DENİZ ÖZEN-BAŞARAN

Unutma beni

Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı
Okyanusları mavi olmayan
Benim için hayat
Kalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı*

Didem Madak aramızdan ayrılalı 8 koca yıl geçmiş. O giderken üç yaşında olan kızı Füsun, simdi 11 yaşında. Uzaktan fotoğraflarından seviyor, takip ediyorum büyümesini. Annesine benzeyen yüzüne bakarken, özel bir roman okuyor gibiyim sanki.

Bir sabah seherinde Edirnekapı’da, Burcu ile işçilerden aldığımız fideleri dikeli Didem’in toprağına, tam koca 8 yıl. İlk kez birinin mezar toprağına çiçekler dikip sulamıştım. İlk kez uzun süre hafızamdan çıkaramadığım bir yüz kalmıştı aklımda. Sen kalbinin doğusunu anlatmıştın bize, ben seni her anımsadığımda, kalbimin acımasını anlatıyorum birilerine.

Şairliğini keşfedip yanına gelmiş „Sen şairmişsin, çok mutlu oldum“ dediğimde; “yarın sana kitabımı getireyim” diye tüm nezaketinle imzalamış, “Pul biber mahallesi”ni ardı gün getirmiştin. Ne çok okudum seni. Ne çok sevdim yazdıklarında. Bileydim gideceğini, daha çok sohbet ederdim oysa. İyi ki yazmışsın. Her bir şiirin çocukluk hallerimize, çizgi film izletiyor gibi. Biraz muzip, biraz buruk, biraz deşen. Bu dünyanın sığınaklarından birisisin Didem. Kaç kişi sana sığınıyor gitsen de bilsen, kolların ne çok büyük artık, görsen. Mavi çicekler kalsın üzerinde.

&

Maviye kulaç attıkça ben bu yaz, şiir çıkıyor denizin dibinden ıpıl ıpıl. Can Yücel, İlhan Berk, Gülten Akın, Edip Cansever „yaz“ üzerine yazmışlar. Her akşam birini okuyorum. Güneşi o şiirle batırıyor, ardından zeytin ağacındaki salyangoz izini okşuyorum. Bir yamayım zaman içinde.

Elinin yüzünün saçının akşamın ayışığının yamasıyım.

Akışı sağlıyorum delikleri kapatıp. Rüzgar üstümden esip, elma ağacının yaprağına geçiyor. Dönüp gözlerime bakıyorum. Hiç birşey bilmiyorum. Hiç birşey Hiç!

Zaman ben falan değilim, Aragon yanılmış. Bu bir sır değil, bak gözlerime. Parmaklarımı sokup kum tanelerinin dizilişini izliyorum karınca misali.

Karşı kıyıda bir uç uç böceği. Ellerimi silkeleyip yanına dikiliyorum, şaşkınlıkla bakıyoruz birlikte. İnsanları, olayları, bahçeleri, vitrinleri, süsünü boynunun, gözünün baktığını bakmadığını dilinin dediğini demediğini görüyorum.

Sen beni gör istiyorum, geri kalan herşeyi ben görüp anlatırım. Şurda diyemediklerim var, burda eriyen içim. Görüyor musun?

Issız bir öğle vaktinde salınan uykulardan geçiyorum. Düşler de güzel, düşlerde cesur, düşlerde buluttayım. Zaman ben falan degilim.

Zaman annemin beyaz saçı, babamın sırtındaki kesik, kardeşimin göz pınarı.

İçimde bir kız, kösnümüş izliyor. Hiçbirsey bilmiyor. Hicbirsey Hic!

Kocaman bir yamayım hayata. Kumları silkeleyip ayaklarımdan adımlıyorum maviyi. Derine indikce üşüyorum. Kulaç attıkca ben, ipil ipil balıklar.

Bak diyorum içimdeki kıza, annenin şen sesi. Umut bu balığın gözlerinde saklı. Bakıyor aşağıya, izlesin diye gözleri, kulaç atıyorum, gozlerim sımsıkı yumulu. Kocaman bir yamayım ben, denizi dikiyorum şimdi!

………………………………………………………
*”Kalbimin En Doğusundan” adlı şiirinin dört dizesini girişte paylaştığım Didem Madak, 24 Temmuz 2011’de aramızdan ayrıldı.

d_dalgasi@hotmail.com

Vielleicht gefällt dir auch