosfilmofond” adıyla anılmaya başlandı. VGIK, dünyanın ilk sinema enstitüsüyken, “Gosfilmofond” da, “dünyanın ilk filmoteği” oldu böylece.(2) Bu filmotek günümüze kadar kalmış, bugün de alanı için çok değerli bir mirastır.

Sovyetik sinemanın, dünya sinema sanatına kazandırdığı üçüncü “ilk”; 1930’lu yılların başlarında, Vasilyef Kardeşler’in (Georgi ve Sergei) dünyada ilk “film yapımı ve yönetmenliği eğitim programı”nı ortaya çıkarması olur. 1934’de yaptıkları “Çapaev” filmiyle büyük bir başarı gösterirler. İlk yıl, sadece SSCB’de 30 milyon kişi tarafından seyredilmiş, Sovyetik sinema tarihinin en popüler eserlerinden biridir. Uluslararası alanda da büyük yankılar uyandırmıştır. Sovyetik sesli film atılımının “altın dönem”inin taşıyıcı eserlerinden sayılır.

Gidişata dair temel bir tartışma ve iki önemli karar

1917-25 yılları arasında, genel olarak sanat alanındaki gidişatla ilgili önemli tartışmalar yaşanır. Devrimi yapan cephede, bu konuda iki farklı görüş çıkmıştır ortaya. Tartışmalar, 1925’te Politbüro’da bir sonuca bağlanır. “Sanatsal stillere karışmama kararı” alınır. Sovyetik sinemanın en heyecan verici ve yaratıcı dönemidir yaşanan ve bu hal, esasen 1934’e kadar devam eder. Eisenstein’dan Ekim ve Potemkin Zırhlısı (1925), Abraam Romm’dan Yatak ve Divan (1926), Pudovkin’den St. Petersburg’un Sonu (1926), Vertov’dan Sovyet Uzun Adım İleri (1926), Dovzhenko’dan Zvenogore (1928), Sergey Yutkevich’den Tül (1928), Trauberg ve Kozintsev’den Yeni Babil (1929) gibi filmler bu döneme aittir. Döneme ait film istatistikleri şöyledir: 1918’de 6, 1922’de 16, 1925’te 80, 1928’de 124, ve 1930’da 128 film çekilir, gösterime girer.

1930’da, sinema sektörü örgütlenmesinde bir değişime gidilir. Eğitim Bakanlığı’yla koordine halinde çalışan Sovkino yerini, Ulusal Ekonomi Yüksek Konseyi’nce denetlenecek “Soyuzkino“ya bırakır. İki yıl kadar sonra, 1932 yılında Literaturnaya Gazeta’da (Edebiyat Gazetesi) ilk kez “sosyalist gerçekçilik” kavramı kullanılır. Sovyet yazarların, 1934’de yapılan ilk kurultayında tanımlama benimsenir ve “sosyalist gerçekçilik“, SB’nin resmi sanatsal anlayışı olarak ilan edilir. Bu ikinci karar, 1925’te alınan birinci kararın (“sanatsal stillere karışmama kararı”) tedavülden kalkması anlamına gelecektir. “Yaratıcı karmaşa günleri”nin sonuna gelinmiştir. Her şeyde bir ve aynı düzen tutturulacaktır.

…………………………………………………………….
Kaynaklar ve Dipnotlar:
1) Alpay Hükümdar, Sovyet Sineması ve Öncüleri, www.academia.edu
2) Kaynak: http://www.vgik.info/today/ (1986’da Rus sinema yönetmeni ve aktör Sergei Gerasimov’ın adı verildi. Halen “Rusya Devlet Gerasimov Sinematografi Enstitüsü” adıyla faaliyettedir.)
3) Bu konudaki kaynağım, Fransa Sinemateği’nin kurucusu Anri Langlua’dır.

Vielleicht gefällt dir auch